Vapur Hikayeleri II
Sirkeci- Harem araba vapurunun son seferi. Günlerden Pazar. Birkaç araba ile çok az da yolcu var. Havalar iyice soğudu, kış kapıda.
"Bugün 16 Temmuz 2026 Perşembe ve hala dünya dönüyorsa, demek ki dün gece yeterince içmemişiz." – Dorothy Parker"
"Bugün 16 Temmuz 2026 Perşembe ve hala dünya dönüyorsa, demek ki dün gece yeterince içmemişiz." – Dorothy Parker"
Sirkeci- Harem araba vapurunun son seferi. Günlerden Pazar. Birkaç araba ile çok az da yolcu var. Havalar iyice soğudu, kış kapıda.
Ayaklarındaki yırtık naylon ayakkabılardan karlar içeriye sızıyordu. İran transit yolundaki arabaların çokluğundan korkuyor, yolun kıyısındaki karların üzerinde yürüyordu küçük Nur Ali... Naylonların arkası tamamen parçalanmıştı. Küçük Nun Ali'nin topukları naylonların içinde değil, doğrudan doğruya kara basıyordu.
Beş kardeşin birbirinden ayrılmamasını tüm klabimle bütün dünya için dileğiyle
Can suyu emilmiş ırgat tarlalarında,
Aldırmaz.
Boğaza yenik düşmüş korkaklığına
Aldırmaz
PTT’de öylesine bir gün işte… PTT, ne iş yapar diye sorarsanız. Mektup taşır. Telgrafınızı ulaştırır.
..Zayıf,güçsüz ve yoksul bir işcinin hayatındaki mihebnk taşlarından birinin başına getirdikleri...
"Bak evladım, boşuna direniyorsun. Burada, senin gibi niceleri direnip, yenik düştüler. bizi yorma, kendini de üzme. Bizim de senin gibi evlatlarımız var. Sana eziyet etmeye hevesli değilz; ama bizi mecbur ediyorsun. O gün toplantıda başka kimler vardı, neler konuştunuz, ne karalar aldınız? Anlat...
Kapıyı çaldı. Defalarca kapıyı çaldı. Açan olmadı.
Geceydi. Hava çok sıcaktı. Dal bile kıpırdamıyordu.
Sadece kimliğini üzerinde bulundurmadığı için tutuklanan hırpani bir sokak sütçüsüydü.
Sirkeci-Harem araba vapuru. Her gün bu vapura iki defa binmek zorundayım: İşe giderken ve dönerken... İnsanı canından bezdiren, yorucu iş stresinden sonra eve gidecek olma düşüncesi bile rahatlatmıyor bazen. Yaklaşık yarım saat süren bu sıkıcı yolculuğu ç
Zengin olmak ile güç sahibi olacağını düşünen ve bu düşünceyi adeta destekleyen bir aile yapısı özellikle baba figürü. Günümüzde gerek ülkemizde gerekse dünyada karşılaştığımız acı bir gerçek
Fakirliği bir yazgı kabullenip kurtuluşun yolunu arama zahmetine katlanmadık
...demekki insan kendi küçük dünyasını yaratıp, onun çevresine ters bir aynalı camdan duvar örüp, sadece ve sadece görmek istediklerini görebiliyormuş...
"Biraz önce dünyanın en yalnızıydı. Şimdi ise yanında dünya vardı."
Fatma simgesinin altında tüm dünyada terörün elinden çeken insanların kurtuluş, umut ve yeni bir hayat koşusunun hikayesi.
Her mahallenin bir delisi olur değil mi? Yerine göre bazan o mahalleleyi güldüren, eğlendiren, bazan da hüzünlere boğan...Tezatlıklarla dolu bu mahallenin delisi de Memo işte.
Kavaklar, budanmışı budak yerleri törpülenmiş sık döşenmişler tavana. Kavakların üstüne özenle örülmüş, hasırlar kapatılmış. Her taraftan temizlik yansıyor insanın içine. Usta bir elin izini görüyorsunuz her köşede. Duvarda boydan boya asılı yün halı. Ana renkleri ile bezenmiş desen edilmiş, özüne dokunmadan işlenmiş. Verniklenmiş ahşap olan her şey.
Milletin vekiline ayda 800 milyon zam, emekliye ise tüfe endekslerine göre yüzde 1.8 yani iki milyon ile üç milyon arası zam yapılmış oluyor.
Özel bir gayret olmamakla birlikte bir de bakıyorum ki kadınları yazmışım.
doğuda bir köyde yaşayan ve hayatında hiç okuyamayan zeynebin yolu teröristlerin yuvası olan dağlarla nasıl kesişiyor? Zeyneb Türk askerini hiç okula gitmediği halde nasıl tanıyor ve Türk askeriyle nasıl bir ilişkisi oluyor? Tüm bu soruların cevabı dağların çilesinde...