"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Öykü

Hani Beni Dürtmüştünüz Bir Kaç Kere

Şaşırırım haliyle, siz şaşırmaz mısınız? On metre öteden, daha önce görmediğiniz, hiç tanımadığınız bir adam, O'ları da bir hayli uzatarak üstünüze üstünüze gelecek, belalı mı, alkolik mi, canlı bomba mı bilemeyeceksiniz. Eliniz, ayağınız, her bir yeriniz birbirine dolanır hem vallahi hem de billahi...

Ehram Yokuşu, Beşiktaş

Yıl; 1997
Ay: Haziran
Henüz 17,5 yaşındaydım.
İstanbul, Esenler otogarından çıkıp abimin kaldığı eve gelmiştim. Evin konumu tepedeydi. Eve ulaşmak için Bebek karakolunun yanından 44 adet sık basamak, 65 geniş basamağı tırmanarak sola sapılır ve ayak bilekleri sızlayarak 16 geniş basamak daha

yazı resim

Küçük Bir Leblebinin Başıma Açtığı İş

Yatağa girip uyumaya çalıştım. Uyu uyuyabiliyorsan. Sağa sola döndükçe sanki daha da büyüyordu sızı. Hareketten besleniyordu sanki
Ah bir sabah olsa! diye dua ediyordum. Saat başı bir tane ağrı kesici alıyordum. Arada bir kocakarı ilaçlarına da başvurmuyor değildim. Ama hiç birinin faydası olmuyordu.

Atlar ve İnsanlar

Bu şiirsel metin, jokey ve yarış atı arasındaki simbiyotik ilişkiyi anlatıyor. Özellikle efsanevi jokey Halis Karataş ve Bold Pilot'ın başarılarına odaklanarak, bir yarış atının yalnızca jokeyiyle tam potansiyeline ulaşabildiğini vurguluyor. Bold Pilot'ın zekâsı, yarışları önceden hissetmesi ve stratejik koşuşu, at-jokey ikilisinin mükemmel uyumunu gözler önüne seriyor.

Mavi Deniz Marmara ve Sen

Renkleri severim.
Onlarla zihnimin içinde bir şeyler boyamayı çok severim.
Özellikle de mavi ile
Mavi, insanda bir sonsuzluk duygusudur âdeta
Özgürlüğü, barışı, huzuru, aşkı ilham eder, yoksun kalplere.

Zorunlu Trabzonsporlu Olduk

Tek kalan eldiveni bir çekmeceye kaldırdım haliyle, yine de atmadım çöp sepetine, bakarsın bir umut bir yerlerden çıkar belki diye... Bordo eldiven de sabahları işimi görüyor, bayağı sıcak tutuyor ellerimi... Bir kaç günde onunla kanka olduk, sevdi beni galiba bu bordo eldiven, tam da diyordum ki haydaaaaa! Onun

Makineleşmek ve Kaçış - 2

Bir büfeye yanaştı, elindeki parayı uzatıp sandviç istedi. Büfedeki adam küfür ederek onu kovdu ve:-Boklu paran sende kalsın pislik şey. Diyerek bir köpeğe verir gibi uzaktan bir sandviç attı önüne. Sandviçin içindeki peynir ve domates etrafa saçıldı. Yerden bunları toplayıp sandviçin içine koydu ve yedi.

Seccadenin Sırrı

Tan vakti, Meryem'in iç dünyasına açılan bir pencere. Islak kaldırımlar ve sokak lambaları arasında, genç kadın alışkanlıkla namazını kılarken içindeki boşlukla yüzleşiyor. Gözaltı morluklarında saklı uykusuz geceler, dudaklarından dökülen anlamsız kelimeler... Nesillerdir aktarılan bir ritüelin içinde kaybolan ruh, müziksiz bir şarkı gibi yankılanıyor sabahın sessizliğinde.

Kırmızı Bir Aşk Hikayesi

Sahilde bir gece, yaşlı bir nenenin beklenmedik hareketi ve ağzından dökülen küfürler sonrası cebe bıraktığı gizemli hediye. Ardından gelen romantik bir karşılaşma hikâyesi. Kırmızı külot, egzotik koku ve internetten takip eden bir hayranın itirafıyla gelişen bu tuhaf buluşma, sahilde başlayan absürt bir aşk hikâyesine dönüşüyor.

Kıbrıs Ada Kışı

O gece, telefonum çaldı. Hiç tanımadığım, bilmediğim bir bayan: Ben, Emel dedi. Kostüm sorumlusuymuş. Benden, bedenim, kilom, ayak numaram gibi bilgileri istedi. Kostümlerinizi hazırlayacağım. Pazar günü görüşürüz dedi. Heyecanım gittikçe artmaya başlıyordu. Şaka gibi başladığım bir olay gerçek mi oluyordu? Yoksa rüyada mı idim?
Biraz sonra

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

Başa Dön