..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür." -Dostoyevski
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - M.NİHAT MALKOÇ
M.NİHAT MALKOÇ - EDEBİYAT İKSİRİ
Site İçi Arama:


Eleştiri
  Nurdan Tümbek Tekeoğlu"yla "Öyle Sevdim ki Seni" Filmi Üzerine… (M.NİHAT MALKOÇ) 2 Haziran 2013 Sinema ve Televizyon 

Aslen 1965, İstanbul doğumluyum. Avusturya Lisesi’ni, sonrasında ise Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdim. 40’ıma doğru Metro AG’nin Türkiye Temsilcilik görevini yürütürken, Marmara Üniversitesi’nde Üretim Yönetimi ve Pazarlama alanında yüksek lisans ve doktora yaptım. 1988- 2013 yılları arasında Galleria, Ram Dış Ticaret, Gelişim Yayınları, Güneş Gazetesi, Turquoise Dergisi, Egebank, Garanti Bankası, Bayraktar Holding, Siemens, Ritz Carlton, Metro AG gibi firmalarda orta ve üst yöneticilik kademelerinde çalıştım. 1983-1988 yılları arasında okuduğum Boğaziçi Üniversitesi’nde daha sonra çalışmaya devam ettim. Profesyonelliğin ilkelerini öğrencilik yıllarında çalıştığım Tekfen, Vip,Vizitur, Setur, Entaş, Ufaş gibi firmalarda yarı zamanlı çalışarak öğrendim. 2010 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi’ne yardımcı doçent olarak atandım ve 2012’de de Okan Üniversitesi’ne İş Geliştirme Direktörü ve yardımcı doçent olarak transfer oldum. Aynı zamanda eşimle ortağı olduğum Medya Ton Ltd. isimli şirketimizle belgesel ve uzun metrajlı film üretimi de gerçekleştiriyoruz. Toplumsal sorunlara vurgu yaptığımız ilk filmimiz İfakat ile yurtdışı ve Türkiye’de birçok ödüller aldık. Şimdi de 3 yıldır çalışmaları süren “Öyle Sevdim Ki Seni” isimli filmimizin çekimleri için Trabzon’dayız. Medya Ton isimli şirketimiz ile Cisco, Praktiker, Arkas gibi şirketlerin kurumsal dergilerini eşim Orhan Tekeoğlu üretirken , ben de Alman kökenli Foreverclean Ltd., RWE, Tisva gibi kuruluşlara iletişim ve iş geliştirme danışmanlığı yaptım. Sivil toplum çalışmalarını da severek yapıyorum. Rotaryenim. Alman-Türk Ticaret Odası’nda, Kagider’de, Bümed ve ALD’de üyeliklerim var ve Türsak’ta Başkan Yardımcısıyım.

  Nasıl Bir İnsan Modeli?.. (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Toplum ve Birey 

Herkesin nihai hedefi ve özlemidir iyi insan yetiştirmek!...Öğretmen öğrencisinin,anne-baba çocuğunun,patron işçisinin,işçi patronunun,amir memurunun,memur amirinin iyi olmasını ister.

  Türkiye'de Arıcılık ve Bal Kültürü (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Türkiye 

Türkiye,doğal dokusu bakımından dünyanın en cazip ülkelerinden biridir.Ülkemizdeki bitki zenginliği,özellikle arıcılığın altyapısını oluşturmaktadır.

  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Neresindeyiz? - 1 (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Toplum ve Birey 

İnsan,yaratılanların en şereflisi…Dünyanın var edilişinin tek gerekçesi….Bütün mevcudat insana hizmet etmek için dünyaya gönderilmiştir.Hayvanlar,bitkiler,maden- ler ve bilumum varlıklar!…

  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Neresindeyiz? - 2 (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Toplum ve Birey 

Dünyamızı yaşanmaz hâle getiren hak ve hukuk tanımaz insanların çoğu aslında mutlu değildir.Çünkü vicdanları onların huzurlu olmasına engeldir.Başkalarının huzursuzluğu üzerine bina edilen hayatlar iflah olmaz.Zulüm yıkılmaya,yok olmaya mahkûmdur zaten.

