"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"

Öykü > Deneysel

olumlu

Sakarı Boyu Hikâyeleri İle Seyr - Ü Sefer - 2

Karnını da doyurmuş olan Arda, düşüncelere dalmışken uyku bastırdı. Kentte yaşayan bir insanın asla yaşayamayacağı bir sessizlik vardı. Bu sessizliği uzaktaki çoban köpeklerinin havlamaları bozuyordu. Arada bir çevredeki tilki ya da çakalların, piknikçilerin bıraktığı yiyecek artıklarını ararken çıkarttıkları çıtırtılar uzaktan da olsa geliyordu. Aşağıdan doğru gelen esinti dalların

nötr

Gökçeada 4

Bu nasıl cezaevi, isteyen herkes buradan kaçar?
-Ben geldiğimden beri hiç kaçan olmadı.
-Duvar yok, parmaklık yok, kaçmak isteyeni kim durdurabilir ki?
-Kimse durdurmaz. Durdurmaya bile çalışmaz. İsteyen kaçar. Ama kaçan bütün

Saç Kesi̇li̇nce Görüldü, Ak Miydi, Kara Mi?

Refik, 75 gündür işsizdir. Her şey bir komployla başladı; agresif patron, düşük maaş, sigorta hileleri ve ağır çalışma koşulları altında ezildi. İş yerinde dedikodular ve düşmanlıklar arasında sıkışan Refik, giderek daha büyük bir açmaza sürüklendi. Stres ve yorgunluk içinde, ne dünyaca ünlü yönetim uzmanı Chris Ott'un tavsiyeleri ne

karışık

Kuçiçane Partizan 2

Arkadaşları ile birkaç parti kağıt oynadı. İkindi vakti eve dönerken pazardan biraz meyve ve sebze aldı. Elindeki poşetlerle evine giden dik yokuşu çıktı. Aldıklarını poşetleriyle birlikte buzdolabına yerleştirdi. İki soba kovasını odun ve tutuşturucu kırıntılarla doldurdu. Sokağa bakan küçük odasının sobasını tutuşturup divana uzandı. Uzandığı divandan bir daha

karamsar

Dirahşan

Senin ki bilmem kimdedir aslolan anlamı değil Ardına bakma göremezsin Seni yaşamak istiyorum uyan dedi kalk ve git..

karamsar

Mağarada

Demir Özlü'nün bir öyküsünden alınan bir cümleyi de koyarak bir öykü yazacaktık. Ben de bu öyküyü yazdım. Cümle: "Her şeyini yitirmiş olduğunu sanan çaresiz bir varlığın teriydi bu."

nötr

Zaman, Mekan - Patates, Soğan 1

Saat tam sekizde Bursa Nilüfer’deki E tipi cezaevinde beş aydır tutuklu bulunan Simitçi Nazmi gardiyanın gürültüyle açtığı demir kapıdan avluya çıkarak mahkûmları adliyeye götürecek araca bindi. Bu gün ilk duruşmasına çıkacaktı. Arkadaşlarından ödünç aldığı takım elbiseyi ve gömleğini giymiş bir de boynuna kravat bağlamıştı. Hayatında ilk kez kravat

nostaljik

54\. Kalas

Tavandaki kalaslar her günkünden daha bir eğri büğrü göründü gözüne. Üzerlerindeki çatlaklarıyla narin kibrit çöplerine benziyorlardı...

karamsar

Hikayeye Çeyrek Kala

" Her şey hakkında yazmak istedim. Her şeyi... Bir zamanlar olduğumuz kişileri, her şeyi! Ve en sonunda her şey birbirine girdi ve ben başaramadım. Başaramadım! Neyle başlarsan başla, sonunda o kadar eksik oluyorsun. Lanet olası, saf kibir ve aptallık!"
The Hours Filminden

olumsuz

Sayıklamalar (Platon'u Düşlerken... )

"Başını ışığa çevirdiğinde gözlerinin yandığını hissetti. Hiçbir nesne göremez olmuştu. Bir süre olduğu yerde gözlerini ovuşturdu. Yavaş yavaş puslu da olsa etrafı seçmeye başlamıştı. Oldukça ürkütücü bir manzaraydı bu. İnsanoğlu büyük ve ortak, evrensel bir trajediyi, hem de onun hiç de farkında olmadan, paylaşmak zorunda bırakılmıştı bu karanlık

karışık

Yazlıkta ki Sessizlik...

