"Yazı, sesin resmidir. — Voltaire"

Öykü

Kıbrıs Ada Kışı

O gece, telefonum çaldı. Hiç tanımadığım, bilmediğim bir bayan: Ben, Emel dedi. Kostüm sorumlusuymuş. Benden, bedenim, kilom, ayak numaram gibi bilgileri istedi. Kostümlerinizi hazırlayacağım. Pazar günü görüşürüz dedi. Heyecanım gittikçe artmaya başlıyordu. Şaka gibi başladığım bir olay gerçek mi oluyordu? Yoksa rüyada mı idim?
Biraz sonra

yazı resim

Kurban Olayım Şaklarına

Gece yarısı akülü sandalyesinde ilerleyen anlatıcı, beklenmedik bir karşılaşma yaşar. Yardım teklif eden sarhoş bir emlakçı, önce tuhaf sözler söyler, sonra ağlamaya başlar. Bu garip karşılaşma, anlatıcıyı derinden etkiler ve adamı tekrar bulma isteği uyandırır. Gecenin karanlığında yaşanan bu dokunaklı an, iki yabancı arasında kurulan beklenmedik duygusal bağı

Şimdi Geliyorum

ir 15 dakika daha bekliyorum. İçimden: "Artık gitsem mi?" diyorum. "Ama ayıp olur. Gitmek Olmaz" diyorum.
Şimdi gelecekti. Odada hala yalnızım. Biraz sonra, yan odadan müthiş bir kahkaha geliyor. Şaşırıyorum. Çünkü gelen ses, onun sesine çok benziyor: "Olmaz" diyorum. "Burada olduğumu, üstelik kendisi için geldiğimi de

Kararlıyım Yarın Diyete Başlıyorum

En kısa zamanda bu diyet olayına kıyısından köşesinden dalmalıyım. En önce şu haftada dört kere yediğim tatlıları, önce ikiye, sonra da bire indirip, daha sonra da tamamen kurtulmam lazım bu tatlı olayından. Her ne kadar baklavacılar derneğinden her sene en iyi baklava tüketicisi ödülü alsam da, zayıflayana kadar,

Makineleşmek ve Kaçış - 1

Konteynerin yanına oturdu. Çok geçmeden bir genç, onu dilenci zannedip önüne para attı. Zaten görüntü olarak dilenciden pek farkı da yoktu. Paraya baktı, almadı/alamadı. Gelip geçenler onun bu halini görünce kimi acıyor, kimi görmemezlikten geliyor, kimi kızıyor, kimi de ona Çalış, çalış! diye akıl veriyordu.

Simitçi Çocuk - Serdar Yıldırım

SİMİTÇİ ÇOCUK
1970 yılının mayıs ayının bir öğleye doğru vaktinde herkes kendi alemindedir. Büyük soğukların hüküm sürdüğü, kar yağışının manzarayı beyaza boyadığı, tipinin, fırtınanın bol olduğu bir kış mevsimi etkisini kaybetmiştir. Yaz gelmiştir. Ağaçlar dallanmış, kovanlar ballanmıştır. Yemyeşil çimenler bitmiştir. Tomurcuklar ilk nefeslerini derin derin içlerine

Asansör Mü Merdiven mi

Evet, bu öyle bir tartışmaydı ki site de, tartışanlar neredeyse birbirlerine gireceklerdi, büyük kavga son an da önlendi. Neydi mesele? Bir daha hatırlayalım.
Asansör kullanma taraftarları ile merdiven kullanmadan yana olanlar bu sitede her gün didişiyorlar, ağız dalaşına giriyorlar...

12

Bu paylaşım, toplumsal baskılar karşısında özgürlük arayışını ve kendini kısıtlamadan yaşama arzusunu dile getiriyor. Özellikle kadınların maruz kaldığı beden baskısına isyan eden, "başkaları ne der" kaygısından kurtulma çağrısı yapan provokatif bir metin. Toplumsal normların yarattığı baskıdan bunalmış bir sesin, mizahi ve isyankâr üslubuyla kendini ve başkalarını özgürleşmeye davet

Şarkı

bu şiirimi ŞARKI formunda Yazdığım için adı şarkı oldu. Başka bir amacı yok. Tabii sevdadan söz ediyor.

Emekleye Emekleye Emekli

Emekli olunca bir sahil kasabasına yerleşecektim. Elde avuçta ne varsa satıp kendime bahçe içinde bir ev alacaktım. Çiçekler yetiştirecektim, birkaç ağaç mandalina, limon, portakal Ağaçlar evin arka bahçesinde olacaktı. Güller ve mevsim çiçekleri denize bakan tarafta

O Annene Söyle, Çocuğun Aklına Bunları Sokmasın (3)

Çocuk yüzünde masum kırılganlık donup kalmıştı. Konuyu daha fazla uzatıp, onu da bıktırmadan konuştu yaşlı kadın:
Aslında şimdi kendini buldurman çok kolay yolları var. Gel sana öğreteyim.
Torun hevesle yaklaştı anneannesine:
Bana öğreteceksin değil mi, anneanne. Gerçekten çok korktum. Ya kaybolursam ben!

Başa Dön