  Alkolizm Bataklığı (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Toplum ve Birey 

Sağlık biz insanların en kıymetli hazinesidir.Parayla ve çalışmayla elde edilemez.Vücut,Allah’ın bize emanetidir.Bu hassas yapıyı korumakla mükellefiz.Hiçbir şey sıhhatten daha değerli değildir.

  Kadehlerde Ölüm Var (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Toplum ve Birey 

Alkolle dost olmak,ölüme meydan okumak demektir.Bu yiğitlik değil,aptallığın taa kendisidir.

  Göçmek Çözüm Değildir (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Türkiye 

Türkiye’de ekonomi hiçbir zaman rahat bir nefes almamıştır.Her dönemde ciddi ekonomik krizler yaşanmıştır.Bu hususta,gelen iktidarlar gidenleri aratmıştır.Çünkü iki yanlış bir doğru etmez.

  Göç Veren Trabzon (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Ocak 2005 Türkiye 

Göç,Türkiye’nin halledilmesi öncelikli meselelerinin başında geliyor.Gelir dağılımındaki dengesizlik bunun başlıca sebepleri arasında yer alıyor.Fakat siyasî,sosyal ve kültürel sebepleri de gözardı edemeyiz.

  Avucumda Sevda Var (M.NİHAT MALKOÇ) 9 Ağustos 2005 Yazarlar ve Yapıtlar 

Şiirler olmasaydı nasıl ifade ederdik yürek yakan gizli aşklarımızı?...Nasıl temizlerdik ruhumuzda biriken tortuları?...Tek taraflı sevmelerin resmidir şiir…Sözün öze ulaşmasına vesiledir çoğu zaman….

  İddialı Bir Yapım: "Öyle Sevdim ki Seni "" Filmi Üzerine… (M.NİHAT MALKOÇ) 31 Mayıs 2013 Sinema ve Televizyon 

Bir kültür, sanat ve tarih kenti olan Trabzon; her dönemde sahip olduğu önemi korumuş, geçmişten bugüne kadar hep gözde kalmayı sürdürmüştür. Bu şehrin adı hep sanatla birlikte anılagelmiştir. Bu kent üzerine şiirler, öykü ve romanlar yazılmış, türküler söylenmiş, filmler çekilmiştir. Bundan sonra da bu etkinlikler artarak devam edecektir. Bunun bir delili de son zamanlarda Trabzon’da çekimleri yapılmakta olan “Öyle Sevdim ki Seni” filmidir.

  Okutan Vali (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Toplum ve Birey 

Türkiye’de okuryazarlık oranı yüzde 88’dir. Yani her yüz kişiden 88’i okuma ve yazmayı biliyor. Bu oran yüksek gibi görülse de aslında çağdaş Türkiye’ye yakışan bir oran değildir. Zira pek çok Avrupa ülkesinde okuma yazma oranı yüzde yüzlere gelip dayanmıştır. Bu çağda okuma yazma bilmemek tek kelimeyle ayıptır. Fakat bu ayıp, bilmeyenin değil, öğretmeyenindir.

  Trabzon"un Yeni Valisi Nuri Okutan (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Toplum ve Birey 

Yöneticilik, hüner gerektiren meşakkatli bir iştir. Çünkü insanları memnun etmek, doğru yönlendirmek, verimli çalışmalarını sağlamak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir. Bu sadece okumakla, yani eğitimle gerçekleştirilemez. Kişinin şahsiyeti ve olaylara yaklaşımı çok önemlidir. Sert mizaçlı olmak her zaman otoriteyi sağlamaya yetmez. Hatta çok kere iticiliğe zemin hazırlar. Hoşgörünün fazlası da gevşekliğe yol açar. Bu hususta dengeyi sağlamak gerekir. İnsanlara ufuklarının genişliği hesaba katılarak yaklaşılmalıdır.

  Köprübaşı - Beşköy Dostluğu ve Kardeşliği (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Toplum ve Birey 

İnsanlar el ele, gönül gönüle verdiklerinde zor gibi görünen işleri de rahatlıkla yapabilirler. Yeter ki birlik ve beraberlik olsun. Ülkeleri ve cemiyetleri ayakta tutan birlik ve beraberlik çimentosudur. Düşman milletlerin ilk planda yaptığı şey, hedeflerindeki ülke halklarını birbirine düşürmektir. Bu da sanıldığından daha kolaydır. Dostluk ve kardeşlik emek ve fedakârlık istese de, kargaşa ve fitne koşarak gelir bize. Onun içindir ki sabırsız ve tahammülsüz toplumlarda şiddet ve nefret daima pirim yapmaktadır.

