Siyah Beyaz İlişkiler (1. Bölüm)
Bazı yerlerde aralarda kalmış bir renkler alemi olmalı mı?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bazı yerlerde aralarda kalmış bir renkler alemi olmalı mı?
“Piramitleri kim yaptı?” sorusunu cevaplama zamanın geldiğini ve cevabın “Biz” olması gerektiğini savunanlar! Yanlız değilsiniz!
Güne, Hüseyin abinin kalın ve otoriter sesiyle uyandım...Zoraki kalktım.Yorganım bile, yorgunluktan ağırlaşmıştı nedense...hayır hayır ! kirlilikten diyelim, içine girilesi değildi.
Deniz seviyesinin bile altındaki bu şehir yazan, çizen, üreten insanlarla olduğu kadar, çalan, çırpan, tüketen insanlarla da doluydu. Bense ölmekten başka yapacak hiçbir şey kalmadığından emindim. Ne var ki bu bilgi o kadar acıydı ki çiğneyip, sindirip, sıçamıyordum kendisini bir türlü. Adeta geviş getirir olmuştum kendi kendimi öldürmek
isyan etmiyorum nefret ediyorum paçalarımdan dolanıp beynime hücum etmeye çalışan kaderci yaratıklardan hep aynı saçmalıkların tekrarlarında başrol oyuncularını değiştiriyorlar pilavı bile 3 kez ısıtsan için dönmeye başlar neden bana babam hakkında gereksiz hikayeler uydurup kendilerinin korkudan altına yapacakları yok oluş gerçekliğinin saflığını elimden almaya çalışıyorlar aman sorgulasam ne
Soğuk ellerini tutardım, ellerim üşürdü.
insan hayatında önemli olan şimdilerdir ve ben bütün şimdilerimde seni seveceğim...
Londra’daki Royal Art Museum’un en geniş dört galerisi 1998 yılının Temmuz ayı boyunca “Let me tell you love” adlı karma resim sergisi için ziyarete açılmıştı. Serginin en ilgi gören çalışması, seri halindeki beş adet kadın portresi idi...
Ayakları onu otomatik olarak sahilin sonundaki duvarın ardına, ağacın altındaki kimsesiz küçük düzlüğe getirmişti. Eskiden beraber geldikleri, yan yana oturup manzarayı izledikleri küçük düzlüğe... Sakinliği buldukları yere... Artık bulamayacakları yere.
Kar yağar da küçük torun durur muydu? Elini yüzünü bile doğru dürüst yıkamadan, elinde bir ekmek somunu, tiril tiril giysilerle dışarı çıkmaya hazırlanıyordu. Annesinin sevimli öfkesiyle üzerine kalın bir kazak giydi. Daha iyi kaysın diye lastik ayakkabılarını ayaklarına geçirdi. Beline kadar yağan kara aldırmadan bata çıka, konak bahçesinin