"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"

Öykü

Alooo Kime Diyorum Ben

Alacağım şimdi sinekliği elime ineklik edenlerinizi bir bir temizleyeceğim, sonrada niye kıydım ben bunların canına diye hayıflanacağım, rüyalarıma filan girmeye kalkacaksınız ondan sonra, halt edeceksiniz diyeyim size...
Hayır bir de gelip orama burama konup ecelinize susamış gibi davranıyorsunuz, benim de tepemin tasını tarağını attırıyorsunuz... Bak bir

Yolda 3 Kadın

Dağın eteğindeki sakin kasabada, Ali'nin işlettiği bar, sıradanlığın ortasında bir sır kapısı gibi duruyor. Beyaz badanalı evler ve kiremit çatılarla çevrili bu huzurlu yerde, gece hayatına sadece köpek havlamaları eşlik ederken, ikinci el eşyalarla donatılmış bu şirin mekan, kasabalılar için adeta büyülü bir alem. Sisli atmosferi, göz alıcı

Kadrolu Ev Erkeği

Siz de işi bırakıp, emekli olup kendi evinize tayininiz çıktıysa Kadrolu Bir Ev Erkeğisiniz. İstediğiniz kadar değilim deyin... Ayrıca Kadrolu Ev Erkeği olmakta çok kötü bir şey değil. Kadrolu olduğunuz halde bu kadrodan çıkartılma ihtimaliniz de asla yok, Allah göstermesin karınızdan boşanıp ayrı kalmadığınız müddetçe. Tazminat talebiniz olmadığı

Halı

-Etme gözünü seveyim. Onu Allah doyuramıyor ki ben doyurayım. Adam, insan değil, mübarek ayı. Doymak nedir bilmiyor ki, dedim.
Tam bu sırada dışardan uzun bir korna sesi duyduk. Bir araba tam ön tarafımızda durdu.
Gelen Burhandı:
-Hocaaaaa! Diye bağırdı.
Mehmetali:

Azmi, Bir Kadın, Bir Çocuk, Bir Bebek

Azmi, hapishanedeyken gardiyan aracılığıyla acı bir haber alır: güvendiği erkek kardeşi tüm mal varlığını satmaktadır. Özellikle dededen kalan ve gelecekte değerlenmesini umduğu yüz dönümlük arazinin satılması onu derinden sarsar. Kardeşinin ihaneti, sevgilisiyle lüks içinde yaşaması ve Azmi'nin emeklerinin boşa gitmesi, hapisteki adamı çileden çıkarır. Bu ihanet, ölüm acısından

Köy Öğretmenleri

Okula geldiklerinde şaşkınlıkları bin kat daha arttı. Okul demeye bin şahit isterdi. Bırakın duvarların boyasını, sıvalar dökülüyor, demirler pas tutmuş, iskelet gibi görünüyordu. Sınıflara üç beş masa konularak bir sınıf havası verilmişti. Duvarda bir kara tahta bile yoktu. Kara tahta olmayan bir yerde tabii ki tebeşir olması beklenemezdi.

Küçük Bi̇r Sarmaşiğin Hi̇kayesi̇

Gök gürültülü bir gecede, minik çocuklar ve doğanın farklı unsurları yağmuru beklerken, bir sarmaşığın varoluş mücadelesi ve iç dünyasını anlatan dokunaklı bir hikaye. Farklılıkların kabulü ve kendine has değerlerin önemini vurgulayan, doğa ile iç içe bir anlatım.

Başa Dön