"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"

Dikeyim Seni Heykel İsen...

yazı resim

boğarsın kağıdı sözcük öbeğe
cezbeder meraklı tür de kimseni
bir anıt yok idi şehrin göbeğe
heykel isen söyle dikeyim seni

bu meyan dökülür kafa da tüyler
hep kendisi çalar kendisi söyler
yurdum meydanları kasaba köyler
heykel isen söyle dikeyim seni

şiire olmalı insan saygılı
kalmadı pek birey his ve duygulu
düşünen adam tür öyle kaygılı
heykel isen söyle dikeyim seni

çıkmasa da adın pinti harise
yamacın da kaymam dağın kar ise
roma ortasına yada parise
heykel isen söyle dikeyim seni

ağlar kurumuyor gözlerin pusta
kafa dinliyelim azıcık susta
sen şair değilsin galiba usta
heykel isen söyle dikeyim seni

beyhude geçiyor haftalar aylar
şiir okuyamaz bayanı baylar
çıkıp beygire bin yanın da taylar
heykel isen söyle dikeyim seni..

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön