Tıkırt
NOT: Bu kısa öykü 31 Mayıs 2013'ten çok önce yazılmıştır. Son tümceyi okumayınız.
"Bugün 16 Nisan 2026, saat 18:00. Henüz bir başyapıt yazmadım. Demek ki hala bir umut var." — Samuel Beckett"
"Bugün 16 Nisan 2026, saat 18:00. Henüz bir başyapıt yazmadım. Demek ki hala bir umut var." — Samuel Beckett"
NOT: Bu kısa öykü 31 Mayıs 2013'ten çok önce yazılmıştır. Son tümceyi okumayınız.
KELOĞLAN BEBEK DEV
Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Bol bol yemek yer, bel bel bakınır, yan gelip yatarmış. Anası bir gün kızmış Keloğlan'a:
" A benim kel oğlum. Bütün gün yatmasan, bir işe yarasan, bak önümüz kış, dağdan odun kır getir, benden
YZ
2013 Ağustos’da öldürülen, birbirinden farklı hikayesi olan,26 kadının anısına.
Koşuyordum, yağmurda koşuyordu. Ben yatay, o dikey. İkimizin de derdi başkaydı. O, beni düşünmüyordu ki. Ben, onun farkındaydım, ıslandığım için. Gözyaşlarımın tuzunun, kendine, karıştığını bilse, bu kadar fütursuzca yağar mıydı bilmem.
Yaşar Kemal
"Ömür Belli hasta mı?
Mahalleli Yasta mı?
İnceden ninni söyler,
Hasta değil Usta mı?"
"Sessiz Çığlık", Anadolu'nun kalbinde yaşayan Numan ve Safiye çiftinin sıcak hikâyesini anlatıyor. Kırşehir'in Ürün Köyü'nde, sevilen ve sayılan Numan Bey ile dört kız annesi, beşinci çocuğuna hamile olan Safiye Hanım'ın mütevazı ama mutlu yaşamları resmediliyor. Köy hayatının içtenliği, aile bağları ve geleneksel Anadolu yaşamının güzelliklerini yansıtan dokunaklı bir
Babam, elinde benim tasdiknamem ile ablamın Eskişehir Doğumevi Hastanesine tayin olunduğuna dair bir yazıyla, Ankaradan doğruca Seyitgaziye gelmişti.
Bir ara "sahildeki o yaşlı adamın aşina mavi gözleri" yine aklıma düşmüştü.
Kimdi? Ve hala kimliğini çözemediğim bir sırrın beynimdeki geri dönüş-ileri dönüş filmin şeritlerini sararken eşim ağzıma pirzolayı uzatıp;
"Daldın yine tabağındakiler hala duruyor,yine nerelerdesin?" diye sorduğunda o ana yeniden dönmüştüm.
Altın nine ise bu duruma hiçbir şey söylemez, üzüldüğünü ve kızdığını belli etmezmiş.
"Derya hanım nolcak? Hatun senin içine düşecek neredeyse. Bu konuda bir şey yapmayacaksın demek mi oluyor bu?"
Kaan güldü. Özge'nin gözünden de bir şey kaçmıyordu.
Bir babayiğit ki, ama ne babayiğit: Bir sekseni geçen boyu, oldukça kaslı vücudu, güçlü kolları, anadan sürmeli gözleri.. tam bir Anadolu delikanlısı.
Köylü çocuğuydu ama kendi köyünde pek eğlenmez, gezerdi. Bazen yürüyerek giderdi, bazen atla giderdi. Başka köylere giderdi, kasabalara giderdi, şehirlere giderdi. Gittiği yerlerde, yolun
Güneş, alacakaranlığını bırakıp gitmişti. Mars, yüzünün yarısını saklayan Ay’ın peşine düşmüştü. Bu zamanlarda, hep böyle yapar, Ay’a iyice yaklaşırdı. İkisi de göz kırptı, bu garip kuşlara. Onlar da gülerek selamladılar, bu kadim, vuslatsız aşıkları.
Engin Geçtan