"Şiir, sözcüklerle kurulan en kısa yoldur. — Octavio Paz"

Öykü

Kuponlar Tamam

Ben hiç kupon biriktirmez, kupon karşılığı hediye dağıtan gazeteleri de almazdım. Ama çoluk çocuğa karışınca kurallar esniyor. Ardından da kupon faslı başlıyor. Yirmi sekiz kupona tencere, otuz kupona kazan

Kurbağacık

Ormanlık bir bölgede bulunan bir su birikintisinde yaşamakta olan kurbağacık hiç arkadaşı olmadığından yakınıyordu. Bu kurbağacık vaktinin çoğunu su birikintisinde yüzerek geçiriyor, bazen de sudan çıkıp çimenlerin üstünde zıplayarak geziniyordu. Her gün bir önceki günün tıpatıp benzeriydi. Her gün aynı şey, hep aynı şeyler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir

yazı resim

Emret Ölelim

Tekmil verildi. Sahne sona erdi. Subayların, astsubayların günlük yarım saatlik çalışması sona erdi. Şimdi sıra tabur binalarındaki odalarında istirahate çekilme saatleri. Yan gelip yatarken neler konuşacaklar? Vilayetin, ilçenin, zenginlerin kızları akşam onları bekliyor. Hepsi üniformalarıyla yakışıklı. Becerdikleri üniversitelilerin, sekreterlerin, hemşirelerin sayısı kaç acaba? Ya birbirlerine devrettikleri. Tabur çaycısı

Basgitar...

Liseye başlayacağı yaz, amcasının döküm atölyesinde çalışmaya başladı. Sabahtan akşama kadar ya kum eliyordu, ya da dökülmüş parçaların üzerindeki çapakları taşa tutup temizliyordu. Patron, yeğenini öteki işçilerden farklı bir muameleye tabi tutmuyordu; onlar ne kadar çok çalışırsa, onlardan daha çok çalışmak zorunda kalıyordu.

Yaşli Kurt Ve Üç Ergen Kurt

Not: siyasetle hiç alakam yok; içimde bir isyan patladı. Yazmadan edemedim. Sizi üzdüysem kırdıysam özür dilerim. Ve metinde eleştirdiğim herkesten. Dayanamadım ne yapayım, yazmasam olmayacaktı.

Kapela

İteklemesiyle açılıyor kapı. Eve uzanan yolda ıhlamur kokusu, çok sever. Çayını değil de kendisini. Koca birer ağaç olmuşlar şimdi. Dolgun tanelerde dolaşan elleri “ Haticeee!” haykırışıyla utanıp kavrıyor valizi. Yüksek topuklar zeminde sendeleniyor. “ Patlama geliyorum.” Baş başa vermişte gelişinden habersiz çekişip duruyorlar. İnatçı iki keçi gibiler. Anası

Zaman, Mekân - Patates, Soğan¬ - 5

Gün ortasında saat tam on iki de Teleferik semti üzerine Uludağ’a tırmanan çelik halatların gölgesi parkın yukarısına tırmanın yolu kalın iki çizgiyle bıçak kesiyordu. Sarhoş Hamdi birkaç gündür rakıyı bırakmış ayık geziyordu.

Açık Hava Tımarhanesi

O yıllarda özellikle camiye namaza gitmek her babayiğidin harcı değildi...Bir kaç tana doksanlık sevimli dedeye izin verilmişti.Günümüzün azılı müslümanları henüz sahnede yoktu.Zaten o yıllar da o fırsatı da hiç kimseye vermezlerdi..Aniden genç veya orta yaş seviyesinden birinin avluda yer alması hemen dedikodulara, eleştirilere neden olurdu..."Bu adam kendisini çok

Baharı Beklerken

Burada hemen hemen hiç arkadaşım da yok sayılırdı.Aynı odayı üç kişiyle paylaşıyordum.Bunlardan birisi altmış yaşlarında bir ev hanımı,diğeri on üç yaşında bir kız,öteki ise geveze bir kadın.Onları sevmeyi gerçekten isterdim.Onlarla konuşmayı da.Bunu başaramadığımı görmek beni üzüyordu.Ya onlarda ya da bende bunu engelleyen bir şey vardı.O nedenle pek birbirimize

Beni Benimle Bırakın

Arada beni kaynattınız! diye öfkeyle bağırıyordu kadın. Size inandım. Babalı kızlı kumpas kurdunuz bana, kandırdınız beni. Gözleri dolu dolu oldu, dudakları bir yaprak gibi titriyordu.

Başa Dön