"Yazmak, bir yandan da dünyanın ne kadar aptal olduğunu kanıtlama çabasıdır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"

Öykü

Dolares Yengeyi Kim Tanaımaz

Babası Sam Amcanın ki siz hepiniz onu tanırsınız aslında, biricik evladıdır Dolares... Sam Amcada çok gizemlidir ha onu söyleyeyim. Sık sık burnunu, kulağını karıştırır, kıçını kaşır. Burnunu kulağını karıştırmadığı zamanlarda da nerede bir ülke bulursa onu karıştırır, eski defterleri karıştırır, eski yaraları kaşır... Bunu yaparken de Dolares Yenge

Bir Müfettişin Defteri

Emekli müfettiş Halim Bey'in sakin kasaba yaşamı ve sabah rutinleri, üniversiteli torunu Tarık'ın ziyaretiyle değişir. Genç adam, dini sorgulamaları yüzünden hocasıyla yaşadığı çatışmayı paylaşmak için dedesinin bilgeliğine başvurur. İki nesil arasındaki bu samimi diyalog, inanç, sorgulama ve aile bağlarını ince bir dille resmediyor.

yazı resim

Tam Bangi Jamping Yapacaktım ki

Nasıl yapsak nasıl etsek? Sessiz sessiz düşünüyorum, içimden, dışa vurmadan. Hanım ile çocukları ileride ki mağazalara bakmaya göndersem de sonrasında hemen sıraya girsem ve tepeye çıkıp da kendimi aşağıya salsam... Ondan sonrada ben aşağıya doğru sallanırken canlı canlı hanımda beni boşasa, bir sürü lafı da boca etse bana...

Bir Memleketin Dönüşüm Hikâyesi

Yıllar sonra büyükler çocuklarına, torunlarına; özgür bir milletin nasıl köleye dönüştüğünün öyküsünü anlatmışlar. Ülkelerinin eski günlerine duydukları özlemi, bu öyküyle gidermeye çalışmışlar. Öyküyü anlatan büyükler; Aslında, öyküdeki memleket bizim memleketimiz. Yavaş yavaş gelen tehlikeyi görmeyen, görmezden gelen eşekler de bizleriz, diyememişler. Utanmışlar.

800 ve 1500 Metre Türkiye Şampiyonuydu

800 VE 1500 METRE TÜRKİYE ŞAMPİYONUYDU
Yıl 1975. Galip 800 ve 1500 metrede gençler dalında Türkiye Şampiyonu olmuş ve milli formayı sırtına geçirmişti. Girdiği her yarışta birinci oluyordu. Galip büyükler dalında da birinciliklerini sürdürdü. Artık milli takımın değişmez koşucusuydu. Bu güzel insan, Avrupa Şampiyonu olmayı çok

Binboğa Köyü

Dedeme "Gara Meme" derlerdi. Biraz kısa boylu, esmer, yağız bir adamdı. Güçlü kollara sahipti. Pazıları o yaşta bile kaslıydı. Ayağında hep Adana Şalvarı vardı. Ayaklarında, o döneme has, kara lastik ayakkabı bulunurdu. Üzerinde kareli bir gömlek, başında da yünden yapılmış bir takke olurdu. Pek konuşmayı sevmezdi. Ama çok

Ahtapot

AHTAPOT
Gizem dolu, sır dolu, pek çok bilinmezliklerle dolu kainatın bilmem nerelerinde sessizce dönüp durmakta olan sevgili dünyamız. Üzerinde yaşamalarına, hayat bulmalarına, barınmalarına olanak tanıdığın on binlerce yıldan beri her şeyi ile belki de sadece sende var olan canlı varlıklar.

Eski Siyah Mersedes

Eski siyah Mercedes, sahibini ürkütücü davranışlarıyla korkutuyor. Kontak anahtarı takılı olmadan çalışıyor, duruyor; adeta içinde öldürülmüş bir ruhun anılarını taşıyor. Şeytan gibi karanlık bir siyahlığa sahip araç, mezarlık yakınındaki köy evinin tekinsiz atmosferinde daha da ürkütücü bir hal alıyor. Sahibi her akşam bir tur atsa da, eski ahırda

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

Yolda Bir Aile

Bir aile yolculuğu sırasında yaşanan beklenmedik an: Baba İdris, erik almak için durduğunda, oğlunun telefonunda gördüğü uygunsuz görüntülerle sarsılır. Aile içi gerginlik ve suçlamalar havada uçuşurken, tam da bu kriz anında arabanın lastiği patlar. Modern hayatın teknolojik tuzakları ve ebeveyn-çocuk ilişkisindeki iletişim kopukluğunu çarpıcı biçimde yansıtan, sürprizlerle dolu

Başa Dön