..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İyi bir aşk mektubu yazmak için, neler yazacağını bilmeden oturman, kalktığında da ne yazdığını bilmemen gerekir. -Rouesseua
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Anı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Kumdan Yıldızlara
ergun tekkalmış
Şiir > Bireysel

"canım kızım hayat Pınar 'ımın ingilizce şiirini çevirip ufak tefek katkılarımla sizlere sunma onuruyla..." uzun zamanlar diplerde yüzen bir denizkızı yöneldi yıldızlara yüzey zar zor yakın düşündü çeker mi yerçekimi yine yeniden beni dipteki kumlara ciğerlerimdeki hava yeter mi ki yıldızlara varmaya gerçeğin dev dişleriyle yaralandım ait olduğum bir yer var biliyorum ona doğru kanatlandım hâla

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Anı
 Düşme Sanatı  (Aysel AKSÜMER )

Düşmek de sanatsal bir eylem.
 Ayakkabı Tamircisi  (Kamil Erbil)

Elime sıkıştırılan ayakabıları rahmetli annem, -Bu ayakkabıları kavaflar aralığında ki Ördek Ali diye bilinen ayakkabı tamircisi Ali amcaya götürüver. Tamir edilecek yerleri göster,kaç paraya yapacağınıda sormayı unutma dedi. O zaman kadar hiç gitmemişsemde Ördek Ali lakaplı eski ayakkabı tamircisini ilçede tanımıyan yoktu.
 Cassandra Hotel Bodrum  (Hakan Yozcu)

Dar sokaklardan ilerliyoruz. Minibüs, yolcu alıp indiriyor. Bu nedenle sık sık duruyor ve hareket ediyor. Yolcuların büyük çoğunluğu yabancı. Minibüste genellikle hep İngilizce konuşuluyor. Türkçe konuşan yok denecek kadar az. Şoföre: - Ne kadar kaldı? diye soruyorum. - Daha var, gelince ben size söylerim, cevabını alıyorum. Araç, devam ediyor.
 Futbol Maçı  (Hakan Yozcu)

Ben, her ihtimale karşı, saha kenarındaki seyyar satıcılardan köfte de almıştım. Öyle ufak tefek şeylerle doyacak biri değildim. Sahaya erken girmemize rağmen, etraf mahşer günü gibiydi. Saha içi seyircilerle daha şimdiden dolmuştu. Tüm seyirciler, tezahürat ederek takımlarını destekliyordu. Ama bırakın saha içini dışarısı da öyleydi. Ana baba günüydü. Binlerce insan stada girmek için kuyrukta sıra bekliyorlardı. Sahanın etrafı köfteciler, kebapçılar, şapka satanlar, bayrak satanlar, kaşkol satanlar, forma satanlar, binlerce görevli polis, kapıcı, biletçi, görevli ile doluydu…
 Kiraz Mevsimi  (Safiye Karaağaç)

Elimdeki haritadan nerde olduğumu bulamıyordum… Bahçesi güzel evin kapısını çalsam mı diye düşünürken açılan kapı ve yüreği ağzında ben… Hayır diyordu içimden bir ses… Bu gözleri ben bir yerden hatırlıyorum… Rüyamda aylar önce gördüğüm ve ağlayarak ayrıldığım kişinin aynısıydı karşımda samuray kıyafetleri ile duran kişi… Ben kapıyı çalmadan kapı açılmış ve sinirli gözlerle bana bakıyordu delikanlı… En sevimli halimi takınmayı huy edinen ben şirin bir İngilizce cümle kurduysam da cevap gelmedi… “Türkçe lütfen” dedi…
 Kardeşim...  (Kamil Erbil)

Bu kısa yaşam da bir birimizi kırmadan,darıltmadan yaşamak mümkün olsadı... Neden pişmanlıklar hep son dakikaya kalıyor...
 Muamma  (Aysel AKSÜMER )

Hayatımdaki en ilginç an. Yaşadığım şeyin adı ne olabilir?
 Yıldızlar Hep Kayarmı?  (Kamil Erbil)

Dün akşama doğru nedense biraz içimdeki sıkıntıyı atmak birazda değişik bir ortamda bulunma isteği ile hiç kimseye haber vermeden bazı zamanlar gittiğim deniz kenarındaki o içkili lokantaya yanlız olarak gitmeye karar verdim.
 13. Maaş  (Hakan Yozcu)

