"Sözcükler, elbette, insanlığın kullandığı en güçlü ilaçtır. — Rudyard Kipling"

Öykü > Anı

nostaljik

Beni Bir Sene Beklermisin

Güzel bir temmuz sabahıydı, Topkapı’dan Şehremini’ne doğru yürüyordum. Belediyeye ait otobüs garajının oraya gelmiştim ki, onu gördüm.

üzgün

Sesimi Duyan Var mı? (2. Bölüm)

Yer: İzmit. Tarih 17 Ağustos 1997. Saat 03.00 Omuzumda basın çantası varken ve dışarıda bulunduğum bir anda başladı sarsıntı. Depremin ilk fotoğrafı ve enkazda küçük bir kız çocuğu... Adı Merve... "Sesimi duyan var mı?" çığlıkları arasında kayboluverdi her şey...

üzgün

İki Doğum,bir Yürek...

Her doğum sevindirir insanı, bir o kadar da umuttur aslında.Ama eksikse birşeyler iç sesin bağırıyorsa delice,sen bastırdıklarını döküyorsan dışarı ,karışmıştır doğum sancısıyla yürek acısı birbirine.

karışık

Uzun Gecler

Bol yıldızlı bir yayla gecesi, taşların arasına çamur konularak yapılan binalar... Bizimkisi yöresel faşizim oldu bazı yerlerde özelikle kuzeyde karadeniz kıyılarında kütükleri üst üste koymak suretiyle yapılır evler.

olumlu

Kış Günlüğü

Bir de; inceden bir yağmur düşüyor mangalın üstüne. Hani, senin o çok iyi bildiğin ve çok sevdiğin çisi türünden Ankara yağmuru var ya...

mizahi

Ahmet Hocanın Cin Çıkartma Seansı

bizi adeta büyülemişti sanırım odada tütsü niyetine kafa yapıcı bir şeyler yakılıyordu çünkü hoca yerde bu dumana mağruz kalmıyordu ve biz ayakta durduğumuz her saniye içimize çektiğimiz bu tütsü kokusuyla dumanı başımızı döndürüp dilimiz damağımız kuruyordu bizi biraz ayakta beklettikten sonra yere oturttu. Ben hiç konuşmuyordum arkadaşımla öyle

karışık

İki kadın..İki yürek

Bir ara elime telefonu alıp, aklıma bir bıçak gibi saplanan numaraları tuşladım.
“Aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz”

üzgün

Eksilen Beyazlar

EKSİLEN BEYAZLARIM
Mutfak penceresinden yansıyan ilk sabah ışıltıları gönlümdeki mahzenlere ve d tipi katlarına inemiyor.
Her sabah birbirine benzemeyen gri tonlarla uğraşıyorum.Şizofren artçıların kasıp kavurduğu kesif
sancı rüyalardan kalkmanın yorgunluğuyla kafeine tutunuyorum.
Beyazım eksildi.Boyayacağım günün sarı oklarını,kalın fırçamın halden anlamaz

olumsuz

Sen Hiç Öğretmene Benzemiyorsun

Birkaç gün içinde gerekli hazırlıklarımı yapıp, evdekilerle vedalaşırken hüzünlendiğim tek şey, annemin göz yaşları olmuştu. O an içinde bulunduğum ruh hali gerçekten çok karmaşıktı. Hiç görmediğim, bilmediğim bir memlekete gidiyordum. Kim bilir nelerle karşılaşacak, neler yaşayacaktım? Otobüse binip Hakkariye doğru yol alırken derin düşüncelere dalmıştım. Yol boyunca neler

karışık

Haftalık Pusu – II – Kışkırtma

-Ne bişiriyon aba?
\- Mercimekli pilav...
-Aba sen de sanki başka birşey bilmiyon, her ikigünde bir aynı şeyi bişiriyon,
\- E get öte sıracalı, içine düşecan gazanın,
-Aba madem pilav bişiriyon, bari zamanında getirde sufruya, şöyle ağzımızın dadıynan bi yemek yiyek ısıcak,

karışık

Uyku Kaçıran

Sakallı Saime derlerdi. Anneannemin bitişiğindeki evde otururdu. Çirkin, iri yarı, koca memeli bir kadındı. Kasığına kadar sarkıktı memeleri. Ah, ne zor taşırdı onları. Oynar dururdu erik gibi uçlarıyla.
Ne acımasız, ne şirret kadındı Sakallı Saime. Bir kenara atıverdiği kundaktaki bebeğinin ağlamalarına aldırmaz, ağza alınmadık, duyulmadık küfürler

olumlu

Bu Semt

Bebekliğim, çocukluğumun bir kısmı, ilk işim, ilk maaşım, yeni işim, hayallerim, geleceğim bu sokaklardaki adımlarımla şekillendi ve şekillenmeye devam ediyor. Anaokuluna Sait Çiftçi’ de gittim mesela. Bir bohçamız olduğunu hatırlıyorum içinde herhafta yıkanıp ütülenen yatak çarşafı, yastık kılıfı, nevresimi taşırdık. Pembe beyez petükareliydi bizlerin ki, erkeklerinki mavi. Anaokulunda

notr

Dilencilerin Tanrısı

Dilencilerin dejenere ederek kullandığı bir kelimenin aslında basit bir kullanım hatası olmadığını anlatan bir gezi yazısı...

Başa Dön