"Yazar olmak, hayatın sana fısıldadığı dedikoduları yüksek sesle haykırmaktır. Tabii, kim dinlerse..." – Dorothy Parker"

Öykü > Toplumcu

öfkeli

Ne Saçma Hayal (!)

Almıyorum arkadaş! Ev mev almıyorum. Satın, satabilirseniz evlerinizi. Bu ülkede borçlarını ödeyemeyenlerin sayıları artsın, intiharlar, cinayetler, hırsızlıklar, boşanmalar , ruhsal bunalımlar artsın. Size ne canım?! Kim ne yaparsa yapsın!.

karamsar

Sıra Kimde

Kısa boylu olmasına rağmen biraz kumral, zeytin gözlü, tavşan burnu, ince dudakları, kıvırcık saçları ile gerçekten çok yakışıklı bir adam.Ayna da yakışıklı suratını doya doya izledi.

nötr

Çıldıran Gözler

Onu takip eden gözlerin farkındaydı. Yeter ki semtin ana çarşısında alışverişe çıkmasın. Çarşı içinde yürüdüğünde, gözler de harekete geçerdi. Kahve önünde toplanan serseriler, işsizler, taksi şoförleri, emekliler, bakkal, kasap, manav hatta yoldan geçen bir yabancı dahi onu gördüğünde arkasını döner, bir kez daha bakardı.

olumsuz

Korkak

Dikilen heykeller, anıtlar, marşlar, falan filan her neyse kahramanlık propagandaları da beni ikna edemez.Ben O masallara inanacak kadar eşek de değilim.. Neyse efendim öykünün girişinde hava durumu, manzara, doğa gibi şeylerden bahsetmedim. Sanki bunlar insanların çok umurunda. Bu yüzden konuya direk girmeyi tercih ettim. Konuyu fazla dağıtmadan mevzuya

karışık

Sol El

Ahmetin suratı, yukarı doğru çekilen kulaklarının acısıyla yamuk bir hâl almıştı. Öğretmen kulağını bıraktığında kulak memesine kadar kan oturmuştu. Tahtaya geçip arkadaşların karşısında mahcup bir halde önüne baktı. Öğretmen, Bir daha sol elle yazmayacağım. diye, tekrar etmesini istedi. Ahmet, mırıldayan sözlerle tekrar etti. Öğretmen, bunu beğenmedi. Bir kez

olumsuz

Bir Demet Maydonoz

Hâkim, duruşma salonuna girdiğinde, salonda bulunanlar ayağa kalktı. Yerine geçti. Salonu gözden geçirdi. Fazla kalabalık olmadığına göre sıradan ve sakin geçeceğe benziyordu. Daha önceden incelediği, önünde duran dosyanın kapağını açtı. Gün içinde kaç davaya girdiğini saymamıştı bile.
Zabıt kâtibesi, huzursuz bir şekilde yarışa hazırlanan koşu atı

Acının Öncelik Sırası

Bu kısa şiir, acının insanı nasıl ketlediğini, sözlerin ve duyguların nasıl yarım kaldığını anlatıyor. Şair, acının önce şairleri vurduğunu hatırlatarak, edebiyatın yaralı umutlarını ve ölüme karşı hazır bekleyen sözcükleri betimliyor. İnsan acısı karşısında gülemeyen, çayı bile tatsız bulan bir duyarlılığın samimi itirafı.

nötr

Açlık...

O kadar hızlı ve kuvvetli ilerliyordu ki onu hiçbir şey durduramazdı...

karışık

Rıza...

Lübnan’a asker gönderme kararının alındığı günlerdi. Dört kişiydik. Her zaman ki gibi garsondan müzik sesinin en az geldiği yerde bir masa rica ettik. Masa yanına gelindiğinde her kes Rıza’nın oturmasını bekledi. Rıza kendisine gösterildiğini sandığı saygıdan olacak herhalde, burnundan derin bir nefes çekerek başını hafifçe sağa eğdi. Sol

olumsuz

Ütopik Sahiller (3)

Öyle bir durumdayım ki özgürlüğü hissediyorum artık. Her yerimi ateş basıyor. İçimdeki enerji dışarı çıkmak istiyor. Ruhumu salıyorum artık özgürlüğe. Ve içim sonsuz bir mutlulukla dolup taşıyor.

olumsuz

Bir Kadın

Karşıdan hızla gelen esmer, ince yapılı, genç kadının simsiyah gözlerinde öfke vardı.

üzgün

Bir Demet Maydanoz - Davalı

Zabıt Katibesi Hâkimin söylediklerini yazdı ve yeni komutları beklemeye başladı. Duruşmada iki taraf vardı ve onca yılın deneyimli hakimi bu kez davalı tarafa yani adamın avukatına söz verdi. Avukat savunmasını vermek üzere hazırlanırken Hakim;

olumsuz

Yusuf Kuyuda

Devamlı tartışan ve aile içi huzurun tükendiği bir aile ortamında, karı koca tartışma ve kavgalarının, çocuğa verdiği olumsuz etki, bunun takibinde, çocuğun da kendisini toplumdan soyutlaması; Sosyal Hizmetlerin imkanlarıyla söz konusu çocuğun bulunduğu zor koşullardan alınarak, aile sıcaklığının verilmeye çalışıldığı huzurlu bir ortama kavuşturulması anlatılmaktadır.

Başa Dön