"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

Yaşlı Kayıkçı

yazı resim

Düşler Ülkesinin kayığı, sisli bir nehrin kıyısında bekliyor,
Sislerin arasından geçip sonsuzluğa ulaşmak istiyor,
Bizi de bekle, bizi de al ne olur, diyoruz, el sallıyoruz,
Küreklerin çatlaklarından yaralanmış parmaklarıyla,
İşaret ediyor, gelin diye ve biz koşuyoruz, koşuyoruz...
Kayık eskimiş, onarmak için birleşiyoruz, birleşiyoruz...
Kayıkçının yaralarını sarıyoruz, kayığı da tamir ediyoruz,
Yolculuğa hazırlanıyoruz, geride kalıyor anılar,
Güzel olanları fotoğraflarda kalır, hatırlanır,
Kayıkçı da hatırlar rüyalarını, düşlerine sarılır yeniden,
Bırakır geçmişin karanlıklarını, uyandırır sevdâlıları,
Düşler Ülkesine Yolculuk başlar, kayık usulca ilerler,
Sürüklenir rüzgârla, Aşka yaklaşır, yaklaştıkça...
Yaklaştıkça, yaklaşır yeniden, Aşkı arar, arar,
Kürekleri bırakmaz kayıkçı, sabırla düşler.
Düşler Ülkesinin Kayığı, sürüklenir,
Sürüklenir mavinin derinlerine, Kayıkçı uyanır,
Uyandıkça uyanır, uyanır hislerimiz!

Mustafa Kemal İzgi

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön