Gamma
Bu hikayeye ait bir küme seçmek çok zor:
a) beklenmedik b) modern c) bilim kurgu d) hiçbiri Bence yeni birşey bu: Eleştirisel bir öykü...
"Yarın, erteleme sanatının en verimli günüdür." – Douglas Adams"
"Yarın, erteleme sanatının en verimli günüdür." – Douglas Adams"
Bu hikayeye ait bir küme seçmek çok zor:
a) beklenmedik b) modern c) bilim kurgu d) hiçbiri Bence yeni birşey bu: Eleştirisel bir öykü...
Bazı şeyler var ki doğru kullanılırsa çok işe yarar. Böyle ruh çağırıldığını hiç duymadınız mı?
Aslında akşam çoktan olmuştu , ama genç kadın kabul etmek istemiyordu . Batan güneş , genç yüzündeki çukurlara çoktan gölgeleri doldurmuştu . Hayatın tüm zorluk ve mücadelesine rağmen , hala insanın nefesini kesecek bir güzelliğe sahipti . . .
Yarım kalmış bir hikaye belkide sonundan korktuğum için yazmadım, bilmiyorum...
Her şey içimde ve dışımda parçalara bölünüyor.. Ve teslim oluyorum sen(siz)liğime bir kez daha.. Yokluğun en tırmalıyıcı sesiyle tenime iyice sokulurken, böyle bir tutsaklıkta varlığını bütün isyanımla haykırıyorum. Her kendime çekilmelerimde binlerce kez
hayatını geçirdiği insanların ikiyüzlü olduğunu duyduğu an bir bahçeden başka ne isterdi ki? gerçekten ne isterdik ki başka? o insanların olmamasını mı??
Ağlama Güneş, gömme karanlığa kendini.. Bitecek içindeki sonbahar, günler doğacak. Ya da ağla en iyisi. Gösterdiğin; ama göremediğin vefaya ağla. Gel yanıma ve akıt içime ne varsa. Böyle biter bu acı..
O gün günlerden siyahtı. O gün yas günüydü. O gün ağıt günüydü. Ağıtların yakılması için sultanın bir emrini bekliyordu cellatlar. Yüzü gözükmeyen mahkumun kafasıyla gövdesini bir birinden ayırmak için sadece sultanın gözlerinin birkaç saniye kapanmasını bekliyordu cellatlar. Sultan nemli gözleriyle , buğulu bakışlarıyla mahkuma bakıyordu. Her zaman iki
Hiç çileden çıkıpta, insanlara bir an için saldırma fikrine kapılmadın mı yani???
Engel olamadım saatin geçmesine.Halen on dakika için kendimi kör kuyulara atabilecek kadar gözü karayım sanki.O an hiç yaşanmamış olmalıydı.
Henüz bir çocukken amcası tarafından bir genelevde çalıştırılmak zorunda bırakılmış, büyüdüğünde vurmalı çalgılardaki ustalığı sayesinde adından söz ettirmiş ve kendisini yakından tanıdığım, ama adını değiştirerek yazdığım birinin gerçek yaşamının öyküsüdür bu.
Üç Numaralı odada balını yapmaya çalışan arı gibi çalışıyordu genç kadın. Ceyda diyorlardı ona. Henüz yirmi yaşlarındaydı. Servi boylu, ince belli, uzun kumral saçlı, ela gözlü bir afet. Kaşları yay, kirpikleri sanki bir ok. O servi boylu vücuttaki ince belin altında dolgun bir kalça, üstünde ise diri ve
Hepimiz otobüs durağında saatimize bakıp beklemed,k mi? Bir kere olsun otobüsün saati olmasın umrunuzda.
Meleklerin insanlardaki pisikolojik işlevlerini şöyle tanımlayabiliriz.
“ Yıkılan kişiselliğimizi yeniden yapılanmasına yardım eden ve var olan
kişiselliğimizi koruması altına alan.”
Ayfer Tunç