"Yazmak, zamanı görünür kılar. — Margaret Atwood"

Öykü > Deneysel

üzgün

Gözlem

bir haykırış olsa rüzgara yazsa adını rüzgar onu fizana götürse.

üzgün

Çıt Yok

İçimdeki ses hep konuşur çünkü. Kendimi bildim bileli, ne iş yaptığıma aldırmadan kulağıma anlatır da anlatır öykülerini. Benim dışımda, farklı bir bendir o. Ukaladır biraz, küstah daha doğru olur sanırım. Ne iş yaptığıma, kiminle konuştuğuma aldırmaz, bildiğini okur. Ah, ne alçaktır o, patronumla konuşurken müstehcen hikayeler anlatacak kadar

karışık

Karanlık ve Gece Benim Şiirimdi - 2

Seni sürekli biriyle görüyorum. O kadın kim? diye sordu.
-Ha o kadın mı? Hiç kimse değil. İş yerinden bir arkadaşım.
-Boşuna kıvırma, istemiyorsan ben seni hiç görmemiş gibi davranayım. Sen de yalan
söylemek zorunda kalmazsın. İstersen kapatalım gitsin, dedi.

düşündürücü

Aydınlıktaki Karanlık ve Karanlıktaki Aydınlık

Ama hayır, kız atlamıyor. Tersine, aşağı bakan gözleri artık pencereye yapışmış olan kendisine dikilmiş. Konuşmadan, yüzündeki ifadeyi değiştirmeden, gözlerini kırpmadan bakıyor uzun uzun. Sonra odasına giriyor. Penceresini kapıyor ve ışığını söndürüyor..

üzgün

Küçük Bir Sohbet

Bu yazı sürekli vakit geçirdiğiniz en yakın dostunuz ve sizin aranızda. Başka kimseye yer yok bu yazıda. Sadece siz ve can yoldaşınız. Okursanız anlayacaksınız insanın yalnızlığını ve biricik dostunuzu tanımanın önemini. Ne demişler:" Bu dünyaya yalnız geldik, yalnız gideceğiz.".

düşündürücü

Söyleyecek Sözü Az Olan Adam 1

"Söyleyecek Sözü Az Olan Adam" yaklaşık olarak 1997 den beri, aklımda olan üç perdelik bir tiyatro eseridir aslında.
Fikir olarak filizlenmesinden bu yana, iki sefer birinci perdesi yazıldı; ancak bir türlü adına yakışan tokluk duygusunu hissettirmedi bana.Derken, derken günlük yaşam ve her zaman baskın olan şiir

üzgün

Affet Beni Anne!

Hoşgeldin bitanem. Dünyama mutluluklar getirdin, gülüşler, sürprizler, umutlar getirdin. Senin kadar güzel , senin kadar heyecan verici kaç konuk ağırlayabilir ki insan?

nostaljik

Yaz, Bahar Şeftali 1

Cengiz Topel İlkokulu’nun bahçesindeki yüzlerce şeftali ağacı çiçeğe durduğunda belediye işçileri gelip sokaklara kazmaya başlamıştı. “Sokak çeşmelerinden su taşımak, tulumbaların kumlu sularını içmek artık sona erecek.” diyorlardı. Çukurlar benim boyumdan yüksekti. Çukurun birine inip bütün kasabayı kimseye görünmeden dolaşabilirdim.

Ayakkabım daha parlıyor artık...

Beklenmedik zorluklar karşısında ayakta kalabilmenin sırrını anlatan bu dokunaklı hikâye, sevginin ve dostluğun gücünü vurguluyor. Maddi kayıplar yaşayan bir adamın, gerçek zenginliğin eşyalarda değil sevdiklerinde olduğunu keşfetmesi ve bir ayakkabı boyacısıyla karşılaşması üzerine kurulu anlatı, Mevlana'nın "Korkma düşmezsin" sözünü hayatın içinden bir örnekle pekiştiriyor. İnsani değerlere ve dayanışmaya

üzgün

Kriz

Bu kaçıncı kriz?

umutlu

Loading...

konuşmanın değil susmanın anlam kazandığı bir öykü.
Arkamdan bir ses geldi. Aslında duyduğum bir ses sayılmazdı. Çünkü kulağıma gelen müzik eserlerindeki sus gibi bir sessizlikti. Garip bir melodisi vardı ve bu benim çok hoşuma gitmişti.
sadece suslardan oluşan bir şarkı gibi.
Enfes.

1\. Bölüm: Kırmızı Işığı Yakmak- Serenay Özkan (2. Sayfa)

Karanlık bir İstanbul gecesinde, ani bir kedi sürprizi ve yağmurun eşliğinde yalnız bir yürüyüş. Kalbindeki düzensiz atışlar, Çiçek Pasajı'nın karşısında sığınılan bir an ve uzaktan duyulan kadın çığlıkları. Soğuğa rağmen kendini farklı gösteren şehir, evde bekleyen kimsenin olmadığı ve yarına dair planların belirsiz kaldığı düşünceli bir gezinti.

üzgün

Günün Biri

Düşünebilseydi bunları düşünürdü belki ama düşünmek de neydi? iki kelime yan yana, iki cümle üst üste, iki sahne art arda gelemiyordu.

Başa Dön