"Yazmak, bir yandan da dünyanın ne kadar aptal olduğunu kanıtlama çabasıdır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"

Öykü

yazı resim

Geel Geel Geel

Hani şu Cem Karacanın garip bir şarkısı vardı "Dön baba dönelim rep rep. Gebeşte tayyuş ille de kırk bir rep rep." Aynen o durumlar şimdi bizdeki... Dön dön de nereye kadar? Mevlevilerden semah dersi de almadık ki... Onu bırak politikacıda değiliz... Ama şunu da biliyoruz tabi Nereye dönersek

Yolda 3 Kadın

Dağın eteğindeki sakin kasabada, Ali'nin işlettiği bar, sıradanlığın ortasında bir sır kapısı gibi duruyor. Beyaz badanalı evler ve kiremit çatılarla çevrili bu huzurlu yerde, gece hayatına sadece köpek havlamaları eşlik ederken, ikinci el eşyalarla donatılmış bu şirin mekan, kasabalılar için adeta büyülü bir alem. Sisli atmosferi, göz alıcı

Iskadro

Ayağımdaki küçük dediğim nokta, her geçen gün büyüyor, büyüdükçe çoğalıyordu. Ayağımın üzeri küçük küçük noktalarla dolmuştu. Zamanla bu noktalar birleşiyor ve kocaman bir yumru oluşturuyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Yumru büyüdükçe, bot da ayağıma dar gelmeye başlıyordu.
Iskadro denilen bu siğillerin yakmakla geçtiğini biliyordum.

İyi Kızlar Severken

Lise koridorlarında dostluk ve kavga iç içe geçer. Gülcan ve arkadaşları normal bir okul gününde eğlenirken, karşılaştıkları kavga herkesi şaşırtır. İyi bilinen Murat ile Yasin arasındaki gerginlik, apartman sakininin müdahalesiyle son bulur. Gençlik, masumiyet ve öfkenin bir arada dans ettiği bu hikâye, "iyi" olmanın karmaşıklığını sorguluyor.

Suriyeye Anayasa

anayasa olsun ki, cumhur başkanı Müslüman arap olsun. Başbakan hristiyan
Bakanlar değişik etnik grup ve değişik mezheplerden,
Başkan yardımcısı zenci, ve kadın

Sıracalı

SIRACALI
Saçın yüzüne dökmüş salınarak geziyor
Seslenirim pas vermez sıracalı sevdiğim
Sitemli kahır edip beni her dem üzüyor
Su içmeye tas vermez sıracalı sevdiğim

Köy Öğretmenleri

Okula geldiklerinde şaşkınlıkları bin kat daha arttı. Okul demeye bin şahit isterdi. Bırakın duvarların boyasını, sıvalar dökülüyor, demirler pas tutmuş, iskelet gibi görünüyordu. Sınıflara üç beş masa konularak bir sınıf havası verilmişti. Duvarda bir kara tahta bile yoktu. Kara tahta olmayan bir yerde tabii ki tebeşir olması beklenemezdi.

Başa Dön