"Sanat, hayatın bir yansımasıysa, bugün bir ayna kırıldı ve her parça ayrı bir roman oldu." - Oscar Wilde (kurgusal)"

Öykü

Ultra Bir Mirima

Neymiş efendim çocuklar mıçıyormuş da biz de temizliyormuşuz. Mıçmasın efendim bu çocuklarda. Amma çok oluyorlar... Bir sofra bezi ya da yer bezi olsaydım diye çok düşünmüşüzdür ben ve arkadaşlarım ultra olan mirimalar... O zaman öyle bir sefer kullanıp da bizi çöp sepetine atamazlardı değil mi?

Adanalı

yeter ki sevmesini bilsindi. Hayat daha başka güzel olurdu o zaman. Sevgi ile her şey yeşerirdi...

yazı resim

Korkak Tavşan

KORKAK TAVŞAN
Orman kenarında bir Korkak Tavşan yaşarmış. Geceleri gizlendiği ağaç kovuğundan hiç çıkmazmış. Uyurken korkulu rüya gördüğü zamanlar kan ter içinde uyanır rüyasında gördükleri sanki gerçekten oluyormuş gibi titrer dururmuş. Günlerden bir gün yuvasından fazla uzaklaşmadan yiyecek aramaya çıkmış.

Yolda Bir Aile

Bir aile yolculuğu sırasında yaşanan beklenmedik an: Baba İdris, erik almak için durduğunda, oğlunun telefonunda gördüğü uygunsuz görüntülerle sarsılır. Aile içi gerginlik ve suçlamalar havada uçuşurken, tam da bu kriz anında arabanın lastiği patlar. Modern hayatın teknolojik tuzakları ve ebeveyn-çocuk ilişkisindeki iletişim kopukluğunu çarpıcı biçimde yansıtan, sürprizlerle dolu

Ben de Saadet Zinciri Kuruyorum

Gazeteye ilan mı versem Saadet Zinciri kurmak için? Yok, yok o olmaz. En iyisi tellal çıkartsam mahalle aralarında, bağırtsam gelir mi birileri... Bendeniz İsmail Mutlutürkoğlu... Adımdan da anlaşılacağı gibi saadet zinciri kurmak benim işim... Taaa doğduğumda ebem bile anlamış da ne ..ok olacağımı, kıçıma şaplağı biraz hafif vurmuş...

Papatyanın Hikayesi

Kendini çok seven küçük bir papatyanın dünyaya bakışını, diğer bitkilerle ilişkisini ve düşüncelerini anlatan bu hikâye, şeffaflık ve dürüstlük üzerine düşündürücü bir alegori. Küçük papatya, özellikle kaktüslere olan ilgisiyle, açık ve net olanı gizli tehlikelere tercih eden bir karakteri temsil ediyor.

Bir Şey

Çocukluğundan beri yaşadığı her şey bazı duyuların kaybolmasına sebep olmuştu. Artık duyuları hiç de iyi işlemiyordu. Yani her bir şey dışarısında kalıyordu. Etrafını sis bürümüştü. Aniden, bir uç sivriliyor, batıyordu. Canı çok acıyordu. Öyle ki uyku için başını koyduğu yastık bile çividen farksız geliyordu. O, bu ucun açtığı

Küçük Bir Leblebinin Başıma Açtığı İş

Yatağa girip uyumaya çalıştım. Uyu uyuyabiliyorsan. Sağa sola döndükçe sanki daha da büyüyordu sızı. Hareketten besleniyordu sanki
Ah bir sabah olsa! diye dua ediyordum. Saat başı bir tane ağrı kesici alıyordum. Arada bir kocakarı ilaçlarına da başvurmuyor değildim. Ama hiç birinin faydası olmuyordu.

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

Başa Dön