Bekleyiş...
Saatler oldu, hala senden gelecek haberin umudunu ısıtıyorum içimde. Fitilim tükeniyor. Işığın odam da tükendiği gibi
"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"
"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"
Saatler oldu, hala senden gelecek haberin umudunu ısıtıyorum içimde. Fitilim tükeniyor. Işığın odam da tükendiği gibi
hayat hikayedir. hayatın yazdıkları yaşamımızdır. iç içe geçmiş yaşayan binlerce hikaye.. bu hikaye hayatın hikayesidir. ve bir çok hikayenin hikayesi..
O gün günlerden siyahtı. O gün yas günüydü. O gün ağıt günüydü. Ağıtların yakılması için sultanın bir emrini bekliyordu cellatlar. Yüzü gözükmeyen mahkumun kafasıyla gövdesini bir birinden ayırmak için sadece sultanın gözlerinin birkaç saniye kapanmasını bekliyordu cellatlar. Sultan nemli gözleriyle , buğulu bakışlarıyla mahkuma bakıyordu. Her zaman iki
Okyanusun ortasında bıraktığın düşlerimizi, şimdi hangi kağıt gemilerin küpeştelerinde
bir varmış ile bir yokmuş arasında yolculuklara çıkartabilirdim...
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Ağlama Güneş, gömme karanlığa kendini.. Bitecek içindeki sonbahar, günler doğacak. Ya da ağla en iyisi. Gösterdiğin; ama göremediğin vefaya ağla. Gel yanıma ve akıt içime ne varsa. Böyle biter bu acı..
Hepimiz otobüs durağında saatimize bakıp beklemed,k mi? Bir kere olsun otobüsün saati olmasın umrunuzda.
Bu hikayeye ait bir küme seçmek çok zor:
a) beklenmedik b) modern c) bilim kurgu d) hiçbiri Bence yeni birşey bu: Eleştirisel bir öykü...
Soluğu bile kabarmıyordu koşarken. Gökyüzündeki kırlangıçlar kadar hafif, kırlangıçlar kadar çığlık doluydu içi…Ardından yükselen kırık dökük sesi duymadı bile.
Her şeyin bittiği yerde başlayan bir masaldı bu; bir söylence belki... Kimselerin bilmediği bir ezgi, hayatın görmezden geldiği bir yazgıydı. Öyle ki mütemadiyen sevdalanmalar ve daha da mütemadiyen terk edilişler üzerine kurulu bir yap-boz oyunuydu.
Öyle ki şimdi iki düşman ülke gibi bir hat çekili kendimle aramda. Yargısı olmayan bir infaz var benliğimde; öylesine savunmadan yoksun bırakılmış.
aldatmacaların çok olduğu günüzmüzde,aklıma böyle bir hikaye yazmak geldi
O da bir zamanlar bebekti; bir yeri incindiğinde anası, babası iç yangınıyla kucaklayıverirdi... İlk gençliğinde kendisini aynalara güzel göstermeye çalışmış, kızların peşinden bu yokuşlarda ıslana ıslana koşuşturmuştu...
Hiç çileden çıkıpta, insanlara bir an için saldırma fikrine kapılmadın mı yani???
Ağustos ayının ilk haftasının ilk yarısındayız. Gök kış aylarını aratmayacak şekilde gürlüyor
hayatını geçirdiği insanların ikiyüzlü olduğunu duyduğu an bir bahçeden başka ne isterdi ki? gerçekten ne isterdik ki başka? o insanların olmamasını mı??