İnsan
Engin sen usul nota diyeceksin,hayat,yaşam diyeceksin,duvardaki şahmaran haline gülecek,bak insanlar dizilip öldürülüyor diyecek,
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Engin sen usul nota diyeceksin,hayat,yaşam diyeceksin,duvardaki şahmaran haline gülecek,bak insanlar dizilip öldürülüyor diyecek,
Sigarasının dumanını içine çekerken ,zombilerin ne kadar beyinsiz olduklarını düşünmüş,bir yandan da bu ucubelerin tek arzularının beyin yemek olduğu ironisini fark etmişti.Zombiler topluluk halinde dolaşıyor ,aynı içgüdülerle,aynı amaç doğrultusunda hareket ediyorlardı.Aralarında radikal bir zombi yoktu.Farklı bir istekte bulunan veya farklı bir doğaya sahip olan yoktu
Birileri için çok eğlenceli birileri için iyi bir anlatı konusu arkadaş ortamında şu ünlü milli olma durumunu senin ruhuna bıraktığı derin izleri bilmeksizin anlatacak...
Neredesin kızım sen?
-İzmir’deyim.
-Unuttun beni valla, unuttun.
-Unutur muyum, canım aaa,
-Ben de akşamüzeri İzmir’e geleceğim. Nerede olduğunu söyle. Alayım ordan seni…
-Anne bu amca ne yapıyor?
-Boş ver kızım, diyor annesi. Boş ver sen hadi yürü, çabuk.
Küçük kıza adamın ne yaptığını nasıl anlatacağını bilemiyor. Kolayına kaçıyor,
-Boş ver kızım o adamı, diyor yeniden. Teyzen bizi bekliyor. Hadi yürü biraz, çabuk
Tebbessümüne inşirah içirilmiş çocuklar şaşkınlıkla bakardı bu hale kapı aralıklarından... Fakat şu aşikardı ki, herkesin içindeki karanlık aydınlığını arıyordu. Aranıyorsa bulunacaktı elbet. Bazılarımız pusuda gözlüyorduk aydınlık arayan karanlığımızı. Pütürlü soru işaretleri törpülüyordu hakikatin önündeki duvarı inceden inceye. Yeni anlamlar yumuşak dokuyu geçip, aklın sinir uçlarına dokunup kanatıyordu.
Ahh İsmail ah. Nasıl oldu bu, daha dün bilemedin bir önceki gün her zamanki kendine has efendi halinle; Nasılsın abi deyip hatırımı sormuştun, şimdi kim her zaman kahvehanenin hep aynı köşesinden bana hal hatır soracak. Yaşça benden büyük müydü, yoksa küçük müydü ne fark eder. Efendi bir adamdı.
Notlar: Daha önce iki kez trafik kazası geçirdin ama bir sıyrık bile almadın… umurunda bile değil…
Kendini bildin bileli insanlardan utanıyorsun sanki sana söylemiyorlar ama işte şişko diyerek gülüyorlar içlerinden...
Seni sürekli biriyle görüyorum. O kadın kim? diye sordu.
-Ha o kadın mı? Hiç kimse değil. İş yerinden bir arkadaşım.
-Boşuna kıvırma, istemiyorsan ben seni hiç görmemiş gibi davranayım. Sen de yalan
söylemek zorunda kalmazsın. İstersen kapatalım gitsin, dedi.
Ama hayır, kız atlamıyor. Tersine, aşağı bakan gözleri artık pencereye yapışmış olan kendisine dikilmiş. Konuşmadan, yüzündeki ifadeyi değiştirmeden, gözlerini kırpmadan bakıyor uzun uzun. Sonra odasına giriyor. Penceresini kapıyor ve ışığını söndürüyor..
12 eylül'ün çalkantılı günleri,Osman'ın gerçeklik duygusunun oluşması,kayıp bir kuşağın Osman'ın kişiliğinde yansıtılması
Bu yazı sürekli vakit geçirdiğiniz en yakın dostunuz ve sizin aranızda. Başka kimseye yer yok bu yazıda. Sadece siz ve can yoldaşınız. Okursanız anlayacaksınız insanın yalnızlığını ve biricik dostunuzu tanımanın önemini. Ne demişler:" Bu dünyaya yalnız geldik, yalnız gideceğiz.".
"Söyleyecek Sözü Az Olan Adam" yaklaşık olarak 1997 den beri, aklımda olan üç perdelik bir tiyatro eseridir aslında.
Fikir olarak filizlenmesinden bu yana, iki sefer birinci perdesi yazıldı; ancak bir türlü adına yakışan tokluk duygusunu hissettirmedi bana.Derken, derken günlük yaşam ve her zaman baskın olan şiir
Şimdi bütün kokuları aşkın canlandı yüreğimde, şimdi karıştım bir oldum iste evrenle… Yağmur tanecikleri içindeki yüzüne bakmak ve o baş döndüren dişiliğinin kokusunu almak istesem… ne yani ayıp oluyorsa bırakalım olsun, sen bana bahar gibi geliyorsun…