Oltanın Ucundaki Balık
Bu hikayeyi, bir arkadaşı babama anlatmış. Babam da çok beğenmiş bana anlattı. Hikaye benimde hoşuma gitti. Sizlere anlatmayı uygun buldum. Hikaye bu ya , günün birinde. Diye başlamış.....
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bu hikayeyi, bir arkadaşı babama anlatmış. Babam da çok beğenmiş bana anlattı. Hikaye benimde hoşuma gitti. Sizlere anlatmayı uygun buldum. Hikaye bu ya , günün birinde. Diye başlamış.....
sahi var mı böyle sevgili...
11 yaşındaki Alp'in 7 yaşında yazdığı yazısı...
Sevgililer gününe, gereğinden fazla değer verilmesinin yaratabileceği olumsuz durumlara uç bir örnek...
İlk aşklar küllenir, sonra alevlenir mi? Yıllara meydan okur mu? Aşkınızın üzerine örttüğünüz kar hep orada kalacak sanırken bahar aniden gelip karları eritir mi?
sen, saklarsan korursan önemli olan tüm değerleri...
saklayıp koruyacaktır da layığı oldukların, önem verdiklerin, önemli oldukları kadar da seni...
Çok bozulmuştum doğrusu!ben neler ummuş, ne ile karşılaşmıştım!..
Zamanı kullanmayı bilmezsek yaşamanın ne anlamı kalır
Başımıza gelen olayları nasıl değerlendiririz? Hepimiz kendi açımızdan bakarız, kendi kültürümüzle değerlendiririz. İşte böyle bir yazı.
Onlar,
güneş doğarken şafak ezgisine yansıyan buğday sarısının mavi ışığını bilmeden, hayallerinde ki atiyi gül nesline benzetip yaşamaya çalışan çocuklarimizdi.
"Şizofreni mi? Paranoya mı? Ne tür manyaklık bu? Bu görüntüler ne zamandır
şekilleniyor? Bu düşünceler sanki benim değil!
Düşünemiyorum...Düşünemedikçede yabancılaşıyorum bu dünyaya...Afazi...Evet
bu hastalığı duydum..."
Ellerin acı katmıştı yüreğime. O çocuğun gözlerinde aramıştım seni. Sen yoktun. Çünkü senin gözlerini ben hiç görmedim. Bir yağmur altında, ıssız kaldırımlarda mendil satan ellerine hiç rastlamadım.