..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Mutlu köle çoktur. -Darwin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Deneysel
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Ne Düşünüyorumki
Atılgan Günal
Şiir > Aşk ve Romantizm

...NE DÜŞÜNÜYORUMKİ ...SANKİ YAPRAKLARINI SAYDIĞIM PAPATYALARDAMI ÇIKTIN ...BİR ACELEYLE KARŞIMA ÇIKTIN ...O ACELEYLE YIKILDIN GİTTİN ...SEN DE SANDINKİ BEN ÇOK SAFIM ...MERAK ETTİYSEN BENDEKİ DEĞİŞİKLİĞİ ...HÂLÂ KÂĞITTAN GEMİLERİ YÜZDÜRÜYORUM ...ELLERİMİN İÇİNE GÜLEN YÜZ ÇİZMEYE DEVAM EDİYORUM ...OYUNCAK ARABALARI HÂLÂ SEVİYORUM ...EN KÖTÜ HİSSETTİĞİM ANLARDA ...YİNE SULTAN AHMET MEYDANINDAYIM ...ONYEDİ YILDIR DEĞİŞTİRMEDİĞİM CÜZDANI

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Deneysel
21 
 Daldır Kaşığı Yahniye, Sorma Etini Bahri"ye - 1  (seyfullah ÇALIŞKAN)

