Bugün Hala Söylemedin...
Sarılıp yatarız birbirimize. Sanki, gece bizi birbirimizden koparacakmış gibi. Sonra, kollarımız uyuşunca ister istemez birbirimizden ayrılırız
"Yazmak, bir nevi intihardır; zira her kelime, bir önceki düşüncenin cesedidir." – Terry Pratchett (kurgusal)"
"Yazmak, bir nevi intihardır; zira her kelime, bir önceki düşüncenin cesedidir." – Terry Pratchett (kurgusal)"
Sarılıp yatarız birbirimize. Sanki, gece bizi birbirimizden koparacakmış gibi. Sonra, kollarımız uyuşunca ister istemez birbirimizden ayrılırız
Bunların yanında ben en çok Türk çizgi romanları okur ve onları okuduğum yerde Türklüğümle onur duyardım. En sevdiklerim Tarkan, Karaoğlan, Kara Murat, Tolga, Yüzbaşı Volkan. Genelde tamamına yakını tarihi kahramanlarken sadece Yüzbaşı Volkan günümüzde yaşayan bir kahramandı.
Dün Irakın Dış İşleri bakanı, Şu anda Irak kuvvetleri ve ABD kuvvetlerinin PKK a savaş açacak bir pozisyonu yoktur.,demiş. Buna da Irakta ki iç savaş riskini engel göstermiş.
Tam üç aydır, evet üç aydır işsizdi. Bir yıl önce iflas etmişti. Bir kişide ki yüklü alacağını tahsil edememiş ve bundan dolayı tıkanarak işini çevirememişti. Günlerce uykusuz kalmış, çaresizce Allaha yalvarmış ama kendisine borçlu olan kişiden bir haber bile alamamıştı.
Avrupa Birliği, son İlerleme Raporunda Türkiyeye Kıbrıs Rum Kesimine deniz ve hava sahalarıyla, limanlarını açması için 15 Aralık 2006 tarihine kadar süre tanındı. Bu tarihe kadar, bu bizden istenilen yapılması olanaksız istem, yerine getirilmediği takdirde Müzakerelerin
Dondurulacağı şeklinde tehditkâr uyarıda bulunuldu
Çok büyük merakla ve heyecanla gittim yanına. Tabii giderken sana layık olabilmek için takım elbisemi giydim, kravat taktım. Berberde sakal tıraşı olup, saçlarımı bile tarattım. Sonra bindim taksiye, gittim şirketine. (Param çok olduğundan değil aşkım. Elbisem kırışmasın diye.)
Bir baba, şehit düşen oğlu için kalıplaşmış sözleri reddederek toplumsal bir gerçeği haykırıyor: "Neden hep garibanların çocukları ölüyor?" Bu samimi isyan, Türkiye'de terörle mücadelenin yükünü kimlerin omuzladığı sorusunu gündeme taşıyor. Yazar, bu adaletsizliğe dikkat çekerek, karar vericilerin de yakınlarının aynı tehlikelere maruz kalması gerektiğini savunuyor.
Yetmedi mi, neden bir de mezarlıkta ki yakınlarınızı ziyaret etmiyorsunuz. Hayatın ne kadar kısa ve sorunları büyütmenin anlamsızlığını anlayacaksınız.
"Avrupa Bizi Neden Sevmez?" başlıklı metin, Avrupalıların Türklere karşı tarihten gelen olumsuz bakışının nedenlerini sorgulayan, düşündürücü bir analiz sunuyor. İstanbul Üniversitesi'nde görev yapan Alman Profesör Naumark'ın bir öğrenci gezisinde bu konuya verdiği çarpıcı yanıt üzerinden, Avrupa-Türkiye ilişkilerinin karmaşık psikolojisini ve tarihsel arka planını samimiyetle ele alıyor.
Ne oluyor bana, kendimi çok kötü hissediyorum? Yoksa, yoksa!...Daha, çocuklarım çok küçük ne yaparlar bensiz, ya eşsiz bir tutkuyla sevdiğim eşim, ya hasta babam ya annem?
Gülümsüyorum, gülümsüyorum ve biliyorum ki her şey daha iyi olacak. Olmalı da artık ya! Bu bitirdiğim 5. olumlu bakış kitabı.
