"Hayatta iki şeyden kesinlikle kaçınmalısın: kötü kahve ve iyi bir hikayeyi mahveden editörler." — Mark Twain (kurgusal)"

yazı resim

Aşkın sürgün tohumu düşmüşse yüreğime;
Hazzını tadıyorum sevdanın bin firaktan.
İklimler dökülürken her seher üzerime,
Mevsim sıcaktı sana ben ıraktan ıraktan…

Takatsiz duyguların masumiyetini bil.
Aşkıma hüzün ekme o kibirli dudaktan.
Hüznün yürek titreten sihriyle öldüm değil,
Ruhum tutsaktı sana ben ıraktan ıraktan…

Al da gel yüreğimin sorgucunu hüznünle.
Bak yine kan damlıyor sevda kokan sancaktan.
Kanla ıslanmış aynanın sürgün derdini dinle.
Kirpik mızraktı sana ben ıraktan ıraktan…

Lalelerin güllerin gözlerinde hüzün var.
Cana bin can katıyor umutlar ak duvaktan.
Karanfil konaklayan yüreklerde nevbahar,
Bakanlar baktı sana ben ıraktan ıraktan…

Her dem beyaz bulutlar gözyaşıma ağlardı.
Ayazlar seslenirken zemheriye uzaktan.
Sana mecbur özlemim hayalimi dağlardı.
Işıklar yaktı sana ben ıraktan ıraktan…

Özlemi tattım durdum ey nazlım vefasızım!
Kumral sürgünlüğümü irkilten al yanaktan.
Istırabım sendendir, sendendir sonsuz sızım.
Sevinçler aktı sana ben ıraktan ıraktan…

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön