"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Çuvalı Çıkartmak...

Türk askerlerinin 4 Temmuz 2003'te Süleymaniye'de Amerikan askerleri tarafından başlarına çuval geçirilerek gözaltına alınması, Türkiye'nin onuruna vurulan bir darbeydi. Amerika'nın sonradan dilediği özür yaraları sarmadı. Operasyonun Amerikan Bağımsızlık Günü'ne denk getirilmesi tesadüf değildi; Washington'ın sessiz olduğu bugünde Ankara'nın tepkileri karşılıksız kalacaktı. Bu olay, iki ülke ilişkilerinde silinmeyen bir iz bıraktı.

yazı resim

Çuvalı Çıkarmak…

4 Temmuz 2003… Süleymaniye’de, bir binbaşının komutasında görev yapan 11 Türk askeri ve Türkmen mihmandarları, Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı askerleri tarafından baskınla gözaltına alındı. Başlarına çuval geçirildi. Altmış saat boyunca sorgulandılar. O gün yalnızca askerlerimiz değil, bir ülkenin onuru da alıkonuldu.

Amerika Birleşik Devletleri daha sonra “özür diledi”. Ama bazı özürler vardır; yarayı kapatmaz, izi derinleştirir.

Gazeteci-yazar Turan Yavuz’a göre operasyon, Paul Wolfowitz’in bilgisi dâhilinde başlatıldı. Tarihin özellikle 4 Temmuz’a denk getirilmesi tesadüf değildi. Amerikan Bağımsızlık Günü tatili nedeniyle Washington sessizdi; Ankara’dan gelen tepkiler karşılıksız kalacaktı. Kerkük’ten Süleymaniye’ye uzanan bu zincirin son halkası, Albay William Mayville oldu. Operasyonun, Talabani kanadından gelen bir bilgiyle tetiklendiği ve bölgedeki Türkçe konuşmaların dinlemeye alındığı iddia edildi. O anların kameraya alınmış olması ise meselenin yalnızca askerî değil, psikolojik bir mesaj taşıdığını gösteriyordu.

Bu olayda dikkat çekici bir başka nokta vardı: Türk binbaşı, çatışmaya girmedi. Askerlerinin en doğal tepkisini bastırdı.

Kimi bunu “soğukkanlılık”, kimi “teslimiyet” olarak yorumladı. Oysa belki de bu davranış, karşısındakinden çok daha büyük bir özgüven ve cesaret gerektiriyordu. Tartışma hâlâ sürüyor. Ama tartışılmaması gereken bir gerçek var: O çuval, Türk askerinin değil; Türk devletinin başına geçirildi.

Bu olayın arka planında 1 Mart Tezkeresi vardı. TBMM’nin, ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a geçişini reddetmesi… Bu kararın iç politik hesaplarla alındığı, Erdoğan–Gül dengesi, ana muhalefetin taktik hamleleri gibi iddialar yıllarca konuşuldu. Doğru olsun ya da olmasın, sonuç değişmedi: Türkiye, oyun kurucu olmaktan çıkarıldı.

Kuzeyden açılacak bir cephede yer alabilseydik, Kandil Dağı bugün bu kadar rahat bir sığınak olabilir miydi? PKK bu kadar pervasız davranabilir miydi? Barzani bu kadar küstahlaşabilir miydi? Türkmenler, Irak’ta bu denli yalnız bırakılır mıydı?

Bunların hiçbiri kesin cevaplar değil. Ama kesin olan şu: Dış politika, “anlık doğrularla” değil, uzun vadeli hesaplarla yürütülür.

Bugün Kerkük’ün demografisi değiştirildi. Türkmenler sindirildi. ABD, “daha büyük sorunlarımız var” diyerek bir avuç teröristi vuramamanın bahanesini üretirken, biz hâlâ seyirciyiz. Çuval Olayı ise hafızamızda, ancak dizilerde ve filmlerde intikam sahneleriyle telafi edilmeye çalışıldı. Bu da ayrı bir trajedi.

Başımıza geçirilen çuvalı çıkarmak kolay değil. Asıl mesele, bir daha geçirtmemek.

Bunun yolu; günlük politik çekişmelerden değil, stratejik akıldan geçiyor. Üniversitelerde düşünce kuruluşları kurulmalı, gerçek anlamda “think tank” yapıları desteklenmeli. Dış politika, kişisel itiş kakışların değil, devlet aklının işi olmalı.

Atatürk döneminde olduğu gibi; bir değil, on hamle sonrasını görebilen, dik duran, kararlı, bilgili ve saygın bir dış politika anlayışına ihtiyaç var.

Unutmayalım: Tarih geçmişte kaldı sanılır… Oysa dersleri, hep bugünü vurur.

Geriye bakıp nerede durduğunu bileceksin. İleriye bakıp nereye gideceğini göreceksin.

Mehmet Salih Özsaraç

İstersen bir sonraki adımda:

bunu İzedebiyat’ta seri yazı hâline getirelim,

ya da altına kısa, sert bir aforizma kapanışı ekleyelim.

Ama şunu net söyleyeyim: Bu metin artık “eski bir yazı” değil. Bu, hatırlayan bir ses.

Is this conversation helpful so far?

KİTAP İZLERİ

İNCİR KUŞLARI

Sinan Akyüz

Zambaklar Ülkesinde Açan Kan Gülleri: "İncir Kuşları" Sinan Akyüz’ün gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak kaleme aldığı "İncir Kuşları", okuru 1990'ların başında Avrupa'nın kalbinde patlak
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön