Bi Dost'tan Hikayeler
aldatmacaların çok olduğu günüzmüzde,aklıma böyle bir hikaye yazmak geldi
"Bana bir kütüphane verin ve dünyanın yedi harikasını unutun." - Agatha Christie"
"Bana bir kütüphane verin ve dünyanın yedi harikasını unutun." - Agatha Christie"
aldatmacaların çok olduğu günüzmüzde,aklıma böyle bir hikaye yazmak geldi
bayat mevsimlerin ortasındayım resimler yitik, taze damlalar suratımda bu akşam !!!!
Tamam ağzı laf yapar Hakkı'nın ama -zaten herkes ondan dikkat kesilmiş, ceplerindeki paranın hesabını yapmadan çayları ardı arkasına içeriyor ya; ben sadece bir tane çay içtim, çünkü biliyorum doğru değil anlattıkları.
Kardeşinin arabaya atının biriken gübrelerini yüklediğini görünce yanına gidipKolay gelsin, hayrola sabah sabah bu keyif ne böyle diye sordu.
Van Gogh’un mutsuzluğunun çevresindekiler tarafından anlaşılamamaktan kaynaklandığı söylenir hep. Melankolisi ve uyumsuzluğu duyduğu yalnızlıktandır . Bunlar hakkında yazılanlar. Şimdi sadece bir günlüğüne bile olsa kendimi onun yerine koyma fırsatı bulmuşken yazılanların ne kadar eksik olduğunu görüyorum. Van Gogh bir açıdan şanslıdır, çünkü gördüklerini tuvale aktarabilir. Resim, onun bir
Ağustos ayının ilk haftasının ilk yarısındayız. Gök kış aylarını aratmayacak şekilde gürlüyor
Her sabah işe gittiğim yolda büyük bir reklam panosu var: ‘yakında’diye bilinmeyen bir ürünün reklamı.. Onu her gördüğümde aklıma sen geliyorsun. “yakında diyorsun bana. Zerrin yakında sana kendini iade edeceğim.
Serdar lütfen artık bana kendimi iade et!!! Kurtar beni kabuslarımdan Kendimi yeniden bulmak istiyorum!!!
Uzak, çok uzaklarda boşlukta bir yıldız (belki de yıldızlar arasında boşlukta bir nokta) aniden parlıyor ve sönüyor (küçük bir parıltı bu, ancak bir yıldız kadar).
Bunu dünyanın beş köşesinde birbirinden habersiz beş kişi görüyor...
Çevresi daha açık renkti, ortasına doğru koyulaşıyordu. Rengini tam olarak söylemek zordu. İlk bakışta siyah gibi görünüyordu ama bir süre sonra içinde gökkuşağının yedi rengini de ayırdeder olmuştum.
Adam çok önemli bir şey bulduğunu düşünerek özenle taşın etrafını temizledi. Avuçla topraklarını aldı. İçini karma karışık bir mutluluk kapladı. “Buldum herhalde”, dedi.
Günler geçtikçe cümleler kısalır sandıkça hepsi uzamaya, bu aşksa kısalmaya başladı. Kalemim bu defa senin için köreliyor
Tam üç aydır, evet üç aydır işsizdi. Bir yıl önce iflas etmişti. Bir kişide ki yüklü alacağını tahsil edememiş ve bundan dolayı tıkanarak işini çevirememişti. Günlerce uykusuz kalmış, çaresizce Allaha yalvarmış ama kendisine borçlu olan kişiden bir haber bile alamamıştı.
Helen birgün bulamazsan eğer beni,
Nut'a sor Amphitrite'e niye gittiğimi,
Kontrolü ele geçirirse kemik kabın içindeki,
Sorma Hades'in sarayına neden geldiğini.
Uzun bir yolculuktu bu. Geri dönüşü olacak mıydı? Yahut dönerse neler değişecekti? Pek düşünmemişti çıkarken yola. Sadece gitmek peşindeydi. Gitmek… Ve alabildiğince uzaklaşmak… Hem kendisini üzen gerçeklerden hem de artık tiksinti veren monoton yaşamından… Bıkmıştı. Uzaklaşmalıydı.
Karanlık içeriye bulaşmış bile , burnuma karanfil kokusu geliyor. Derin bir nefes çekiyorum karanlıktan.
M. Kemal Sayar