Kumdan Kaleler
Günümüzde yaşanan ama ders alınması gereken bir arkadaşlığın öyküsüdür bu.Sevgiyi başka amaçları için kullanan insanları tanımada çok yararlı
"“Fotoğraf çekmek, fotoğraflanan şeyi sahiplenmektir.” — Susan Sontag"
"“Fotoğraf çekmek, fotoğraflanan şeyi sahiplenmektir.” — Susan Sontag"
Günümüzde yaşanan ama ders alınması gereken bir arkadaşlığın öyküsüdür bu.Sevgiyi başka amaçları için kullanan insanları tanımada çok yararlı
Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum o zamanlar. Daha küçüğüm. Bir çöp kutusunda saklanacak kadar. Komşu kızıyla evcilik oynayarak, ten temasının seks olduğunu sanacak kadar. Ve seksin, ne olduğunu bilmeyecek kadar!
Zengin olmak ile güç sahibi olacağını düşünen ve bu düşünceyi adeta destekleyen bir aile yapısı özellikle baba figürü. Günümüzde gerek ülkemizde gerekse dünyada karşılaştığımız acı bir gerçek
Sahtecilikte üzerimize yok... Sahte rakı olayı bizim sahtecilik ustalığımıza yakışmadı..
Yalnızlığını kendi seçmişti ve bundan sonra da yoluna yalnız devam edecekti.
Belki de bundan sonra tek aşkı deniz olacaktı.
Bir tek o karşılıksız sevebilirdi. Yüreğinde milyonlarca canlıyı barındıran engin deniz...
Bir gün yazar aşık olduğumu yazdı, ben de aşık oldum.
Bar, hafif loş ve soğuk. İlkbaharın başındayız. Yüzün menekşe kadar mor. Balerin oldun, içimin gürültülü parkında. Eteğinde, asi çocuklar eğlenip durdu. Döndüler seninle…
Birden bire köprünün korkuluklarına doğru bir kız yaklaştı. Üzerinde siyah bir manto, başında hoş bir şapka vardı. Onu gördüğü andan itibaren titremeye başladı. Heyecandan yüreği sıkışıyordu. Nastenka’sı gelmişti sonunda.
Kadın otuzbeş mi, kırk mı, elli mi, belli olmayan bir yaşta, hepsi olabilir...
Biliyorum, bu plağın sahibi bir kadındı. Ve o kadın şimdi yaşamıyordu. Atar mıydı yoksa böyle sokaklara tamamlamadan o sözcükleri.
Yer, gök, kış, kıyamet. Günler kısaydı; hemencecik akşam oluvermişti işte. Ev ile ahır arasında mekik dokuyordum. Bir Canıman’ı, bir de atı yokluyordum. Ata suyunu, yemini verip tekrar kızın yanına koştum. Çocuğun öksürüğü devam ediyordu. Anası yakama yapıştı; daha ne bekliyorsun, ölsün mü istiyorsun diye bağırdı.
...Bir an için odayı sessizlik kapladı.Oda zaten yeterince sessizdi.Pencereler yalıtılmıştı.Kapı bile ses geçirmeyecek şekilde tasarlanmıştı.
Doktorun,her hastasında olan “Acaba bu odada konuştuklarım bu odadan dışarıya çıkar mı?” sorusunun Handan'ın kafasını meşgul ettiğini anlaması uzun sürmedi.
-Lütfen rahat olunuz.Burası sadece bize acı veren hayatla değil,aynı