"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"

Şizofrenin Freni

İnsan kendisiyle konuşmaya başladığında kimseyi duyamayacak kadar yalnızlaşır.

yazı resim

Tarihçi, evvel zaman içinde kalburlaşmış yalanlardan yarattığı bir doğru için, matematikçi iki nokta arasındaki en kısa yol olan bir doğru için, bense yüreğimdeki tarihçiyle beynimdeki matematikçiyi aynı doğru üzerinde buluşturmak için oturduk felsefe çalışıyoruz. Amacımız kızoğlankız bir fikir bulabilmek. İd, ego, süper ego yanımızda. Üçe üç bir eşitlik sözkonusu. Matematikçi bu eşitliğe sevinirken, tarihçi bu eşitliğe zaman kavramını ekliyor. Masada az önce vurduğum yumruğun izine bakıyoruz hep beraber. Yalnızlık bu hep beraber lafını kaldıramaz hiçbir zaman,bilirim. Oturduğu yerden bir yumruk gibi kalkıyor ve suratımıza sessizlik gibi çarpıyor. Daima ilim adamı olamadığını söylerdi zaten.
İşte böyle bir günde, yüreğimdeki tarihçi beynime taşınmaya karar veriyor. Beynimdeki matematikçiyse yüreğimin formülünü yapmaya çalışıyor. Yalnızlığın tapusu bende, doğrunun iki kenarında kendimle konuşuyorum. Hoşgeldiniz...

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön