Tarihte “enerji” sözcüğü ne zaman icat edildi ? Kötü ruhlar (şeytan, cinler) yerine kötü/negatif enerjiler ve iyi ruhlar (melekler, azizler) yerine iyi/pozitif enerjiler demek hangi tarihte ve nasıl başladı ?
Enerji sözcüğü ne zaman icat edildi ? "Enerji" sözcüğünün kökeni Antik Yunana kadar uzanır. Bugünkü bilimsel anlamına kavuşması ise binlerce yıl sürmüştür. Enerji etimolojik olarak antik Yunancada "eylem" anlamına gelen ἐνέργεια (energia) sözcüğünden gelir ve kullanımı Aristo'ya kadar gider, fakat bugünkü anlamda kullanımı ise oldukça yenidir.
Bugünkü enerji kavramı ilk olarak 17. yüzyılda Leibniz tarafından latince "yaşayan güç" anlamına gelen "vis viva" sözcüğü ile ortaya atılmıştır. Leibniz vis viva’yı hareket eden bir cismin kütlesi ile hızının karesinin çarpımı olarak tanımlamıştır.
Ancak, sözcüğün modern fizik terimi haline gelmesi 1801 yılında İngiliz bilim insanı Thomas Young tarafından gerçekleştirilmiştir. Young, kafa karışıklığı ve dinsel çağrışımlara yol açan "vis viva" (yaşayan güç) terimi yerine "energy" (enerji) sözcüğünü önermiştir.
Daha sonra bu kavrama Coriolis tarafından “kinetik enerji”, Rankine tarafından ise “potansiyel enerji” kavramları eklenir. Ve nihayetinde 1845'te James Prescott Joule'un yapılan iş ile üretilen ısı arasındaki ilişkiyi keşfetmesiyle eksik bir parça kalmamış olur. 1850'lerde William Thomson (Lord Kelvin) ve Rudolf Clausius gibi termodinamik öncülerinin çalışmalarıyla bu kavramlar birleştirilerek termodinamiğin temeli oluşturacak “Enerji Korunumu Yasası” ortaya çıkacak ve enerji sözcüğü bilim dünyasındaki yerini alacaktır.
Ruh yerine “enerji” sözcüğünün kullanılması ne zaman başladı? Kötü ruhlar (şeytan, cinler, tekinsiz varlıklar) veya iyi ruhlar (melekler, azizler, kutsallar) gibi dinsel ve mitolojik terimlerin yerini kötü enerji-iyi enerji, pozitif enerji-negatif enerji" veya "auranın bozulması" gibi seküler/sözde bilimsel terimlere bırakması 19. yüzyılın sonlarında başlar, uçandaire/ufo/uzaylı görümleriyle 1970'lerde zirveye ulaşır ve sözcük günümüzde sahte bilimlerin kılık değiştirmek kullandığı bir maskeli balo kamuflaj kıyafetine dönüşür. Bu dönüşümü üç büyük aşama halinde inceleyebiliriz:
1. Aşama: 19. Yüzyıl Sonu (Teozofi-Spiritüalizm-Ruhçuluk) 19. yüzyılda elektrik, manyetik alan, radyasyon ve X-ışınlarının keşfiyle bilim dünyası gözle görülmeyen ama var olan "görünmez güçleri" konuşmaya başlar. Bu durum, mistik ve okült akımları derinden etkiler ve unutulup tarihin bit pazarındaki çöplüğüne atılmış aolan bilim dışı hurafe, pagan, mitolohjik, okült ve batıl inançlarda bir canlanma başlar.
Medyum ve okültist Helena Blavatsky (1831-1891)tarafından kurulan Teozofi hareketi, Doğu mistisizmi (karma, çakralar, vs) ile Batı'nın yeni bilimsel terimlerini (alan, frekans, quantum,enerji) harmanlar, eski inançlar ve hurafelere bilimsel giysiler/kılıflar geçirilir. Artık insana musallat olan varlık bir şeytan, cin, iblis, ifrit, Mefisto, Lucifer veya kötü ruh değil, düşük titreşimli veya negatif bir enerji olarak tanımlanmaya başlanmıştı. Şeytan kovma, büyücülük ve falcışlığın yerini negatif enerjileri engelleme, pozitif enerji gönderme gibi uygulamalar alır.
Bir bakıma Madam Blavatsky’nin öğrencisi sayılabilcek teozof ve medyum Ivanoviç Gürciyef (1866-1949) de Batı Hümanizmi ve rasyonalizmine karşı Doğu mistisizmini Avrupa'ya taşıma misyonunu üstlenir. Her ikisi de modern "New Age" akımlarının “enerjim düştü, buranın aurası kötü” diyen popüler kültürün felsefi zeminini hazırlamıştır.
2. Aşama: 20. Yüzyılın İlk Yarısı (Orgon enerjisi): Sigmund Freud'un o taraklarda bezi olmamasına rağmen öğrencisi Wilhelm Reich'ın 1930larda "Orgon enerjisi" dediği ve her yerde bulunan kozmik bir yaşam enerjisi olduğunu iddia etmesi, soyut/ruhsal durumları enerji akışları ve tıkanıklıkları ile açıklama trendini doğurdu. Berkeley’in uçuk idealist görüşlerini hortlatan Reich’a göre hayatı ve maddeyi oluştururan bu enerjinin eksikliği bedensel ve ruhsal hastalkılara yol açar. Reich sonunda öyle bir uçar ki bu evrendeki enerjiyi toplayıp kullanmak için “Orgon Akümlatörü” denen bir cihaz icat eder.
3. Aşama: 1970'ler ve Günümüz (New Age / Yeni Çağ Akımları-Metapsişik-Paranormal): Üçüncü dönem bilimsel kıyafetler giyerek dijitalleşen sahte bilimlerin yükselişe geçerek bilime ve bilimsel düşünceye meydan okuduğu ve egemen olmaya başladığı bir dönemdir. "Kötü-iyi enerji" geyiğinin bugünkü kitlesel popülaritesine ulaşması 1970'lerdeki New Age akımlarıyla olur. Bu, Kuantum fiziğinin büyücülüğe adapte edilmesi ve bilimsel kavramların çarpıtılmasıyla, geçmiş ve kaybolmuş kültürlerin bütün döküntüleri ve çöplerinin yağmur gibi yağmaya başladığı ve bilimselleşme-modernleşme, hatta dijitalleşme sürecine girdikleri bir evredir. Bu iş aynı zamanda karlı bir kazanç kapısına da dönüşür.
Mühendis ve astronom Hanns Hörbiger (1860-1931) bilim insanı olmasına rağmen, insanın evrenle olan bağını akıl ve deney yoluyla değil, sezgi, kan bağı ve doğaüstü güçlerle kurması gerektiğini; bu bağlamda, modern bilimi "Yahudi bilimi" veya "sahte bilim" olarak nitelendirip, yerine büyücülüğün ya da büyülü bir anlayışın geçeceğini savunuyordu. Nazilerin güçlenmeye başladığı yıllarda “Yakın bir gelecekte tüm bilimler yıkılacak ve büyücülük tek dinamik değer olarak yeniden doğacaktır.” diyordu. Tabi Naziler Hörbiger’i hemen sahiplendiler.
Hal ve gidiş Dünyanın gidişatına bakınca Hörbiger’in öngörüsünün büyük ölçüde gerçekleşmiş olduğunu söyleyebiliriz. Dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir geriye gidiş, küresel bir irrasyonellik patlaması, bir "Yeni Orta Çağ" ya da "Teknolojik-Dijital Okültizm" çağı başlamış gibi görünüyor. Ortalık, elini sallasan dijital teknolojiyi kullanan astrolog, medyum, şifacı, cinci, büyücü, falcı, efsuncu, titreşimci, UFOcu, spiritizmacı, enerjici, pandülcü, ateş kesici, abalist, teozof, Eneagramcı, Tarotçu, Reikici gruplar, yaşam koçu, Feng Şui, Tai Çi, Çigong, Vukinji gibi ne idüğü belirsiz guruplar, gurular ve şarlatanlar ile kaynıyor. Ortak yönleri şu ki hemen hepsi dijital teknolojiyi ve bilimsel kavramları kullanıyor. Baharatçılar, aktarlar artık neredeyse her türlü kocakarı ilacının allanıp pullanıp satıldığı para-eczanelere dönüştü.
Zira, artık çağdaş ve seküler insan için "burada kötü bir ruh var" demek batıl inanç veya fazla dinsel kaçıyor. Ancak "buranın enerjisi çok düşük-negatif" demek, kulağa hem çağdaş ve hoş, hem daha bilimsel (!) geliyor, hem de kişiyi bir dine ya da tanrıya inanmak, endekslenmek zorunda bırakmıyor.
Özetle "kötü ruhlar"ın yerini "kötü enerjiler"in alması çağdaş insanın batıl inançlarını, bilinçaltı arkaik korkularını bilimsel cilayla allayıp pullama ihtiyacından doğdu ve bunun temelleri 19. yüzyıl sonunda atılıp 1970'lerden sonra kültürel, toplumsal, olağan ve gündelik bir norma dönüştü.
Tüm bu gidişat ve süreç belirsizliklerle dolu bir dünyada insanlara yapay ama rahatlatıcı, konforlu bir kontrol illüzyonu ve öngörü hissi sunuyor. Gerçeği verilerde ve şüphede arayan özgür düşünceli insan ve Kartezyen zihin için bu manzara, doğrulanmış bir kehanetten ziyade, entelektüel ve dehşetengiz bir karanlık çağ uyarısı niteliğindedir.
Hörbiger ve takipçileri haklı çıkmış gibi görünse de, bu bir başarı değil, sosyo-politik kitlesel bir bilişsel çöküş, dekadans ve küresel bir gerileme göstergesidir. Büyünün yeniden baş tacı edilmesi aslında modern insanın yalnızlığını, korkularını, mantık ve rasyonel düşüncenin getirdiği ağır sorumluluktan kaçma arzusunu da yansıtıyor. Kuşkusuz bu gidişatı dünyada egemen olan küresel satanist çetenin de tüm gücüyle desteklediği açıktır.