DALDIR KAŞIĞI YAHNİYE, SORMA ETİNİ BAHRİ’YE -1 Gazetelerde hileli gıdalar ve insan sağlığına zararlı katkı maddeleri ile ilgili haber okumadığımız gün yoktur. Yapan da biz, satanda, tüketende… Yazılanlara bakılırsa aldığımız et ürünlerinde et dışında her şey varmış. Üzerinde dana eti yazılan sucuk ve salam ve sosis gibi ürünlerde sakatat, domuz, at, eşek eti kullanılıyormuş. Sakatat ve yağlar bir tarafa dünyada birçok ülkede at ve domuz eti tüketiliyor. Sağlık ve hijyen kurallarına uygun kesilip hazırlandığı zaman kimse bu hayvanların etini yediği için hastalıktan kırılmıyor. Biz inançlarımız gereği bu hayvanların etini yemeyi bırakın, yenilebileceği düşüncesine bile tiksinerek bakıyoruz. Keşke yediklerimizin içinde sadece at, eşek ve domuz eti olsa. Sağlıklı olsa, temiz olsa ve bilmeden dana eti niyetine tüketsek. Dünden razı olacağız… Yıllarca yurt dışında yaşamış bir ağabeyimiz var. Sohbeti tatlı, keçisakallı, macera dolu birikimli biri işte... Bu tiplerden mutlaka siz çevrenizde de bir iki tanıdığınız vardır. Mutlaka sürekli briç oynadıkları bir ekipleri vardır. Hepsi zamanın mektepli, diplomalı, yabancı dil bilen okumuş çocukları. Olgun abimizin briç yanında avcılık merakı da var. Neyse en iyisi olan biteni onun kendi ağzından anlatayım. Geçen sene Aralık ayında bir hafta sonu Çakıroğlu’na bıldırcına gittim. Bıldırcını bırak çulluk bile rast gelmedi. Av hevesi sadece köpeğin işine yaradı. Hayvan açık havada kıra, bayıra vurdu kendini. Keyiften geberecek. Hayvancağız aniden önümden yüz, yüz elli metre ilerde zınk diye durdu. Sarkık kulaklarını olabildiğince havaya dikti. Defneliğin kıyısına koşup havlayama başladı. Ne olup bittiğini ben de anlamadım. Hayvan defneliğe doğru koşup havlayarak saldırıyor, inleyerek geri kaçıyordu. Yaklaşınca bir de baktım sık defne kümesinin içinde bir domuz var. Beni görünce domuz çalıların arasından çıkıp bayırdan yukarı doğru koşmaya başladı. Arka arkaya nişan alıp iki tane çaktım. Burnu üstü yere çakılıp yuvarlanmaya başladım. Önce niye vurdum ki bu hayvanı diye düşündüm. Tarlada ekinimiz yok, mısırımız yok. Şimdi Almanya’da olsam veya İsveç’te bu domuz dünyanın parası eder. Hem organik, hem yabani… Oysa şimdi ben burada bırakıp gideceğim leşi günlerce etrafı kokutacak. Domuzun orasına, burasına bakıp incelerken aklıma şeytanca bir fikir geldi. Yurt dışındayken arkadaşlar kuzu eti diye bana defalarca domuz yedirip sonra da alay etmişlerdi. Üstelik yağlı kısımları atılırsa etinin tadı kuzu etine de benziyordu. Bıçağımı çıkarıp hayvanın ön ve arka bacaklarını kestim. Köydeki eve gittim. Kestiğim bacakların derilerini yüzdüm. Etlerini kemiklerden ayırdım. Yağlı kısımlarını kesip attım. Bir tencereye doldurup soğanlı, patatesli, havuçlu güzel bir yahni kaynattım. Hem de az buz değil. Kocaman bir tencere… Yeme de yanında yat. Ardından Sinop’a bir telefon patlattım. “Uşaklar koşun gelin. Köyde ziyafet var. Sadece ekmek alın. Başka bir şey lazım değil. Yok, içeriz, uçarız diyorsanız sizin bileceğiniz iş. Mutfağımızın geçici bir ekonomik arızadan dolayı içki servisini bir süreliğine durdurmuştur,” dedim. Bir saate kalmadan çıkıp geldiler. Hem nevaleyi de oldukça çeşitlisinden düzmüşler. Icığını cıcığını sormasalar ben de yalan söylemek zorunda kalmayacaktım. Ekmek buldun mu yanaş, dayak gördün mü sıvış. Oğlan için adağım vardı. Okulu bitirsin bir koç keseceğim demiştim. Daha önümüzde üniversite var ama adak adaktır. Kesmek lazım. İşte o koçu bu tün kestirdim. Birazını fakir fukaraya dağıttım. Geri kalanı da size ayırdım. Bir ikisi gak guk etti ama sesini kestim. Neymiş efendim ben dindar değilmişim. Adak adamak kim ben kimmişim? Oturduk sofraya hep beraber giriştik yahniye. Kaşıkların biri batıp, öteki çıkıyor. Bir tabak, iki tabak derken tencerenin dibi göründü. Bir de işin uzmanları var. Bu koç daha bir yaşına yeni girmiş. Yem ile değil kırda, bayırda kekik ile beslenmiş. Eti misler gibi kokuyormuş. Sanki illa ukalalık etmeliyiz. Her şeyden anlamalıyız. Yahni kaşıklandı, şaraplar, biralar, rakılar hafif hafif bünyede yol bulmaya başladı. Sofra toplandı, tatlı bir sohbet başladı. Zaten keyfimiz de yerinde. “Arkadaşlar, dedim. “Üzgünüm, yediğinizi ne kuzu ne de koçtu. Çakıroğlu’nda öğleye yakın bir domuz vurdum. Ziyan olmasına gönlüm elvermedi. Getirip eve pişirdim. Sonra da sizi çağırdım.” - Yalan valla yalan, bizimle kafa buluyor. - Doğrudur oğlum, ben anlamıştım zaten. - Şaka dimi be Olgun abi. Hadi şaka de… - Yalan söylüyor. Bir bakışta ne eti olduğunu şıp diye anlarım. - Yapar ulan bu gâvur, valla yapar… - Ne olursa olsun. Et güzeldi. Ellerine sağlık. Ben takmam aga, - Domuz olsa ne yazar. Önemli olan niyet... Biz onu koç diye yedik. “Şaka şaka…” dedim. Hepsinin rengi geldi. Ama öte yandan içlerine de kurt düştü bir kere. Artık fayda çıkmaz. Kurcalayıp dururlar. Adım gibi biliyorum. Birisi atladı hemen; - Bunun kemikleri nerde? - Köpeklere verdim, nerede olacak köpeklerin karnında. - Derisi nerde? - Koçu kesen köylüye verdim. Derisini, ciğerlerini, kalbini ve böbreklerini o aldı. - Yalan dimi, ne olursun doğruyu söyle. Yediğimiz domuzun etiydi dimi? Bursa Nisan 2011 Seyfullah
22 
 Concerto Grossi No: 1 B Minor Opus: 37  (Faik Murat Müftüler)

