Babamın Elleri Soğuktu...
Yaklaşan babalar gününde babama veremeyeceğim hediye beni üzerken birden ona kalıcı birşey vermek istedim.Bende birikmişleri de atacaktım dışarı belki biraz nefes almak adına.
"Yazarlar, tanrıların kalemleri değil, kendi cehennemlerinin mürekkep damarlarıdır." - Stephen King (kurgusal olarak)"
"Yazarlar, tanrıların kalemleri değil, kendi cehennemlerinin mürekkep damarlarıdır." - Stephen King (kurgusal olarak)"
Yaklaşan babalar gününde babama veremeyeceğim hediye beni üzerken birden ona kalıcı birşey vermek istedim.Bende birikmişleri de atacaktım dışarı belki biraz nefes almak adına.
Radyoda eskilerden bir şarkı, neden bilmem hep sen geliyorsun aklıma bu ezgileri duyunca.
Dilencilerin dejenere ederek kullandığı bir kelimenin aslında basit bir kullanım hatası olmadığını anlatan bir gezi yazısı...
Sarışın, tombulca, akli dengesi yerinde olmadığı belli olan genç bir kız görürdüm yeni taşındığım kentin sokaklarında
Kurban bayramı gelmekteydi. Komşularımız aldıkları kurbanlıkların sırtlarını ve alınlarını kınalamışlar bahçelerinde, sokakta dolaştırırken biz iki kardeş onlara gipta ile bakıyorduk.
Aklımızdan geçen “acaba babam bizede kurbanlık alacakmı ?” sorusuydu.
Sıska mı sıska, uzunca boylu bir delikanlıydı Ertan. Kentin en zengin ailesinin tek evladı ve tek varisiydi
Dostum, öyleyse bana söyleyebilir misin, her VAR OLAN GERÇEK midir, her GERÇEK VAR mıdır?
Güzel bir temmuz sabahıydı, Topkapı’dan Şehremini’ne doğru yürüyordum. Belediyeye ait otobüs garajının oraya gelmiştim ki, onu gördüm.
"Orada, bir kızın durmuş,hayatının filmini çektiğinden haberi olmayan adam, yine kafası önünde kalkardı ağır ağır ve kasaya doğru giderdi her gün yaptığı gibi. O kalkar kalkmaz masayı temizleyip küllüğünü boşaltmak için yönelirdim kalktığı yere. Her gün sayardım yine üşenmeden küllükteki sigara izmaritlerini. Biir,ikii,..."
Sevgili Osman, ne bu yazdıklarımı okuman, ne de dün senin için konuştuklarımızı duyman olası değil. Yine de soruyorum sana, çok acele etmedin mi o bir metre derinlikteki karanlık çukura girmek için.
Leyla'nin Yaşaminda Bi̇r Arkadaş Gi̇bi̇ Gördüğü Mor Koyunun Ve Babasi Reşat Ağanin Öyküsü Konu Edi̇lmektedi̇r.
Hukukta hukuksuzluğu savunanlara, adalet yuvalarında adaletsizliğin tarafında olanlara sitemdir.
Güneşi kim buzla kapladı?Her kimse çıksın ortaya! Sıcak günlerin umudunu insanlara bahşeden sonra da hiç acımadan kalplerinin sıcaklığını çekip alan, insanları sarı günlerin altında tir tir titreten kimse hüküm giymeli!Hüküm giydirilmeli! Sizin hiç uyanm
"O da sinirlenirdi ki bazen, camdan perdeye vuran gölgesini değişik şekillere benzetirdi beni korkutmak için karanlık gecelerde. Kasıtlı yaptığına inanıyordum bunu, aksi halde bir ağaç dalı nasıl olur da bir kediye,bazen bir ata ya da daha da fenası ağzını açmış bir cadıya benzeyebilirdi ki!.."