Ütopik Sahiller (2)
Acının çığlıklarını her yerden duyabilirsiniz. Gerçeklere karşı hayallerle savaşmanın çığlıkları, ya da hiç savaşamamanın... Sorun gerçeklik sorunu, gerçeği bulma sorunu...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Acının çığlıklarını her yerden duyabilirsiniz. Gerçeklere karşı hayallerle savaşmanın çığlıkları, ya da hiç savaşamamanın... Sorun gerçeklik sorunu, gerçeği bulma sorunu...
Elime tutuşturduğu bezi açtım merakla. Hakikaten de bezin içinde kocaman bir hayvan dişi vardı. Ne diyecektim, ne yapacaktım, bilemiyordum. Gülmek istiyor, gülemiyordum. Üstelik inatçı amcayı nasıl ikna edecektim. O şaşkınlıkla kendimi dışarı attım. Bastım kahkahayı
içeri girdim, son dilekçemi yazdım . Küfürleri bastım dilekçeye. İki seçenek
bakıyorum marmaraya zınava bakar gibi çıkıyorum yedi tepeli şehrin zirvesine yaylaya çıkar gibi
Ülkemizde yaşanan makam, mevki düşkünlüğü ve bu makamlara gelebilmek için kimlere yüz suyu döküldüğü malum. Bu hikâyedeki Tâli Bey bir prototip.Nice nice Tâli Bey'ler kimlere nice taklalar atıyor...
PTT’de öylesine bir gün işte… PTT, ne iş yapar diye sorarsanız. Mektup taşır. Telgrafınızı ulaştırır.
Zengin olmak ile güç sahibi olacağını düşünen ve bu düşünceyi adeta destekleyen bir aile yapısı özellikle baba figürü. Günümüzde gerek ülkemizde gerekse dünyada karşılaştığımız acı bir gerçek
Kendince Haklı bir kadının sperm bankasından aldığı çocuğun doğduktan sonraki hayalleri ve yaşadıkları.
İki büyük gölümüz vardı, adları böyük ve güccük devane.
Kışın balık tutar, yazın hemi yüzer, hemi çimerdik... Bir de çocukluk ya işte, kurbağaları şişirir yarışitırırdık.
Balıklar ve kurbağalar küstüler, çekip gittiler, zaten göllerimiz de kurudu... kuruttuk...
Herbirimize ait lakaplarımız vardı, en azından
Pazar yeri insan seli. Sarı kızın kulakları küpeli. Üç yaşlarında şeker mi şeker, ilk yaz gibi cıvıl cıvıl bir şey. Kulaklarına sarı kirazdan küpeler takmış.
Siyah saçlarını plastik tarağı ile okşadı, tavladı. Geceliğin yakasını göğüslerine doğru biraz daha çekip, saçlarını beyaz bedeninin üzerine salıverdi.
Umursamamayı, aile baskısından bunaldığı zamanlarda alışkanlık haline getirmişti. Ne zaman bir isteğine karşı çıksalar, ya da istemediği bir konu hakkında diretseler durumu kabullenmiş gibi görünürdü. Çoğu zamanda şartsız kabullenirdi de. Bu kabullenmeler
Beyoğlu arka sokaklarında gezinirken gördüğüm sokak çocuklarına ithafen...
Ayaklarındaki yırtık naylon ayakkabılardan karlar içeriye sızıyordu. İran transit yolundaki arabaların çokluğundan korkuyor, yolun kıyısındaki karların üzerinde yürüyordu küçük Nur Ali... Naylonların arkası tamamen parçalanmıştı. Küçük Nun Ali'nin topukları naylonların içinde değil, doğrudan doğruya kara basıyordu.
Okul yarı yıl tatiline girmişti. O günkü uygulamalarla MEB sekiz ay içinde öğretmen mezun edebiliyordu (hızlı eğitim). Bizim yarı yılımıza denk gelen tarih Erginler için yıl sonu oluyordu. Ergin’i Kars’taki garajlardan toz bulutu içinde yolcu ettik
Halid Ziya Uşaklıgil