"29 Haziran'da 'Neden ben?' diye düşünenler, muhtemelen 28 Haziran'da 'Neden ben değil?' diyenlerdir." - Douglas Adams"

Öykü

Küçük Bir Leblebinin Başıma Açtığı İş

Yatağa girip uyumaya çalıştım. Uyu uyuyabiliyorsan. Sağa sola döndükçe sanki daha da büyüyordu sızı. Hareketten besleniyordu sanki
Ah bir sabah olsa! diye dua ediyordum. Saat başı bir tane ağrı kesici alıyordum. Arada bir kocakarı ilaçlarına da başvurmuyor değildim. Ama hiç birinin faydası olmuyordu.

Murat, Mevlüt, Muzaffer ve İsa

bir şeyler olsun diye beklerken, ve romana yerleştireceğim bunu: Hayatta her şey ters gitme eğilimindedir. Anladım ki hayaller kur kafanda, kafanın içinde, bir köşe kur dua köşesi gibi, tapınak gibi, böyle mutlu ol ve gerçeklerden hiçbir şey bekleme, umma, beklentiler can sıkar, olmuyorlar zaten, güzel bir orman öyle

yazı resim

Bunlar Sayın Başkanımızın Satıyorummm

Müzayede henüz başlamamış olmasına rağmen, salon tıklım tıklım doldurulmuştu kadın ve erkek izleyiciler tarafından... 1900 lü yılların başında süper güç olan Çibilmanya Ülkesinin o zaman ki başkanları Muhraf Zimkurtun kullandığı eşyalar açık artırma yoluyla ilgilenenlere satılacaktı...

Akça Kız

Mavi gözünde hüzün bugün garip ve yalnız
Kim bilir ne sızısı o nahif bedeninde
Boynumuz bükük kaldı sen gidince Akça Kız
Senin hatıraların sinedeki eninde

Şah Damarından Yakın

Eski İstanbul'un dar sokaklarında, Hasan Efendi evine döndüğünde kızı Zeynep ile mahalle imamı arasındaki dini tartışmaya tanık olur. Türbede şefaat dileme geleneği üzerine çıkan bu anlaşmazlık, geleneksel inançlar ile modern düşüncelerin çatışmasını yansıtır. Yaşlı ama bilge Hasan Efendi, sakinliğiyle tartışmayı dinlemeye hazırlanır. Değişen zamanların getirdiği inanç sorgulamaları bu

İki Yalnız

"İki Yalnız", birbirini tesadüfen bulan iki yalnız ruhun karşılaşmasını anlatan etkileyici bir öykü. İsa Kantarcı ve Yaşar Doğan'ın kaleminden çıkan bu hikâye, boşlukları doldurmaya çalışan, kırık kalplere sahip iki insanın duygusal dünyasına ince bir dokunuş. Derin bakışlar, tereddütler ve tesadüfler arasında gelişen bu karşılaşma, yalnızlığın evrensel dilini şiirsel

Ayıcı

Asker olmaya askeriz amma, hiç birimiz teskere alırız diye beklemiyoz haniyse. Teskere Kaf Dağı'nın ardında, artık kısmet, savaş ne zaman biterse...Gediklisi olduk asker ocağının. Bazen rüyalarıma giriyor, zannediyom ki, doğduğumdan beri askerim. Arada yeni gelen çömezlerlen kafa da yapıyoz; onlar da olmasa nasıl vakit geçer ki...

Örtünün Sırrı

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan Elif, İslam hukuku ve kadın hakları üzerine konuşmacı olacağı önemli bir güne hazırlanıyor. Aynada saçlarına bakarken, çocukluğundan beri başörtüsü takması için yapılan telkinleri hatırlıyor. İçinde her zaman bir soru, bir merak var - kendisine söylenen şeylerin ardında gizlenen gerçekleri keşfetme arzusu. Bugün, kendi sesiyle

Balatlı Deli Behramı Kaybettik

Üç beş arkadaş, Balata muhabbete çağırmıştı bizi Buradaki her şey bugün bana yabancı geliyor Yaptığım ve yapacağım her fiil de anlamsız Henüz nedenini bilemediğim sebepler yüreğimin sıkılmasına, hayallerimin donuklaşmasına, vücudumun hareketsizliğine sebep oluyor Niye böyleyim? Onu da bilmiyorum

Karagöz İle Hacivat: Harami

KARAGÖZ İLE HACİVAT: HARAMİ
Hacivat pencereye çıkar ve karşı mahalledeki evinin bahçesinde bulunan Karagöz'ün üstüne atlar. İkisi birlikte yere yuvarlanır. Aralarında boğuşma başlar. Daha sonra Hacivat ayağa kalkar. Karagöz yerdedir ve gözleri kapalı durumdadır. Buna karşın, sağa sola yumruklar, tekmeler savurmaktadır. Hacivat, Karagöz'ün omzuna, koluna dokunarak

Başa Dön