Birinci keman, ikinci keman, viyola ve çellolar, flütler, obua, klavzen... Hepsi hazır. Şef bagetiyle nota sehpasına çift tıkladı. Son bir iki öksürük. Sessizlik...Şşşşşt.
23 
 Unutkanlık işte  (Pınar Şafak)

Bir gün bir yerlerde tanrının her şeye gücünün yettiğini duymuştu. Düşününce o tanrı dedikleri şeyin kendisinden başkası olamayacağına karar verdi.
24 
 Sakarı Boyu Hikâyeleri İle Seyr - Ü Sefer - 3  (Taner SARGIN)

Arda kendisini iyi tanıması yanında çevresini iyi tahlil edebilen ve gözlemlerini aktarabilen biri olarak en faydalı olabileceği bir iş olarak Belgeselciliği seçmişti. Hiç umulmadık yerlerde beklenmedik fikirlerle, beklenmedik insanlarla karşılaşmak onu şaşırtmıyordu. Farklı bakış açılarına saygı göstermesi yanında bu farklılıkların birer zenginlik olduğunu düşünüyordu. Hayat düz değildi, dağlar ve ovalar gibi inişli ve çıkışlı idi. Yaptığı işlerde abartısız ve gerçekçi olması yanında detaycı ve ince fikirli idi.
25 
 Lale Hırsızı  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Kulübenin içindeki üç güvenlik görevlisi o an kadının yüzüne baktılar. Gördükleri karşısında telaşa kapıldılar. Kadının yüzü kireç gibi olmuştu ve göz pınarları çeşme gibi akıyordu. Ağlamıyor, hıçkırmıyor ama yaşlar yanaklarından aşağıya süzülüp eski ayakkabılarının yanına beton zemine damlıyordu. Kısacası kadın hiç iyi görünmüyordu. Kadının başına bir şey gelirse hapı yutarlardı. Hemen bir sandalye çekip kadını oturttular. Tutanak tutmamız lazım dediler. Sonra seni polise teslim edeceğiz. "Tutun öyleyse," dedi kadın. Hiç alttan almıyordu. Yalvaracak, yakaracak gibi bir hali de yoktu.
26 
 Çobanın Büyüsü  (LOKMAN ZOR)

Bir varmış bir yokmuş...
27 
 İnsan  (MUHAMMET ALİ YÜKSEL)

Engin sen usul nota diyeceksin,hayat,yaşam diyeceksin,duvardaki şahmaran haline gülecek,bak insanlar dizilip öldürülüyor diyecek,
28 
 Yağmur, Kar, Değermen Çöreği ve Orçun Abi  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Ben yola çıkmadan önce tam yirmi üç gün aralıksız yağmur yağmıştı. Saçaklardan akan suların şıpırtısı ve bacanın etrafındaki tenekede oynaşan damlaların tınlayan sesi artık sussun istiyordum. Neredeyse aklımı kaçıracaktım. Oysa ben yağmuru ölesiye seven, damlalar toprakla buluştuğunda bağlasalar evde duramayacak biriydim.
29 
 Bir Öykü  (Esin Yardımlı)

Yeni bir öykü ha... Uzun zamandan sonra... Eh... Yazmaya başlayayim bakalım... İşte bu kadar.
30 
 Kuçiçane Partizan 2  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Arkadaşları ile birkaç parti kağıt oynadı. İkindi vakti eve dönerken pazardan biraz meyve ve sebze aldı. Elindeki poşetlerle evine giden dik yokuşu çıktı. Aldıklarını poşetleriyle birlikte buzdolabına yerleştirdi. İki soba kovasını odun ve tutuşturucu kırıntılarla doldurdu. Sokağa bakan küçük odasının sobasını tutuşturup divana uzandı. Uzandığı divandan bir daha uyanamadı. Birkaç yıldır sıkıntı yaratan kalbi duruvermişti. Sonsuzluğa doğru uzanan derin bir uykunun kollarında kalmayı seçti.
31 
 Gökçeada 4  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Bu nasıl cezaevi, isteyen herkes buradan kaçar? - Ben geldiğimden beri hiç kaçan olmadı. - Duvar yok, parmaklık yok, kaçmak isteyeni kim durdurabilir ki? - Kimse durdurmaz. Durdurmaya bile çalışmaz. İsteyen kaçar. Ama kaçan bütün
32 
 İnsanın Serveti  (LOKMAN ZOR)

