Not Defterinden Arta Kalanlar
Yaşarken ölmüş bir insanın öldükten sonra yaşama hikayesi. Zor bir hayat, pişmanlıklar. Sır bir arkadaş. Ve tarihe kazınan anılar.
"“Kaynağı görünmeyen büyük servetlerin sırrı, iyi işlenmiş ve unutulmuş bir suçtur.” — **Honoré de Balzac**"
"“Kaynağı görünmeyen büyük servetlerin sırrı, iyi işlenmiş ve unutulmuş bir suçtur.” — **Honoré de Balzac**"
Yaşarken ölmüş bir insanın öldükten sonra yaşama hikayesi. Zor bir hayat, pişmanlıklar. Sır bir arkadaş. Ve tarihe kazınan anılar.
Sen giderken kalabalık nehir gibi akıyordu üzerime... Sen giderken yağmur yağıyordu delicesine...

Bir araba ve kavurucu yaz sıcağı, önü arkası sağı solu bizi ilgilendirmeyen, aslında kendileri de ne olduklarını bilmeyen, birbirlerini tanımayan 4 gencin yolculukları... Ve tekbir noktada birleşiyorlar, bir kokuda...
Bush'un Rusya gezisinin ve 2. Dünya Savaşı Zaferi kutlamalarının beni yazmaya zorladıkları bir hikâye...
Siz hiç çaresiz kaldınız da olmayacak birşeye sarıldını mı, işte öyle bir öykü.
semra yemyeşil çimlere uzandı gökyüzünde kuşlar cıvıldaşıyor çiçeklerin üzerindeki böceklerde kuşlara uyarak harika bir doğa senfonisi oluşturuyorlardı.
Kürekçiler hasatsız denizi
köpürttüler kürekleriyle,
tez yürüyüşlü gemi gün batarken
ulaştı Sirenlerin adasına,
yüreğim kopacak gibiydi,
Kar yağar da küçük torun durur muydu? Elini yüzünü bile doğru dürüst yıkamadan, elinde bir ekmek somunu, tiril tiril giysilerle dışarı çıkmaya hazırlanıyordu. Annesinin sevimli öfkesiyle üzerine kalın bir kazak giydi. Daha iyi kaysın diye lastik ayakkabılarını ayaklarına geçirdi. Beline kadar yağan kara aldırmadan bata çıka, konak bahçesinin
Sustukça dibim tutuyor...
Şimdi ağladığınız dilden konuşacağım...
Bir çocuğun ağaca sarılması gibi sarıldım yalnızlığıma
En hissiz günümdeyim
Hıçkırark ağlıyorum...
Kızıl, dalgalı saçlı yüzünde belli belirsiz çiller bulunan Havva çantasından neredeyse elmayı çıkarıp uzattı uzatacak Âdem’e...
Yine de uçurtma bayramlarını bekleyen solgun yüzlü çocuklar gibi şendi odadaki bütün resimler.
Ayna, paslanmaya yüz tutan bir aşkın ağırlığına dayanamayacak kadar çok mutsuz kadın yüzü görmüştü.
Gazetedeki ölüm haberlerine bakarken fark ettim. Senden önce boğazlananların, kesilenlerin veya ezilenlerin sonunun hazırlanışının hemn hemen aynı oluşunu.Pusu, elde ediş ve son.Ölüm hep vardı ne kadar kanlı o kadar....