Gaziantep, 1994. Bir işadamının mali çöküşünün ve ihanetlerin yarattığı sessiz fırtınanın başlangıcı... Faturaların, çeklerin ve ödenmemiş senetlerin altında ezilen bir adam, güvendiği dostların soğuk bakışlarıyla yüzleşiyor. İnsan bazen hayatının çözülüşünü aniden duymaz, önce küçük bir çatırdı gelir. "Yazlıktaki Sessizlik", bir çöküşün ilk anlarını, iç dünyasındaki uğultuyu ve yaklaşan

karışık

Mutluluk Gelecek mi?

öyle bir düşündüğü zaman, hemen hemen kendi durumunda olan binlerce insan vardı. Zenginler- daha iyi bir yaşamı hakedenler- azınlıktaydı. Son günlerde ülkedeki azınlık hakları da epey bir genişletilmişti. Fabrikada patronuna bir şey sormak için gittiği sırada işitmişti bu sözleri. İçeriğini bilmiyordu ama demek ki zenginler iyiden

üzgün

Dut Ağacı

Evin köşesini döndüğü an (-ki şimdi itiraf edebiliyorum) onun kadar güzel olamayacağımı düşünür, ondan soluksuz bir küfürle intikamımı alır, aramızdaki uçurum güzellik farkından nefret ederdim.

üzgün

Deniz de Tren Beklemek

Uzaktan sevmek hasretle sevmek ne berbat bir duygudur. Seviyordu, kendine de itiraf edemiyordu
İnsan bu kadar sevebilir mi, acaba O da beni arasıra da olsa düşünüyormu ki böylesi severim derdi
Hastane de gözlerini açmıştı nasıl olmuşsa yaşıyor du birileri bi zaman hastaneye götürmüş ve

olumsuz

Sanat Üzerine...

“İnsan, yeryüzünde, sığ ve bulanık sularda yaşar. Yetileri böylesine elinden alınmış, kısılmış, minimalize edilmiş bir yaratık asla bir sanat eserinin tespitinde belirleyici rol oynayamaz. Bir eserin takdiri, insanların bayağı zevklerini uyandırıp uyandıramaması ile değil, onun bir sembole dönüşüp dönüşememesi ile ilintilidir. Bir şaheser kalabalıklara değil yalnızca tek ve

olumsuz

Yardım

Herşey akıyordu,değişiyordu hayat çoğu insanı savuruyordu bu kasabadan,etkilenenler,tutunamayanlar uzun yıllar sonra baktıkları resimlerde ilk bıraktıkları gibi karşılarına resimlerde donmuş olarak çıkıyordu.Çocukken oyun oynadıkları geniş alanlar,sarı güneşin yakıcılığı yeşil alanlardaki su sesleri ...sahip oldukları ve olmadıklarıyla terkettikleri sokaklar...

nötr

Yansıma

Sigarasının dumanını içine çekerken ,zombilerin ne kadar beyinsiz olduklarını düşünmüş,bir yandan da bu ucubelerin tek arzularının beyin yemek olduğu ironisini fark etmişti.Zombiler topluluk halinde dolaşıyor ,aynı içgüdülerle,aynı amaç doğrultusunda hareket ediyorlardı.Aralarında radikal bir zombi yoktu.Farklı bir istekte bulunan veya farklı bir doğaya sahip olan yoktu

karamsar

Yollardasın,bir Arabaya Biniyorsun...

Birileri için çok eğlenceli birileri için iyi bir anlatı konusu arkadaş ortamında şu ünlü milli olma durumunu senin ruhuna bıraktığı derin izleri bilmeksizin anlatacak...

Başa Dön