Çocukluk Kesitleri 3
Özellikle kocaman bebeğin o küçük burundan nasıl düştüğüne takılıp kalıyorum.
"Gerçekler, bir yazarın kaleminden çıkana kadar sadece potansiyel yalanlardır." – Terry Pratchett (kurgusal alıntı)"
"Gerçekler, bir yazarın kaleminden çıkana kadar sadece potansiyel yalanlardır." – Terry Pratchett (kurgusal alıntı)"
Özellikle kocaman bebeğin o küçük burundan nasıl düştüğüne takılıp kalıyorum.
Sonunda merdiveni çıkmayı tamamen bırakmak istedim. Çok uzun, bitmeyen uykuya kendi kendime dalmaya çalışarak merdiven çıkarken en tehlikeli olan kazayı yaşadım; kendimi yaraladım.
Büyükçe odanın köşesindeki mutfağa benzemeyen eğik tezgah üzerinde kimsenin bilmediği – belki de bir anlamda var olmayan – mezeleri hazırlarken tam olarak tanımlayamadığı bir beklentisizlik içerisindeydi. İçindeki beklentisizliği o denli yoğun olarak hissediyordu ki, bu beklentisizliğin varacağı durum bir beklenti halini almıştı.
Sabahattin Ali
int.de binlerce insanın yaşadığı yoğun duygular üzerine bir öykü...
Gülbahar, yuvasından yavrusunu kaptırmış kuş gibi, çaresiz dönüp durdu eşinin başında. Aklına birden kayın validesiyle kayın babası düştü. Gecenin bu ileri saatinde -henüz üstünden çıkarmadığı-gelinliğiyle, kayın babasının yanına gitmek için hızla evden çıktı. Kocasını o halde tek başına bırakarak.
Benim var olduğum zaman dilimi içerisinde, insanlar yok oluyordu. Günahlar büyüyordu boy boy dünyanın dört bir tarafında. Yargısız infazlar diz boyu. Bencillik kara bir bulut gibi üstümüzde. Herkes kendi kuyruğunun derdinde. Kızgınlığım buna da olabilir..
Günümün büyük bir bölümünü odamda tek başına tembe tembel oturarak geçiriyordum.
Bulunduğum otel odasından caddeden geçenleri izliyorum. On beşinci kattaki odamın penceresinden insanları karıncalar gibi peşisıra geçiyorlarken görüyorum. Geçen insanlar bana geride bıraktığım şehrimi, şehrimin insanlarını, ailemi, dostlarımı, sevdiklerimi ve sevipte dost olamadıklarımı hatırlatıyorlar. Herşeyden halas olduğumu düşündüğüm bir anda geçmişime dair düşünceler arılar gibi beymimde vızıldıyorlar. Manila da
bir kadın çamaşırıdır aslında külah,
bir vitrinde sergilenen kırmızı, mor, siyah ve açık saçık..
dolduracak olanın içini, şehvetengiz güzelliğine dair kışkırtıp da..
aslında, yok bir önemi..
"hayır, diğerini kastetmiştim.."
“Sessizlik hakim garip bir şekilde bu aralar sarayın avlusuna. Ne yeşilliği ve çeşit çeşit gülleriyle övündüğümüz bahçenin tadı, ne de derin derin ürpertisiyle suyunu bir havuza akıtan heykelin gizemi kalmıştı artık. Sessizliğin içine işlediği bir saray avlusu...sessizliği sizin bedeninize takılı kılan bir umutsuzluk ve umursamazlık. Sessizliği...siz yapan gerçeklik.
İskender Pala