Piraye (2. Bölüm)
“Sonbahar, hep sonbaharlardı beni yıkan. Neden ben? Neden bu kadar çaresiz? Kendimi kendimle bırakabildiğim tek anımı da siz bozdunuz. Kimsiniz siz?”
"“İyi olduğumda çok iyiyimdir; ama kötü olduğumda daha da iyiyimdir.” — Mae West"
"“İyi olduğumda çok iyiyimdir; ama kötü olduğumda daha da iyiyimdir.” — Mae West"
“Sonbahar, hep sonbaharlardı beni yıkan. Neden ben? Neden bu kadar çaresiz? Kendimi kendimle bırakabildiğim tek anımı da siz bozdunuz. Kimsiniz siz?”
Tanrı güneşi de alt etti. Ve güneş ışıklarını tanrının masasında bıraktı. Bunu gören polis ve asker gibi türlü pislik, jargoncu, yolsuz orospu çocukları ve arkalarından aleni kokuşmuşlar dünyayı terk etti. Ben kadınımın koynundayım. Durumu eşitledim ve kaybedecek bir şey kalmadı. İkimiz de toplamda yirmi gram jointy ediyoruz. Ölüm
Yataktan kalmak için yaptığım sayısız hamlelerin ardından yaklaşık, on beş dakika sonra ancak yatakta oturur duruma gelmeyi başardım. Aman allahım bu ne yorgunluk? Nasıl bir dert? Anlatmanın imkanı yok....
"Rahat ol efendim, rahat ol, hacca da gidersin, Şam'a da gidersiniz, isterseniz Tayland'a bile gidersiniz. Bizler olduğumuz müddetçe bu vatan bölünmez diyorum ya, eşkiya'nın eninde sonunda işi bitecektir.Ordu, millet, sizler, bizler, cemaat, karakol el ele bu vatanı böldürmeyiz.Merak etmeyin siz... "
Yetiştirme Yurdu'nda çalıştığım yıllara ait bir anı-hikaye
Gelmedi İstanbul,bir güvercin göndermedi engin gökyüzünden,sakladı yıldızlarını bulutların ardına ve milyonlarca çiğtanesi düştü gözlerimden ama gelmedi İstanbul sen ellerinden sıkıca tutmuşken.Ve senin adını firar koydum,dudağımda bir kan lekesi ve milyonlarca kırık yıldız düştü gökyüzünden.İstanbul kayıp sen firarlarda...İstanbul hala aranıyor ama adını yalnızlığımı saklayan gölgem koydum ve her gece
Okunacak hiçbir şey yoktur.
Yaşanmıştır ve bitmiştir.
Bu kez yaz'ıl'mamıştır!
Kırk beş yıldır vaaz veren Muhsin Hoca, sesi eskisi kadar güçlü olmasa da bilgeliğiyle cemaati etkilemeye devam ediyor. Bir sabah camiden çıkıp avluda masum bir şekilde sohbet eden genç çifti görünce, yıllardır öğrettiği "karşı cinse bakmanın haram olduğu" düşüncesiyle çelişen duygular yaşıyor. Bu an, yaşlı hocanın içsel sorgulamasını
"AşK her yerde: karşıdaki küçük kız çocuğunun masumiyetinde, yetmişindeki teyzenin hayır duasında, radyodan yükselen şarkının her notasında, gümüş kutusunu elinden bırakamayan herkeste AşK... AşK, hiç gitmedi ki...
Yaşlı bir adamın hikâyesi bu. Yaşamın yorgunluğuna katmıştı yorgunluğunu. Sabah çayını içiyordu. Demli çayını. Yüreğinde demlenmiş nice acılar gibi demli çayını Ve sigarası yoldaştı ona. 64 yıllık yaşamına üç hecelik mutluluğu sığdıramayanlardandı.
Mutluluğun doğası ve şampiyonluk kutlamaları ile ilgili...