Deliden Mektup Var
Nasıl bir dünyaya kaldık? Delirmek için bile izin almak gerekiyor. Nerede o, özgür deliler?
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
Nasıl bir dünyaya kaldık? Delirmek için bile izin almak gerekiyor. Nerede o, özgür deliler?
Elimizde saklardık küçücük beyaz pinpon toplarını ve misketleri, Fazilet Abla geçerken çaktırmadan yanına yaklaşır, kulağında ki o küpelere basket atmaya çalışırdık... Boyu pek bir uzundu Ablamızın. Elimiz kolumuzda yetişmez, çoğu zaman basketleri uzaktan sallardık. Hiç birisi de basket olmazdı, olmadıydı da şimdiye kadar, ama biz sporcu tarafımızı tatmin

İlişkiler, kırık aynalarda başlar; hepimiz kendimizi ararken, bir başkasının yaralarını sararken asıl yüzümüzü keşfederiz. Aşk, Kierkegaard'ın dediği gibi, kendini ötekine adamaktır.
Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.
İstanbul tramvayında günlük yaşamdan bir kesit: Bencillik, saygısızlık ve toplumsal duyarsızlığın farklı yüzleri. Kapı önünde bekleyenler, yaşlılara yer vermeyenler, engelli bireyleri görmezden gelenler... Özenle giyinen ama ruhu körleşmiş insanların ironik portreleri. Toplumsal yaşamda kaybolmuş nezaketin ve empatinin acı bir eleştirisi.
Mola verinceye kadar dayanabilir miydi? Ağrı giderek artıyordu, daha fazla bekleyemeyeceğini anlayınca yerinden kalkıp şoförün yanına gitti.
Ben cesur olduğum için değil, haksızlığa uğradığım için mücadele etmiştim. Çünkü insan bazen korksa bile hakkını aramak zorundadır. Ve o gün genç bir asteğmen olarak kendi kendime bir söz vermiştim: Haklıysam, sonuna kadar hakkımı arayacaktım.
Eğlenecek bir yer bulamamışlardı.
Çareyi köye dönmekte buldular. Köye geldiklerine kahvehaneyi açık buldular. Arabadan inip içeri girdiler. Kimileri içip sohbet ediyor, kimileri televizyon seyrediyor, kimileri de küçük çaplı okey oyunu oynuyorlardı.
Arka tarafta bulunan odanın kapısı kapalıydı. Merak edip baktılar. İçeri girdiler. İçerde bir
Kurgu Boku Yok.
Yaşadiği Aci Gerçekler.
Aci Gerçekleri̇mi̇z Var İşi̇n İçi̇nde.
anayasa olsun ki, cumhur başkanı Müslüman arap olsun. Başbakan hristiyan
Bakanlar değişik etnik grup ve değişik mezheplerden,
Başkan yardımcısı zenci, ve kadın
Gök gürültülü bir gecede, minik çocuklar ve doğanın farklı unsurları yağmuru beklerken, bir sarmaşığın varoluş mücadelesi ve iç dünyasını anlatan dokunaklı bir hikaye. Farklılıkların kabulü ve kendine has değerlerin önemini vurgulayan, doğa ile iç içe bir anlatım.