'' Zatenyoktu '' Laştırılan Adam
‘’ Hiçbir surat bunca mutsuz görünemez… ’’ diye düşündü; kalın kaşları düşmüş, birbirine yaklaşmış, arada boşluk kalmamış, iki koyu çizgi burun başlangıcına kadar uzanmıştı.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
‘’ Hiçbir surat bunca mutsuz görünemez… ’’ diye düşündü; kalın kaşları düşmüş, birbirine yaklaşmış, arada boşluk kalmamış, iki koyu çizgi burun başlangıcına kadar uzanmıştı.
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Okyanusun ortasında bıraktığın düşlerimizi, şimdi hangi kağıt gemilerin küpeştelerinde
bir varmış ile bir yokmuş arasında yolculuklara çıkartabilirdim...
Bu hikayeye ait bir küme seçmek çok zor:
a) beklenmedik b) modern c) bilim kurgu d) hiçbiri Bence yeni birşey bu: Eleştirisel bir öykü...
Hepimiz otobüs durağında saatimize bakıp beklemed,k mi? Bir kere olsun otobüsün saati olmasın umrunuzda.
Sırtına bıçak saplanmıştı sanki. Öylesine bir ansızınlıkla doğruldu, döndü arkasına, parayı titreyen parmaklarıyla tutmakta zorlanarak aldı, göz göze geldiği adamın belli belirsiz gülümsemesini belleğine fotoğrafladı, parayı sürücüye verdi, yeniden küçüldü paltosunun içinde.
‘’ Hiç kimseyle konuşmayan adam… O da yeni bir yaşama başlamış olmalı… ‘’
hayat hikayedir. hayatın yazdıkları yaşamımızdır. iç içe geçmiş yaşayan binlerce hikaye.. bu hikaye hayatın hikayesidir. ve bir çok hikayenin hikayesi..
Karmakarışık! İçine düştüğüm durumu başka hangi sözcük daha iyi anlatabilirdi? Biraz önce milimetrik hesaplarla eve ulaşmaya çalışırken telefon çaldı, bir saat boyu beklediğim dolmuş sırasından ‘halk kararıyla’ atıldım, o aradı, Oktay, dönmüş.
Ağlama Güneş, gömme karanlığa kendini.. Bitecek içindeki sonbahar, günler doğacak. Ya da ağla en iyisi. Gösterdiğin; ama göremediğin vefaya ağla. Gel yanıma ve akıt içime ne varsa. Böyle biter bu acı..
O da bir zamanlar bebekti; bir yeri incindiğinde anası, babası iç yangınıyla kucaklayıverirdi... İlk gençliğinde kendisini aynalara güzel göstermeye çalışmış, kızların peşinden bu yokuşlarda ıslana ıslana koşuşturmuştu...
Kardeşinin arabaya atının biriken gübrelerini yüklediğini görünce yanına gidipKolay gelsin, hayrola sabah sabah bu keyif ne böyle diye sordu.
Her şeyin bittiği yerde başlayan bir masaldı bu; bir söylence belki... Kimselerin bilmediği bir ezgi, hayatın görmezden geldiği bir yazgıydı. Öyle ki mütemadiyen sevdalanmalar ve daha da mütemadiyen terk edilişler üzerine kurulu bir yap-boz oyunuydu.
Hiç çileden çıkıpta, insanlara bir an için saldırma fikrine kapılmadın mı yani???
Öyle ki şimdi iki düşman ülke gibi bir hat çekili kendimle aramda. Yargısı olmayan bir infaz var benliğimde; öylesine savunmadan yoksun bırakılmış.