"“Şekerleme hoştur, ama içki daha çabuk etki eder.” — Ogden Nash (19 Ağustos 1902 doğumlu)"

Öykü

Mucize

Birlikte mutlu geçirebilecekleri sayılı durakları sessiz bekleyişle tüketmek ne acı. Kaç durak birlikte gidebilirlerdi ki bir arada. Elbet biri inecekti birazdan. Ve devam eden yeni birisini bulacaktı. Eskisini hemen unutarak. Sessiz, uzun bekleyiş.

Güneş Dağların Arkasına Çömelince

Okul yarı yıl tatiline girmişti. O günkü uygulamalarla MEB sekiz ay içinde öğretmen mezun edebiliyordu (hızlı eğitim). Bizim yarı yılımıza denk gelen tarih Erginler için yıl sonu oluyordu. Ergin’i Kars’taki garajlardan toz bulutu içinde yolcu ettik

yazı resim

Eski Bir Anı

Topladım bütün cesaretimi. Karanlıktan değil kendimden korkuyordum. İçimdeydi karanlık. Ay ışığı kapalı perdelere rağmen loş kılıyordu odayı. Ay tutulması olsa keşke dedim o anda. Hatta bir daha dönmemek üzere terk etse insanlığı.

Aykırı Aşklar

Hande ile Cemil çocukluk arkadaşlarıydılar. Gece yarısına doğru kocasının uyuduğuna emin olduktan sonra gidip sokak kapısını araladı

Ölü Monologlar

Açık kalan gözlerimi hareket ettiremiyor olmama karşın, sabitlendiği bölgeyi rahatlıkla görebiliyorum ve penceremin dışında tüm hızıyla akmayı sürdüren hayata dair seslerden tutun da evin mutfağı ve tuvaletinde bir delikten diğerine koşuşturan farelerin çıkardıkları tıkırtılara kadar herşeyi duyabiliyorum.

Dedemin Küçük Sırrı

Herşey anneannemin ani ölümüyle başladı. Sapasağlam kadındı, laf aramızda dedeme rağmen, sonra bir gün aniden, ölüverdi. Hep dedem önce gider derken, gidiverdi anneannem. Bu olay yaklaşık sekiz sene öncesine denk düşer, yani dedemin hastalığının başlangıcına.

Ayrık Otu ile Menekşe"nin Mutluluğu

Ayrık Otu sevdiğini düşünmüş. Bu soğuk havada yalnız bıraktığı sevdiğini… Sevgisi ile ısıtamadığı sevgilisini… Yersiz kıskançlıklarla üzdüğü sevgilisini… Şimdi ne çok istermiş sevdiğinin yanında olmayı, bedeninin sıcaklığı ile ısıtabilme

Birtek Ayışığı Gördü Bizi

Ay ışığı altında yorgun gümüşi parlıyorduk. Tek şahidiydi ayışığı savunmasız, arsız çıplaklığımızın. Ara sıra tenimizi yalayarak geçen ve asla uzun süre yanımızda kalamayan utangaç rüzgârı saymazsak.

Başa Dön