Dokunma Bana
Hayatın inceliklerini görmemek için kör olmak lazım, kör değilim ve görüyorum.
"Kütüphane, sonsuzluğun küçük bir modelidir. — Jorge Luis Borges"
"Kütüphane, sonsuzluğun küçük bir modelidir. — Jorge Luis Borges"
Hayatın inceliklerini görmemek için kör olmak lazım, kör değilim ve görüyorum.
İstanbul’un mehtapla şereflendirilmiş göğü, hepsinin garabet ve habis çığlıklarıyla ağırlaştı. Sabah kimse korkusunu üzerinden atamamıştı… Cinler de…
Bankadan içeri girdim ve görüşmenin yapılacağı salonu gösterdi bana burnu yüzüne sonradan oturtulmuş gibi duran memur.Salonun kapısından başımı uzattım.İçeride bir masa ve etrafında oturmuş yedi-sekiz adam.Hepsi takım elbiseli ve istekli.Geri dönüş yoktu.Üzerimde kazağım ve montum,altımda kot pantolonumla başım dik,gururlu ve mağrur bir tavırla girdim içeri.Boş bir sandalye bulup
Geldiğin şehir, geldiğin karmaşa, geldiğin yalnızlık arkanda kalıyor. Çok gerilerde bir yerde... Adını bile anımsayamadığın bir ülkede kalıyor anlamsız iç savaşların.
"Prensesin artık seni görüyor.Rengini aşkından çalan kırmızı bir gülle birlikte seni sonsuza çeyrek kala,mavinin aşkla buluştuğu yerde seni bekliyor olacak..."
bazen çocuk olmak ne kadar güzel diye düşündüğünüz olmuştur elbet.işte bu eser sizi öyle bir dünyaya götürecek ki, kendinizi hayatın henüz yaşanmamış gerçekleriyle konuşuyormuş gibi hissedeceksiniz.
ve insanları yeniden sorgulayacaksınız...
yine, yeni, yeniden!!!!
"Aralarında Leylâ'yı en az hatırlayan da bendim."
Büyükçe odanın köşesindeki mutfağa benzemeyen eğik tezgah üzerinde kimsenin bilmediği – belki de bir anlamda var olmayan – mezeleri hazırlarken tam olarak tanımlayamadığı bir beklentisizlik içerisindeydi. İçindeki beklentisizliği o denli yoğun olarak hissediyordu ki, bu beklentisizliğin varacağı durum bir beklenti halini almıştı.
Bizi ayıran yollar geri getirecek bana seni... O yüzden lanetlenmiyor yollar hiçbir zaman...
Uğur, Önder, Önder'in pantolonu, mağara ve köpek arasında geçen bir öykücük...
yaşayan her nefesin bir anısı vardır yalnızlıkta. umutları, düşleri ve elbette kaçınılmaz anları.
bir uçurtmanın kuyruğu gibi sanki umut. yerde de olsan gökyüzünde de olsan ayrılmıyor arkandan.
Orhun neşe içinde; ölüm diye aklından geçirirken kendi, hayatının özetini çıkarmış olduğunu düşündü. Onun ki de eğlence içinde geçen fakat bir silahın namlusu kadar siyah ve soğuk bir hayattı belki de…
Bireysel Silahsızlanmaya Karşı yazılmış g