Bir Müzikal Anı
Satış temsilcisi olarak çalıştığım ithal kömür satan firmayı temsilen, geçen yılın haziranında, iç anadoluya dört gün süren bir yolculuk yapmıştım.
"Bu saatte hala uyanık olanların ya derdi büyük, ya da ertesi günün derdi hiç bitmeyecek." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Bu saatte hala uyanık olanların ya derdi büyük, ya da ertesi günün derdi hiç bitmeyecek." - Dorothy Parker (kurgusal)"
Satış temsilcisi olarak çalıştığım ithal kömür satan firmayı temsilen, geçen yılın haziranında, iç anadoluya dört gün süren bir yolculuk yapmıştım.
Ufak bir çocuk,annesinin kolundan çekip parmağı ile birşey gösteriyor,zıplıyor,sızlıyor.. Ne o balonmu? Ama elinde kırmızısı var.. Ya hayatını boyuyacaksa o mavi.. Olamaz düşünemez hayatına giren ve çıkan insanları,kimim diyememezken.. ısrarla istiyor..
Götürür bizi
Bazen bir şarkıda ki melodi,
Bazen hayal gibi bir görüntü,
Bazen bir bebeğin gülümsemesi,
Bazen koca bir adamın gözyaşları,
Hep merak ederdim.Neydi derdi? Neden bu hale gelmişti. Sokakta sıra dışı bir görünümü, farklı bir yürüyüşü vardı.
Gerçekte Yaşanmiş Olan Anadoluda Yeti̇şmi̇ş Türk Subayi İle, Ermeni̇ Kizi Anuşka'nin Aşk Öyküsünü Konu Etmektedi̇r.
Bir ara elime telefonu alıp, aklıma bir bıçak gibi saplanan numaraları tuşladım.
“Aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz”
Her sabah besmeleyle kalkıyorum yatağımdan ve hemen ardından dört aydır olduğu üzere günaydın Mihribanım la. Cevap, cevap yok henüz. Ama bir gün olacak inşallah. Ben günaydın Mihribanım diyeceğim ta yüreğimden. Mihriban kınalı parmaklarıyla dokunacak saçlarıma, sabahın hayır olsun sevdiceğim diyecek. Bu sefer kaçırmayacak yosun gözlerini benden. Ben onun
Hatıralar artık size kayıtsı kalamayacağım.İşte burdasınız yanıbaşımda.Bazen belirsizleşiyorsunuz ,bazen capcanlı karşıma dikiliyorsunuz.En iyisi varlığınızı güvence altına almak,sizi yok olmamak üzere kayıtlara geçirmek.Hadi bakalım.
Yağmur melekler için ifşa demektir.Yağmurlu bir günde kızını aldıkları zaman o da ifşa olmuştu.Kızını alanlar kanatlarını kestiler halesini boynuna verdiler ve melek düşmüştü
Benim kahramanlarım da kötü adamı oynayabilir mi?
Hayat bir film, ya da filmler hayatın bağrından kopup gelme… Ve benim filmimin de kötü adamı var elbet. Bugüne kadar herkesten gizlediğim. Sonradan kötü yüzünü gösteren, kötülüğü yalnız kendine; başkaları için beşpara etmez bir adamın öyküsü
Önce Nurcan girmişti içeriye. Her ne kadar inleye inleye yerlerde kıvranıyor duysam da, anadan doğma olmamın getirdiği pornografik görüntüm Nurcan'ın acıma duygularını yok etmiş ve iki eliyle birden yüzünü kapatarak, ırzına geçiliyor muşçasına çığlıklar atmasına neden olmuştu. Çığlıklarla birlikte de, Faruk daldı odaya
Bu sefer de
Yirmidört saat yaşayan, uğultusu dinmeyen sesiyle herkesin kulağına farklı nağmeler fısıldar tren istasyonları. Kiminin yüreğine ayrılığı dağlar, kimine vuslatın o ılık nefesini üfler. Bana ise, içinde o hüzünlü çocuğu yaşatan dedemi hatırlatır...
..Geçen sefer ışığa gidiyorum diyip de kendini sulara bıraktığında ışık onu almaya hazır olmuyor, şimdi gündüz gözüyle gece tekrar ışığa giderken karanlık onu fark etmiyor alıyor içine sonsuza dek orda tutacak şekilde.
Mutsuz çocukluklar romancılar yaratır der büyük usta Lessing... Bu da bir gün yazmak istediğim romanın ufak bir parçası olsun istedim.
Onların arasından, kendimize yıldız seçip, her akşam aynı yaprakların arasından yıldızımızın bize görünmesini beklerdik. Gelmeyince ya da gecikince "başka yaprakların arkasına mı saklandılar acaba" diyerek, bu kez, onları biz aramaya çıkardık bakışlarımızla...
Bir de; inceden bir yağmur düşüyor mangalın üstüne. Hani, senin o çok iyi bildiğin ve çok sevdiğin çisi türünden Ankara yağmuru var ya...
Yok usta o kimseden para almaz. Ona Deli Aziz derler. Kimsenin verdiğini kabul lenmeyen bu zavallı adam ilgimi çekmişti