"Gelecek, şimdinin geçmişidir, ama henüz yazılmamış olanın." - Ursula K. Le Guin"

Öykü

Bunu Krediyle de Olsa Alacağız

Onu görünce, gözlerim parladı birden. Alsam bir dert, almasam bir dert. Bizler Dar Gelirli, Bol Giderli, Çok Atarlı Pek bir Küçük Esnaf sınıfına girdiğimizden, her ne alırsak epey kaşınıyor, sonrada bayağı bir düşünüyoruz. Nasıl alırım diye kafamda planlar yapmalıyım, diye düşünmeden edemedim. Hem de bizim hanım ve çocuklar

Şeftali Bahçesinde

Üniversitede ziraat mühendisliği okuyan Coşkun, yaz tatilinde aile çiftliğinde huzur buluyor. İşçilerle birlikte tarlada çalışmaktan keyif alan genç, hiçbir ayrıcalık beklemeden onlardan biri gibi davranıyor. Geçmişi düşünürken, doğayla iç içe yaşamanın ve emeğin tadını çıkarıyor. Bu samimi anlar, geleceğini şekillendiren değerli deneyimler sunuyor.

yazı resim

Yüzbaşıyı Arkadaşları Satmadı Biz Sattık Üzgünüm

Fiyatları kaç liraydı, kaç kuruştu şimdi pek de aklımda kalmadı... Bir çok arkadaşımın evinde ciltler dolusu çizgi romanlar vardı... O yıllarda öyle bir güzellikti ki o çizgi romanlar, insan döner döner bir daha okurdu... Tabi bu arada bizler okul zamanı ders kitaplarının arasında gizli gizli okurduk. Babamıza yakalandık

Azmi, Bir Kadın, Bir Çocuk, Bir Bebek

Azmi, hapishanedeyken gardiyan aracılığıyla acı bir haber alır: güvendiği erkek kardeşi tüm mal varlığını satmaktadır. Özellikle dededen kalan ve gelecekte değerlenmesini umduğu yüz dönümlük arazinin satılması onu derinden sarsar. Kardeşinin ihaneti, sevgilisiyle lüks içinde yaşaması ve Azmi'nin emeklerinin boşa gitmesi, hapisteki adamı çileden çıkarır. Bu ihanet, ölüm acısından

Küçük Bi̇r Sarmaşiğin Hi̇kayesi̇

Gök gürültülü bir gecede, minik çocuklar ve doğanın farklı unsurları yağmuru beklerken, bir sarmaşığın varoluş mücadelesi ve iç dünyasını anlatan dokunaklı bir hikaye. Farklılıkların kabulü ve kendine has değerlerin önemini vurgulayan, doğa ile iç içe bir anlatım.

Atatürk'ün Çocukluk Anıları: Büyük Kurtarıcı

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANILARI
BÜYÜK KURTARICI
Atatürk'ün kız kardeşleri Makbule ile Naciye tartışıyordu.
Naciye: Abla, son günlerde annem ve babamın konuşmalarından şu sonuca ulaştım: Osmanlı kötüye gidiyor ve önlem alınmazsa sonumuz bir felaket.
Bunun üzerine Makbule: Doğrudur. Bir kötü gidişat var

Futbol Maçı

Ben, her ihtimale karşı, saha kenarındaki seyyar satıcılardan köfte de almıştım. Öyle ufak tefek şeylerle doyacak biri değildim.
Sahaya erken girmemize rağmen, etraf mahşer günü gibiydi. Saha içi seyircilerle daha şimdiden dolmuştu. Tüm seyirciler, tezahürat ederek takımlarını destekliyordu. Ama bırakın saha içini dışarısı da öyleydi. Ana

Başa Dön