Bir Doktorun İçi
Kan içinde önlüğün yok üstünde o böbürlenmiş halin de yok doğal olarak siyah bir gömlek altında kareli bir etek üzerine bir damla kahve damlamış...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Kan içinde önlüğün yok üstünde o böbürlenmiş halin de yok doğal olarak siyah bir gömlek altında kareli bir etek üzerine bir damla kahve damlamış...
Kehribar Tesbihte Saklı Kalan Karıncanın Minik Yüreği Gibi Benim Yüreğim De Saklı Kaldı

"Göre"lik çeşitlemesi keyfi...
Yer: İzmit. Tarih 17 Ağustos 1997. Saat 03.00
Omuzumda basın çantası varken ve dışarıda bulunduğum bir anda başladı sarsıntı. Depremin ilk fotoğrafı ve enkazda küçük bir kız çocuğu... Adı Merve... "Sesimi duyan var mı?" çığlıkları arasında kayboluverdi her şey...
Sanal mevcudiyet aslında tek başına birkaç yazıya konu olmayı hak edecek kadar önemli bir kavram. Basitçe söyleyecek olursam: İnsanın bilinç ve bilinçaltı seviyelerde zihinsel mevcudiyetinin farklı yerlerde aynı anda olabilmesine imkan tanıyor.
Üç yıl kadar önce ne bilgisayarım vardı ne de yazı yazmak gibi bir uğraşım.Köyümüz adına bir sitenin kurulduğunu öğrenince site kurucusu arkadaşım Turgut Temizyürek’in de isteğiyle “KÖYÜMÜ ANARIM” adlı ilk yazımı yazdım
Halim bu yılki dinlencesinin bir haftalık kısmını Antalya’da ailesinin yanında geçirmeyi kararlaştırmıştı. Nesibe ise önce hafta sonunu yalnız kalıp kitap okuyarak geçirmeyi planlamıştı, ama Halimden beklemediği telefon gelince yaşadıkları güzel günlerin hatırına onunla plaja gitmeyi kabul etmişti. Lara Plajına giden ilk otobüse bindiler.
...sigarasını tam içmedi ve o kızgın alevi söndürdü.iste o anda içindeki tüm huzur gitmisti birden.güzel baslayan bir sabahın bukadar kısa sürecegini düsünmemisti.hemen yatagından kalktı ve ahsap pencerenin önünde durup bordo perdesini sonuna kadar açtı.günesin ısıgı odayı artık tamamen aydınlatmıstı.içinde hissetti parlaklıgı ve penceresini açıp dısardaki bisikletli çocugu seyretti
Benim çağımda, robotun yaygın kabul gören tanımlarından biri şu: “Uygulanacak güç, sağlanacak mekanik etki, ya da katlanılması gereken ortam şartları bakımından insan sınırlarının yeterli gelmediği alanlarda, insan zekasına sürekli ya da süreksiz bağlı olarak kullanılan ve nanodan galaktik boyutlara kadar ulaşabilen araçlar.”
İşte başarmıştı! Sonunda bütün dertler bitmiş, tüm sorunları çözülmüştü! Bir insan bundan öte ne isteyebilirdi ki! Artık ölümsüzdü Leyla; ölmeyecek, hiçbir acı çekmeyecekti. Cennetteydi işte, artık cennetteydi. Ama...
Hayat Erkekli̇k Yapamayacak Kadar Kahpedi̇r