"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalı.” — Charles Bukowski"

Öykü

Hasta Ziyareti

Gündüz Yunan askeri gelir, hayvan haşat, yiyecek içecek ne varsa toplarmış ya; gece de rahat yokmuş. Hava kararır kararmaz bu kez çeteler düze iner, onlar toplarmış ne var ne yok. Bir de erkeksiz ev görmeyegörsünmüş namussuzlar.

Kurbağa ve Akrep

çığlıklar içinde sudan çıkmak için birbirleri ile yarışıyormuş sanki, iki yaban ördeği havalanmış, üç timsah sudan kendini dışarıya can havli ile atmış, bir kunduz kıyıya çıkarken beş balık sudan zıplayarak toprağın üstünde çırpınmaya başlamış, kocaman bir su yılanı kıvrıla kıvrıla otların arasından son bir umut der gibi kendini

Bir Demet Maydanoz - Tanık - Son

Hakim, adamı dinledikten sonra keskin bakışlarıyla salonu gözden geçirdi. Bu koltukta kaç yıldır çalışmakta olduğunu saymıyordu artık. Ne kadar kendi kendine şikayet etse de, bir türlü veda edememişti. Masasına gelen her dosyada farklı bir hikâye vardı. Son zamanlarda artan şiddet mağduru kadınları gördükçe, adaleti sağlamak, doğru kararı vermek

Senaryomsu Öykü

Ben radyo tv ve sinema bölümündeyken hocamız üç kelime verdi ve bu kelimelerden senaryoya benzeyen bir öykü çıkarın dedi.
Kelimeler:
Kum, yıldız ve ataç.

Hayatta Kalabilmek

Onu gördüğümde siyahın bu kadar siyahını daha önce hiç görmediğimi düşündüm. Karşımdaki koltukta keyifle oturan ve neredeyse koltuğun oturma yeri kadar büyüklüğünde, birçok kolları olan kocaman bir örümcek. Ben ayaklarımı topluyorum, oturduğum kanepede sanki kaybolabilecekmişim gibi büzüşüyor, kendimi saklamaya çalışıyorum fakat nafile.

Nokta

"Uyandım...
Bunu, gözlerime hücum eden ışık huzmeleriyle anladım. Işığın büyülü dansı vardı gözlerimin önünde. Bu cümbüş, bu curcuna, bu heyecan dalgası, bu oyun... Bu oyunun içinden geçmeden yeni bir güne başlayamam ben. Ancak bu oyunla ışır içim, ancak o zaman görürüm yanımı yöremi. Ve yaklaşık sekiz

Başa Dön