Acı Dolu Bir Yaşam
Temel ve Mahmure ölüm döşeğinde son nefesini vermek üzere olan annelerine aldırmadan sokakta oyun oynuyorlardı. Onlar henüz çocuktular. Ne bilsinlerdi ölümün ne olduğunu. Bildikleri sadece
"Bütün kitaplarımı yakmaya karar verdim. Sonra anladım ki, o zaman neyi yakacağımı da yazmam gerekecekti." - Franz Kafka"
"Bütün kitaplarımı yakmaya karar verdim. Sonra anladım ki, o zaman neyi yakacağımı da yazmam gerekecekti." - Franz Kafka"
Temel ve Mahmure ölüm döşeğinde son nefesini vermek üzere olan annelerine aldırmadan sokakta oyun oynuyorlardı. Onlar henüz çocuktular. Ne bilsinlerdi ölümün ne olduğunu. Bildikleri sadece
uyandığımı anlayabilmem fazla uzun sürmedi, kafamı kaldırıp etrafıma baktığım zaman evet rüyada değilim de
insan hayatında önemli olan şimdilerdir ve ben bütün şimdilerimde seni seveceğim...
Ercan Kesal
Günümüzde yaşanan ama ders alınması gereken bir arkadaşlığın öyküsüdür bu.Sevgiyi başka amaçları için kullanan insanları tanımada çok yararlı
Yürüdü..Cebinde biriktirdiği bütün bozukluk sevişmeleri, önüne çıkan ilk dilenciye verdi. Dilenci şaşkın, o şaşkın, gece şaşkındı olancası...
Salondaki camın önünde oturup geçen zamanı saydım düşen kar tanelerinde. Kar taneleri usul usul yağıyordu. Bazıları camları aşıp saçlarıma tutunuyordu. Nasıl gelmiştim buraya, ne zaman gelmiştim?..
Gerçekte Yaşanmiş Olan Anadoluda Yeti̇şmi̇ş Türk Subayi İle, Ermeni̇ Kizi Anuşka'nin Aşk Öyküsünü Konu Etmektedi̇r.
"Bir sardalya pulu kadar tutunamadım mı tenine?"
Peşine takılıp gidemediğim umutlarımın arkasından öylece bakıyorum. Ağlayasım yok çünkü artık göz yaşlarım kurudu. Son birkaç damlayı cenazeme saklıyorum. Sen biliyor musun ölüler bile ağlarmış ölüme. Ne acı ki bir düşün.
Islattım güzelce saçlarını, tiksinmedim – orada burada parça parça kalan saçlarını. Makas ağır zaten ama, büyüdü de büyüdü elimde. Yüzümü görmesin diye de başımı eğdim omuzlarının arkasına, omuzlarımın arasına. İki elimle sıkıca kavradım, yine de sivri ucu aşağı sarktı. Tenine değdirerek makasın bir bacağını, yürütüp boynunda dolandım.
Tükenen sayfaları pervasızca odanın dört yanına savurdu. Artık önemlerini yitirmişlerdi çünkü. Yazarken onlara saygı duyuyordu ama tükenmemeliydiler. Biten şeyleri sevmezdi. Etraf kırmızı harflerle işlenen sayfalarla doluydu. Soğuyan çayını bir dikişte içti. Ondan da nefret ediyordu. Tek yudumluk zevkten başka neydi ki zaten! Tek cümle arıyordu. Kendisinde durabileceği, soluklanabileceği
anlamsız savaşlarımız anlamsız barışlarımız
hükmü olmayan direnişlerimiz
inaatlarımız var
mutluluk nedir diye sorgulamak istedigimizde ise
kısa ve net cevap mutluyum hacı ya oluyor
Şule Gürbüz