Bir varmış bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş ama çokmuş demek yokmuş. Münasebetsizin biri her şeye burnunu sokmuş, onun yüzünden her iş kokmuş, düzen bozulmuş. Büyüğünden küçüğüne herkes yokluk çekip sıkıntı yaşamış. Sonunda her şey düzelmiş de işler
33 
 Denizin Delisi Deniz Kızı ve Delinin Denizi  (seher frusciante)

ben ve hayalim......
34 
 Sakarı Boyu Hikâyeleri İle Seyr - Ü Sefer - 2  (Taner SARGIN)

Karnını da doyurmuş olan Arda, düşüncelere dalmışken uyku bastırdı. Kentte yaşayan bir insanın asla yaşayamayacağı bir sessizlik vardı. Bu sessizliği uzaktaki çoban köpeklerinin havlamaları bozuyordu. Arada bir çevredeki tilki ya da çakalların, piknikçilerin bıraktığı yiyecek artıklarını ararken çıkarttıkları çıtırtılar uzaktan da olsa geliyordu. Aşağıdan doğru gelen esinti dalların hışırtısını getiriyordu. Arada bir rüzgâra kapılan su şırıltıları duyulur gibi oluyordu. Gece iyice bastırınca uçsuz bucaksız bir sessizlik aldı götürdü Arda’yı. Rüya âlemine dalmış sonsuz bir huzur içinde uyuyakalmıştı.
35 
 Günün Biri  (sermin filiz)

Düşünebilseydi bunları düşünürdü belki ama düşünmek de neydi? iki kelime yan yana, iki cümle üst üste, iki sahne art arda gelemiyordu.
36 
 Soru  (Gültekin BAYIR)

3 gün önce Yolun atla gelinebilecek kadar düz olan kısmı bitmişti. Orta yaşlı tıknaz adam atından inip yolluk dolu çantayı omzuna astı. İyi yürekli bir adamdı, atın köye geri dönmesi için kabasına bir şaplak vurmak dahi içini burktu bir parça. Yürümeye
37 
 Öyküler Sokaklara Yağar  (seyfullah ÇALIŞKAN)

İnsanlar geçer ömrümüzden, yaşamları bizimkine karışır. Boynumuza asılmış yaftalar gibi öyküler taşırız. Küçücük bir gülümsemeyi kırk altına alır, üç kuruşa satarız. Sıcacık bir yüreğin kapısına seve seve kul oluruz. Cömert bir el bayramdan bayrama baş
38 
 Gecenin Tepesi Atmasın  (seyfullah ÇALIŞKAN)

O gece deli bir sağanak başladı. Sonbahar için zaman erkendi. Gürgenler tepeden tırnağa yaprak, dağların dorukları yemyeşil çayırlarla kaplıydı. Elmalar kızarmıştı kızarmasına ama henüz ayvalar sararmaya bile başlamamıştı. Yağmur bindirmeden az önce gök çatladı. Yıldırımın yaladığı orman ürperdi. "
39 
 54. Kalas  (eyyüp yıldırmış)

Tavandaki kalaslar her günkünden daha bir eğri büğrü göründü gözüne. Üzerlerindeki çatlaklarıyla narin kibrit çöplerine benziyorlardı...
40 
 Uçurtma  (KORAY KARAMANLI)

Hep bir uçurtmanız olsun istediniz. Sonunda oldu ve onu n ipini bırakırmısınız?

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18  Sonraki Sayfa




son eklenenler
İğde Sokağı
Hacer AKTAŞ
Öykü > Deneysel
81. Çizgi
selim çok
Öykü > Deneysel
Yardım
MUHAMMET ALİ YÜKSEL
Öykü > Deneysel
Selver
Seyfullah ÇALIŞKAN
Öykü > Deneysel
Deep 5. 10
selim çok
Öykü > Deneysel
Dark 6. 11
selim çok
Öykü > Deneysel
Alcohol!
selim çok
Öykü > Deneysel

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © , 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.