Pervazlardaki Kutular
Gerçek hayatlar apaçık dururken kurguya ne gerek ver ki... Hayatımızdan yansıttıklarım zaten yeteri kadar çalkalayıcı, hırpalayıcı ve yongalayıcıyken...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Gerçek hayatlar apaçık dururken kurguya ne gerek ver ki... Hayatımızdan yansıttıklarım zaten yeteri kadar çalkalayıcı, hırpalayıcı ve yongalayıcıyken...
Traktörlerini elden çıkaran üreticiler, tarlalarını da elden çıkarmanın çabası içindeler
Avrupa’nın biraz uzağında, Asya’nın hemen başında, yeşil, büyük, güzel bir ülke varmış. Üç tarafı sularla çevrili bir yarım adaymış aslında ve içerisinden birde deniz geçermiş bu ülkenin.
Orhun neşe içinde; ölüm diye aklından geçirirken kendi, hayatının özetini çıkarmış olduğunu düşündü. Onun ki de eğlence içinde geçen fakat bir silahın namlusu kadar siyah ve soğuk bir hayattı belki de…
Bireysel Silahsızlanmaya Karşı yazılmış g
Beklemiyordu, böyle bir şeyi hiç beklemiyodu. Şırası mıydı şimdi?Durup dururken bu atama da neyin nesiydi? Hem de şunun şurasında okulların açılmasına iki hafta kala... Atamayı mı düşünecekti, yoksa önündeki kış kıyamette Ter-ü taze karışıyla dört yaşındaki kızını mı?
O da biliyordu, vatan toprağının her karışında görev
Eğer çocuk istedi diye her önüne gelen köpek alır, çocuğu bıktığında sokağa salıverirse Onca köpeğe barınak nasıl sağlanır bilemem
Dağın zirvesindeki köylerinden eşekleri ile yola koyuldular. Ağır aksak ilerlediler. Nihayet gün batmak üzereydi ki misafir olacakları baba dostlarının evine ulaştılar. Utana sıkıla kapıyı çaldılar. Sadece bu gece kalacaklar ve güneş ile birlikte ayrılaca
Mera demişler hayvancılar yakmış ormanları. Tarla açacağız demişler yakmışlar ormanları
Bir ülke düşününüz, (AB Ülkesi) sizin ülkenizde cana ve mala zarar verici her türlü terörü destekleyerek, sizi Ermeni Soykırımı ile dahi suçlarken, size karşı şahsen, hiçbir haksızlık etmemiş olacak ve mahkemeleri ama sizi asla haksız olarak mahkum etmeyecek. Bu mümkün değil. Bunu mümkün sayan mantık ne yazık ki
İşsizliğin,Yoksulluğun ve Yozlaşmanın Toplumu bir ahtopot gibi sardıgı bir ülkede Türkü tadında tanışmak dayanışmak ve Umudu paylaşabilmek...Coşku da kaygı gibi bulaşıcıdır..
Gök yüzü zifiri karanlıktı. Sokak lambalarının çoğu yanmıyordu. Cadde boyunca yanan birkaç lamba, aydınlatma için yetersiz kalıyordu.
Henüz Yeni̇ Doğmuş Oğlunu Birakarak, 1985 Yilinda Şirnak'a Askerli̇k Görevi̇ni̇ Yapmaya Gi̇den Ve Burada Şehi̇t Düşen Bi̇r Babayi, Seneler Sonra Ayni Topraklarda Vatan Borcunu Ödemeye Gi̇den Oğlu Hakki'nin Da Tipki Babasi Gi̇bi̇ Şehi̇t Düşmesi̇ Konu Edi̇li̇yor.
İnsan hayatı ucuz mudur? Yoksa en değerli varlık insan mıdır? Sürekli kendimize sorup durduğumuz bu sorunun cevaplarından sadece biri
İyilik yaptıkça nankörlük gördüğünü düşünüyordu. Çoğu kişinin kendisine "enayi" gözüyle baktığını da biliyordu. Fakat karşılıksız iyilik yapmaktan vazgeçmiyordu.
İşsiz bir gencin küçücük odasında çaresizce beklerken, anılarını anımsar. Küçükken Fırat'ın öbür yüzünü ölümüne merak etmiştir.
Bir gün dayısıyla gider, ama cebinde de bir aynası vardır. Günah olduğu için kırıp atmak ister. Dayısı başka köyde bir inak alıp ona teslim eder.dönüşte uyur ilginç bir rüya görür.
\- Dur hele be moruk, bu adamda paranın fabrikası mı var, ne. Böylesi çıkar mı hiç karşına bir daha? Sen fazla uzatma, biraz mangır daha tosla bakalım babalık.
Kezban Nine, gözüne Kamil Dede’nin koltuğunun altında ilişen şeyin ne olduğunu merak etmiş etmesine ama uzun zaman önce bıraktığı gibi ne Kamil Dede’nin kolunun altındakini ne de niçin onu aldığını sormuş.
Enis Batur