"“İdealizm, insanın sorundan uzaklığıyla doğru orantılı olarak artar.” — John Galsworthy (14 Ağustos 1867–1933)"

Öykü

Ayak Baş Parmağımın Marifetleri

Geçenlerde oturuyorum odada, gazete okurken bir bakayım, şu televizyona göz gezdireyim dedim. Haberler, haberlerde de siyasi miyasi bir şeyler... Bu hemen isyan etti Yeter be gardaşım bıkmadın mı bu siyasileri izlemekten. dedi... Bana zaman zaman Gardaşım. der... Şaşırmayın canım, sizin ayak başparmağınız da size gardaşım ya da aşkitom

Hikaye Yazarı Ömer Seyfettin İle Serdar Yıldırım

HİKAYE YAZARI ÖMER SEYFETTİN İLE SERDAR YILDIRIM
Tarih 4-Ağustos-2023 Bursa'da bir kitap mağazasında çok değerli yazarlarımızdan Ömer Seyfettin ile beraberim: " Sayın Ömer Seyfettin, bakın burası üç katlı bir kitap satış mağazası. İçinde binlerce kitap var.
Ömer Seyfettin: " Ya Serdar, beni buraya neden

yazı resim

Kredi Kartınızı Yine de Atmayın

Değişik işlerde kullanmalıyım bu en son kredi kartını diye de düşünmüyor değildi. Kitap okumayı seviyordu Şevket Bey. Bir gün o iptal edilmiş ve borcunu taksit taksit ödemeye çalıştığı kredi kartını kitap ayracı olarak kullandı. Ne güzel, iptal edilse bile, bir kredi kartı kullanımdan kalktığı halde işe yaramıştı. Başka

Siyah Yavru Sokak Kedisi

Puslu bir kış gününde balkonda sigara içerken, hayat ve alışkanlıklar üzerine düşünen bir anlatıcının samimi iç sesi. Cami hocasının tavsiyesi ve kişisel kararlar arasında gidip gelen düşünceler, gündelik yaşamın küçük detaylarında anlam arayan bir zihnin yansıması. Sevmek, kaybetmek ve kendi sınırlarını belirlemek üzerine dürüst bir iç monolog.

Karagöz İle Hacivat: Harami

KARAGÖZ İLE HACİVAT: HARAMİ
Hacivat pencereye çıkar ve karşı mahalledeki evinin bahçesinde bulunan Karagöz'ün üstüne atlar. İkisi birlikte yere yuvarlanır. Aralarında boğuşma başlar. Daha sonra Hacivat ayağa kalkar. Karagöz yerdedir ve gözleri kapalı durumdadır. Buna karşın, sağa sola yumruklar, tekmeler savurmaktadır. Hacivat, Karagöz'ün omzuna, koluna dokunarak

Bir Kızla Bir Erkeğin Dostluğu

Bir yolcu ve ev sahibi Seher arasındaki derin dostluğun başlangıcını anlatan içsel bir monolog. Yazar, misafir kaldığı evde düşüncelere dalarken Seher'den ayrılacak olmanın hüznünü yaşıyor. Gündelik nesnelere bile anlam yükleyen bu sessiz bekleyiş, Seher'in beklenmedik yakın temasıyla son buluyor. Bu sıcak an, erkek-kadın arasındaki dostluğun masumiyetini ve özel

Bir Memleketin Dönüşüm Hikâyesi

Yıllar sonra büyükler çocuklarına, torunlarına; özgür bir milletin nasıl köleye dönüştüğünün öyküsünü anlatmışlar. Ülkelerinin eski günlerine duydukları özlemi, bu öyküyle gidermeye çalışmışlar. Öyküyü anlatan büyükler; Aslında, öyküdeki memleket bizim memleketimiz. Yavaş yavaş gelen tehlikeyi görmeyen, görmezden gelen eşekler de bizleriz, diyememişler. Utanmışlar.

Sıra Beklerken

-Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi.
Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, ceremesini de ben çekiyorum.
-Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Öcünü de benden alıyorsunuz.
-Ben, kimseye kızmış değilim.
-O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz?

Makineleşmek ve Kaçış - 1

Konteynerin yanına oturdu. Çok geçmeden bir genç, onu dilenci zannedip önüne para attı. Zaten görüntü olarak dilenciden pek farkı da yoktu. Paraya baktı, almadı/alamadı. Gelip geçenler onun bu halini görünce kimi acıyor, kimi görmemezlikten geliyor, kimi kızıyor, kimi de ona Çalış, çalış! diye akıl veriyordu.

Çokça Pınarın Başındayım

Gümüşkent köyünün Ağdaş bölgesinde pınarın kenarındaki beton bankların birine oturmuş, seni bekliyorum. Yaşı kırklara karışmış bir adamın, yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye derin derin düşünüyorum: Belki bir ayrılık hadisesi, belki bir sevgisizlik ya da bir aşka geç kalma hadisesi. Belki de bir nevi sevinçleri,

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

Başa Dön