Sigarasından derin bir nefes daha çekti. Sigarası da olmasa ne yapardı?
Sıkıntılı olduğu anlarda en çabuk sarıldığı tek şey oydu. Günde iki, üç paket kadar içiyordu. Arabasını evinin önüne park etti
Hatırlıyorum, sevgilim tam 15 sene öncesiydi.
Türk askerlerinin 4 Temmuz 2003'te Süleymaniye'de Amerikan askerleri tarafından başlarına çuval geçirilerek gözaltına alınması, Türkiye'nin onuruna vurulan bir darbeydi. Amerika'nın sonradan dilediği özür yaraları sarmadı. Operasyonun Amerikan Bağımsızlık Günü'ne denk getirilmesi tesadüf değildi; Washington'ın sessiz olduğu bugünde Ankara'nın tepkileri karşılıksız kalacaktı. Bu olay, iki ülke ilişkilerinde silinmeyen bir
"Paranın da Sıcağı Yakar" ekonomideki sıcak para akışının tehlikelerini anlatıyor. Yabancı yatırımcıların kısa vadeli kâr için bir ülkeye para getirip, daha iyi fırsatlar bulduklarında aniden çıkış yapmaları ekonomileri nasıl sarsabilir? Yüksek faiz ve düşük kur ortamında bu risk daha da büyüyor. Uluslararası fonların hızlı hareketliliği karşısında ülkelerin aldığı
Türkiye'nin artan dış borç yükünü ve bunun ekonomik sonuçlarını eleştirel bir bakışla ele alan bu yazı, resmi söylemlerin aksine borçların azalmadığını vurguluyor. Özel sektör borçlarının kamu borcu gibi gösterilmemesine rağmen, kriz anlarında bu yükün de halka yansıdığını belirten metin, ekonomik gerçeklerle siyasi söylemler arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor.
Büyük Atatürk dış ilişkilerde olmazsa olmaz koşulumuz MÜTEKABİLİYETTİR demişti. Yani, karşılıklı olmak
Durmaksızın koşan Ali, çiçekçiden aldığı mor menekşelerle eve doğru telaşla ilerliyor. Ankara'dayken komşusundan aldığı gizemli mesaj ve eşine ulaşamaması içini kemirir. Uzaklaşan ambulans sireni, hamile eşi için duyduğu endişeyi daha da artırır. Gerilim dolu bu koşuşturma, Ali'nin bilinmeze doğru adım adım yaklaştığı duygusal bir yolculuğu anlatıyor.
İki insanın hayatlarını birbirine bağlayan sade ve samimi bir aşk hikâyesi. Maddi imkânsızlıklar içinde bile sevginin en değerli hediye olduğunu hatırlatan bu metin, günlük hayatın koşuşturması içinde yakalanan küçük mutluluk anlarını ve karşılıksız sevginin gücünü anlatıyor. Doğum günleri geçer, ama gerçek sevgi zamansızdır.
Bir eşin, hayat arkadaşına duyduğu derin şükran ve hayranlığı anlatan içten bir itiraf. Yazar, sabahın erken saatlerinde uyanan bir kocanın gözünden, fedakâr eşine olan sevgisini ve minnettarlığını samimi bir dille aktarıyor. Zorluklara rağmen hiç şikayet etmeyen, ailesini her şeyin üstünde tutan bir kadının varlığına şükretmenin verdiği huzur, metne
Yazmak benim için susulan yerleri konuşturmaktır. Hayatın içinde yaşanan kırılmaları, aile bağlarını, kayıpları ve yeniden başlama cesaretini yazıyorum.
Hikâyelerimde kahramanlar kusursuz değildir; düşerler, yanılırlar, bazen geç kalırlar. Ama tam da bu yüzden gerçektirler.
Yazdıklarım yaşanmışlıklardan beslenir. Acıyı inkâr etmem, umudu da eksik bırakmam. Çünkü inanırım ki insan, anlatabildiği kadar iyileşir.
1961 Gaziantep doğumluyum.Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F Maliye bölümü 1984 mezunuyum.Halen emekliyim.
Gaziantep
Kamuran Esen, Uğur İzzet Karakoç,Funda Bilgili ve tüm izedebiyat ailesi
Daha kendimi bir yazara benzetecek kadar iyi yazamıyorum