Eğlenecek bir yer bulamamışlardı. Çareyi köye dönmekte buldular. Köye geldiklerine kahvehaneyi açık buldular. Arabadan inip içeri girdiler. Kimileri içip sohbet ediyor, kimileri televizyon seyrediyor, kimileri de küçük çaplı okey oyunu oynuyorlardı. Arka tarafta bulunan odanın kapısı kapalıydı. Merak edip baktılar. İçeri girdiler. İçerde bir masa kurulmuş oyun oynanıyordu. Oynanan oyunu izlemeye başladılar.
10 
 Ayakkabı Boyacısı  (Kamil Erbil)

Geçmişin anılarda hoş olmasa kalan kırıntıları.
11 
 Halı  (Hakan Yozcu)

- Etme gözünü seveyim. Onu Allah doyuramıyor ki ben doyurayım. Adam, insan değil, mübarek ayı. Doymak nedir bilmiyor ki, dedim. Tam bu sırada dışardan uzun bir korna sesi duyduk. Bir araba tam ön tarafımızda durdu. Gelen Burhan’dı: - Hocaaaaa! Diye bağırdı. Mehmetali: - İşte geldi seninki hocam, dedi. Bu arada kebapları da atmıştı mangala.
12 
 Köy Öğretmenleri  (Hakan Yozcu)

Okula geldiklerinde şaşkınlıkları bin kat daha arttı. Okul demeye bin şahit isterdi. Bırakın duvarların boyasını, sıvalar dökülüyor, demirler pas tutmuş, iskelet gibi görünüyordu. Sınıflara üç beş masa konularak bir sınıf havası verilmişti. Duvarda bir kara tahta bile yoktu. Kara tahta olmayan bir yerde tabii ki tebeşir olması beklenemezdi. Ne yapacaklardı? Bu kadar yoklukta nasıl eğitim verebileceklerdi? Okul sorumlusu Koray öğretmenle görüştüler. O da göreve başlayalı birkaç gün olmuştu. İşleri çok zordu. Ama umutluydular. İyimserdiler.
13 
 Adanalı  (Hakan Yozcu)

yeter ki sevmesini bilsindi. Hayat daha başka güzel olurdu o zaman. Sevgi ile her şey yeşerirdi...
14 
 Güzel Bir İnsan Patates Kızartması ve Gazoz  (Ahmet Zeytinci)

Ortaokula gidiyorken hafta sonları anneanneme gidiyoruz dendi mi benim yüreğim adeta coşku dolar pır pır eder, yerinden çıkacakmış gibi olurdu... Rahmetli dedemi de tabi ki çok severdim, ama onu da erken kaybettik. On iki yaşındaydım, son bir kere hastanede görmek nasip olmuştu, o da, sevgili tonton dedemde benim unutulmazlarımdandır tabi ki... Ona da rahmet diliyorum... Şimdi onun soyadını mütevazı firmamızda yaşatıyoruz...
15 
 Bir Salgın Sendromu  (Özgür Yenigün)

Ekin ektim Guracı’ya Yoldurmadım Deli Hacı’ya Gel dedim de Hanım Bacı Niye gelmiyon
16 
 Emir Allah'ın  (Esma Uysal)

Duydu mu Ceylan? Duymadı belli ki, duyduysa bile bunu belli edecek bir damlacık mecali kalmamış. Araba yolun kıvrımından dönüp te kayboluncaya kadar saçları sulara salınmış bir söğüt dalı gibi olduğu yerde kalakalıyor. Kulaklarındaki ses sürekli kendini yenileyerek halka halka bütün yeryüzünü kuşatıyor sanki ‘Emir Allah’ın’.
17 
 Kapıcı  (Kamil Erbil)

Rabbimin değirmeni geç öğütür ama , çok ince öğütür.
18 
 Iskadro  (Hakan Yozcu)

Ayağımdaki küçük dediğim nokta, her geçen gün büyüyor, büyüdükçe çoğalıyordu. Ayağımın üzeri küçük küçük noktalarla dolmuştu. Zamanla bu noktalar birleşiyor ve kocaman bir yumru oluşturuyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Yumru büyüdükçe, bot da ayağıma dar gelmeye başlıyordu. Iskadro denilen bu siğillerin yakmakla geçtiğini biliyordum.
19 
 Şark Bülbülü  (Hakan Yozcu)

Yaşlı bir şairin gemi yolculuğu
20 
 Torunum  (Kamil Erbil)

Bahçede uğraştıktan sonra epeyi yorulmuştular. Vakit ikindiyi geçmesine rağmen hava hala bunaltıcı sıcaktı.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34 35  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Torunum
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Keriz
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Kardeşim...
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Kapıcı
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Futbol Maçı
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
13. Maaş
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Halı
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Iskadro
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Adanalı
Hakan Yozcu
Öykü > Anı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.