Midye
“Benim içinse gelme” dedi adam.”Senin için geliyorum” dedi kadın.”Kendine kötülük etmiş olursun, çünkü görüşmeyeceğiz” dedi adam. Kadın ”onurumu ayaklar altına alıyor olsam da geliyorum” dedi.
"Yazmak, bir hayaletle güreşmek gibidir; kazansan bile, elinde kalan sadece soğuk bir boşluktur." Franz Kafka"
"Yazmak, bir hayaletle güreşmek gibidir; kazansan bile, elinde kalan sadece soğuk bir boşluktur." Franz Kafka"
“Benim içinse gelme” dedi adam.”Senin için geliyorum” dedi kadın.”Kendine kötülük etmiş olursun, çünkü görüşmeyeceğiz” dedi adam. Kadın ”onurumu ayaklar altına alıyor olsam da geliyorum” dedi.
Bir ara elime telefonu alıp, aklıma bir bıçak gibi saplanan numaraları tuşladım.
“Aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz”
Alacaklısına Şahin; borçlusuna Kumru takliti yapan Mihverli Papagan'lar ve Çürük Portakal'lara ithaf edilir.
Ufak bir çocuk,annesinin kolundan çekip parmağı ile birşey gösteriyor,zıplıyor,sızlıyor.. Ne o balonmu? Ama elinde kırmızısı var.. Ya hayatını boyuyacaksa o mavi.. Olamaz düşünemez hayatına giren ve çıkan insanları,kimim diyememezken.. ısrarla istiyor..
Götürür bizi
Bazen bir şarkıda ki melodi,
Bazen hayal gibi bir görüntü,
Bazen bir bebeğin gülümsemesi,
Bazen koca bir adamın gözyaşları,
Gerçekte Yaşanmiş Olan Anadoluda Yeti̇şmi̇ş Türk Subayi İle, Ermeni̇ Kizi Anuşka'nin Aşk Öyküsünü Konu Etmektedi̇r.
Onların arasından, kendimize yıldız seçip, her akşam aynı yaprakların arasından yıldızımızın bize görünmesini beklerdik. Gelmeyince ya da gecikince "başka yaprakların arkasına mı saklandılar acaba" diyerek, bu kez, onları biz aramaya çıkardık bakışlarımızla...
Hatıralar artık size kayıtsı kalamayacağım.İşte burdasınız yanıbaşımda.Bazen belirsizleşiyorsunuz ,bazen capcanlı karşıma dikiliyorsunuz.En iyisi varlığınızı güvence altına almak,sizi yok olmamak üzere kayıtlara geçirmek.Hadi bakalım.
Benim kahramanlarım da kötü adamı oynayabilir mi?
Hayat bir film, ya da filmler hayatın bağrından kopup gelme… Ve benim filmimin de kötü adamı var elbet. Bugüne kadar herkesten gizlediğim. Sonradan kötü yüzünü gösteren, kötülüğü yalnız kendine; başkaları için beşpara etmez bir adamın öyküsü
Yirmidört saat yaşayan, uğultusu dinmeyen sesiyle herkesin kulağına farklı nağmeler fısıldar tren istasyonları. Kiminin yüreğine ayrılığı dağlar, kimine vuslatın o ılık nefesini üfler. Bana ise, içinde o hüzünlü çocuğu yaşatan dedemi hatırlatır...
Dilencilerin dejenere ederek kullandığı bir kelimenin aslında basit bir kullanım hatası olmadığını anlatan bir gezi yazısı...
Bir de; inceden bir yağmur düşüyor mangalın üstüne. Hani, senin o çok iyi bildiğin ve çok sevdiğin çisi türünden Ankara yağmuru var ya...
Seni senden sormanın güzelliği… Sahilde, dağ başında, vadide…
Seninle yaşamanın, dünyaya kafa tutmanın çekiciliğinin o vahşi güzelliği; vazgeçilmez.
Yakamda gül gibi taşırım seni...
Yaşarken ölmüş bir insanın öldükten sonra yaşama hikayesi. Zor bir hayat, pişmanlıklar. Sır bir arkadaş. Ve tarihe kazınan anılar.
"Orada, bir kızın durmuş,hayatının filmini çektiğinden haberi olmayan adam, yine kafası önünde kalkardı ağır ağır ve kasaya doğru giderdi her gün yaptığı gibi. O kalkar kalkmaz masayı temizleyip küllüğünü boşaltmak için yönelirdim kalktığı yere. Her gün sayardım yine üşenmeden küllükteki sigara izmaritlerini. Biir,ikii,..."
Yok usta o kimseden para almaz. Ona Deli Aziz derler. Kimsenin verdiğini kabul lenmeyen bu zavallı adam ilgimi çekmişti
Radyoda eskilerden bir şarkı, neden bilmem hep sen geliyorsun aklıma bu ezgileri duyunca.
"O da sinirlenirdi ki bazen, camdan perdeye vuran gölgesini değişik şekillere benzetirdi beni korkutmak için karanlık gecelerde. Kasıtlı yaptığına inanıyordum bunu, aksi halde bir ağaç dalı nasıl olur da bir kediye,bazen bir ata ya da daha da fenası ağzını açmış bir cadıya benzeyebilirdi ki!.."
Sarışın, tombulca, akli dengesi yerinde olmadığı belli olan genç bir kız görürdüm yeni taşındığım kentin sokaklarında