Yazdıklarıma İnanmanızı İstemiyorum Kuşağı
"şaşırmayın yanılgıma.yanılmak benim yükleme haddimi belirler her zaman"
"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"
"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"
"şaşırmayın yanılgıma.yanılmak benim yükleme haddimi belirler her zaman"
Bu teşkilatta yer almak için yanar döner bir insan olmanız şart. Yağcılık, sahtekarlık vasıfları şansınızı yükseltir. Ayrıca sesinizin gür olması, kuvvetli alkış yeteneği ve slogan atmanız şart. İyi bir insan olmanızın, dürüst olmanızın hiçbir önemi yok. Aksine kapı dışarı edilirsiniz.
Bunu ailenize söyleyemezsiniz bunu saklamalısınız sanki çok büyük bir günahla doğmuş gibi
Engin Geçtan
Kendi kendine konuştuğu zamanlarda kelimelerle oynardı bazen, farklı anlamlarını telaffuz ederdi. Kelimeleri tersten okuyup anlamlar yüklemeye çalışırdı. Bu kelimelerle günlük yaşanan önemli olaylarla bağlar kurar ve kendince olağanüstü sonuçlar çıkarırdı.
"Zeki Müren Dişi" bardaklar. Bu on bir çay bardağı, annemin en değerli eşyalarındandı.
İkamet ettiğim ilde/Malatya'da meczup bir vatandaşaemniyet müdürlüğü tarafından garip bir ehliyet hikayesi. Sözkonusu hikaye 2007 gazetelere manşetlik haber oldu...
Taşrada çalışırken İstanbul’a tayinleri çıktı. Bunca sene taşrada çalıştıktan sonra İstanbul’da görevlendirilmek hem mutlu etmişti aileyi, hem de biraz korkutmuştu. “İşimize yakın bir yerden ev tutalım da ulaşıma para harcamayalım, ulaşım çok para tutuyormuş İstanbul’da.” diye karar aldılar.
İki adam, Balat'ın eski sokaklarında hızlı adımlarla yürürken, telaş içerisinde. Bir sokaktan, başka bir sokağa yangından kaçarcasına koşar adım gidiyorlar. Zayıf, uzun boylu olanı, kısa boylu, kırmızı suratlı, şişman adama bir şeyleri söylerken, onu devamlı ikaz ediyor. Şişman olan ise, koca kafasını sallarken, düşünüyor korku içerisinde. Üstlerindeki kıyafetlerden
Yolcular aceleyle indi-bindi yaptılar. Dakikti tren, otobüs dakikti, gemiler dakikti, insanlar dakikti, her şey bir saat gibi düzenli çalışıyordu.
Nereden bilecektik!
Onca zaman çocukluğun heyecanıyla bir oyana bir buyana koşardık.
Karnını da doyurmuş olan Arda, düşüncelere dalmışken uyku bastırdı. Kentte yaşayan bir insanın asla yaşayamayacağı bir sessizlik vardı. Bu sessizliği uzaktaki çoban köpeklerinin havlamaları bozuyordu. Arada bir çevredeki tilki ya da çakalların, piknikçilerin bıraktığı yiyecek artıklarını ararken çıkarttıkları çıtırtılar uzaktan da olsa geliyordu. Aşağıdan doğru gelen esinti dalların
Politikadan bir beklentisi olmayanlar, bir dönem girerler, meraklarının kefaretini öderler, çıkarlar. Bundan sonra parti binalarının bulunduğu sokaklar çok kalabalık görünse gerek arka sokaklardan dolaşırlar.
B. Nihan Eren