Ağzımda Yine Çocukluk Türküsü
Hep çocuk kalsam keşke;
Kalbim koşmaktan çarpsa
Gözyaşlarım Annem öptûğúnde kurusa
Arkadaşlarm sadece oyunda satsa !
Sadece kahkahalarimda boğulsam
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Hep çocuk kalsam keşke;
Kalbim koşmaktan çarpsa
Gözyaşlarım Annem öptûğúnde kurusa
Arkadaşlarm sadece oyunda satsa !
Sadece kahkahalarimda boğulsam
Kapıyı araladı. Sesler yatak odasından geliyordu. Yatak odasındaki ikili arasında konuşmalar geçiyordu. Nihan kapının önünde donup kalmıştı. Bu ses! Bu ses tanıdık bir kişiye aitti. Elleri titreyerek kapı kolunu tuttu...
"Uyandım...
Bunu, gözlerime hücum eden ışık huzmeleriyle anladım. Işığın büyülü dansı vardı gözlerimin önünde. Bu cümbüş, bu curcuna, bu heyecan dalgası, bu oyun... Bu oyunun içinden geçmeden yeni bir güne başlayamam ben. Ancak bu oyunla ışır içim, ancak o zaman görürüm yanımı yöremi. Ve yaklaşık sekiz
Parmağımdan çıktığında bu kadar kanatacağını bilmezdim bir altın halkanın.Yüzük izi gibi duruyor şimdi ince,beyaz parmağımdaki yara kabuğu...
Karanlığın ortasında uçup gidenlerin bıraktığı tüm hatıraları bir köşeye toplar yakarsın.Sen yakarsın için erir,ısınman gerekirken daha bir üşüyüp titrer bedenin.O yaktıklarından gelen çıtırtıları dinleyip duvarlarında kocaman olan gölgenle kavga edersin.Bu kavgada hep dayak yemişliğin,gözünü açtığında is içindeki duvarlar ve o kırık kanadının acısı.
Her insanın bir sınırı vardır.Bu sınır aşıldığı an Karşımızdaki kişi tanıdığımız kişi olamaz
Hastaneler beni hep başka bir türlü etkiler; açılı yüzler, sağa sola koşuşturmalar ve keskin bir ilaç kokusu...
Otelin balkonuna çıktım, sessizlik hâkimdi, ışıklar uzaktan buğulu görünüyorlardı, fakat ben kimseyi göremiyordum, birkaç araç dışında, birden aşağıdan gelen bir ses duydum.
Allah herşeyin hayırlısını ihsan etsin bizlere ve cümleye İnşallah.
Zararın neresinden dönülse kardır.Atasözü de her Atasözü gibi çok doğrudur.Ya Allah ya kısmet.
Unutmuş görünüyordu geçen günlerin sayısını.Ama şimdi merak ediyordu geçen günlerin ne kadar olduğunu.Saymaya başladı:Cumartesiden Cumartesiye sekiz,yedi daha on beş,beş daha yirmi.Evet tam yirmi gün,koca yirmi gün...
Didem'e kızdım, onun adına içeyim dedim, telefonda nişanı attım! dedi... içmek için daha güzel bahane mi olur..ama çok içmişim.
Orhan Turan'ın yazdığı "Saat 14.00" adlı, Kısa film senaryosu.
"SÖZ VERİLMİŞ ZAMANLARDA BULUŞMAYI SEVENLER İÇİN"
Bütün suç Didem'deydi. Telefonda çocuğu o saçma sözlerle kızdırmasaydı tüm bunlar olmayacaktı.
İnsanın ömrünü adayabileceği ve geçirebileceği birisini bulması ne kadar zor değil mi günümüzde. Hep masallarda duymaya alıştığımız bir yastıkta kocayan çiftleri gerçek hayatta görebilecek miyiz acaba? Bir insan bir insana ömrünce katlanabilir mi ki kendine bir ömür katlanamazken..
Okuduktan sonra herkes için indirim anlamına gelen bu ifade yeni manası ile hayatınızda yer bulacak.
Yıkılmış şekilde evine gelen bu adamın bu yıkılmışlığının sebebi ne olabilir ki böylesine tuhaf şeyler yaşamaktadır...
Hikayenin damıtılmış özünü alabilmeniz için yazıldı ve beğendiyseniz yorumlarda sizlerden gelecek beğenilere göre