  Mersin Yenice İzlenimleri (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Unutulamayan Dönemler 

Havaların ısınmasıyla birlikte insanlar memleketlerine akmaya başlarlar. Sıla özlemini hafifletmek için herkes akrabalarını, eş dostlarını ziyaret eder. İnsanlar memleketlerine gelmişken eğlence de bir yandan hayatı renklendirir. Bu aşamada festivaller girer devreye. Yerleşim yerleri kendi özelliklerini de dikkate alarak bir dizi sosyal faaliyetler düzenlerler. Festival şeklinde gerçekleşen bu eğlenceler insanların ilgisini çeker. Yaz aylarının neşesidir festivaller… Hayatı güzelleştiren bu eğlenceler yörelerin tanıtımını da sağlarlar.

  Gerçek Hayaller Dükkânı (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Yazarlar ve Yapıtlar 

Türk kültür, sanat ve edebiyat hayatının köklü bir geçmişi vardır. Milletimiz tarih sahnesine çıkışından beri bu sahalarda kıymetli eserler vermiştir. Günümüzde bazı değerler yozlaşsa da, bu sahalarda verilen eserler beklenen ilgiyi görmese de millet olarak bunlardan vazgeçecek değiliz. Milletleri geleceğe taşıyan, ruhları olgunlaştıran kültürel ve ebedî birikimlerdir. Türk milleti kültür, sanat ve edebiyat zincirine kuvvetli halkalar eklemek zorundadır. Bu bizim tarihi büyüklüğümüzün üzerimize yüklediği bir görev ve sorumluluktur. Kültür, sanat ve edebiyat çalışmalarının ihmal edilmeden sürdürülmesi gerekir.

  Hepimizin Cumhurbaşkanı: Abdullah Gül (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Türkiye 

Güzel ülkemin halleri de kendine mahsustur. Bu ülkenin vatandaşları hukuk önünde eşit olsa da bazı çevreler kendilerini halktan üstün görürler. Kendilerini birinci sınıf, ötekileri ikinci sınıf vatandaş sayarlar. Bu durum son günlerde daha belirgin olarak görülüyor. Bu çevreler Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Abdullah Gül’ü bir türlü kabul edemiyorlar.

  Mersin Yenice 4. Barış ve Kültür Festivali (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Unutulamayan Dönemler 

Yaz mevsimiyle beraber illerde, ilçelerde, beldelerde, hatta köylerde ve yaylalarda bile festivaller düzenlenir. Birçoğunun adları değişik olsa da içerikleri hep sevgi, barış, dostluk ve eğlenceden ibarettir. Şehirlerin gülen yüzüdür festivaller… Bir yörenin gelenek ve görenekleri, çevre güzellikleri, mutfağı, insanlara yaklaşımı bu festivaller vasıtasıyla ortaya çıkar. İnsanlar arası iletişimler, paylaşımlar, dayanışma olguları gerçek anlamda bu zamanlarda ortaya çıkar. Nerden bakarsanız bakın festivaller yapıldığı coğrafyaya renk getirir, hayatı monotonluktan kurtarır. Tanıtımın en güzel ve en kestirme yolu festivallerden geçer.

  Kapadokya Yahut Güzel Atlar Ülkesi (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Unutulamayan Dönemler 

Türkiye dünyanın en güzel ülkelerinden biridir. Bunu sadece biz söylemiyoruz, ülkemizi ziyaret eden yabancılar da bu toprakların tabiî güzelliklerine, kültürel öğelerine, sofra kültürüne hayran kalıyorlar. Bizler, içerisinde yaşadığımız halde bu güzellikleri göremiyoruz; görsek de farkına varamıyoruz. Oysa yabancılar değişik ülkeleri gördükleri için buraların güzelliklerini kıyaslama imkânına sahip oluyorlar. Bu yüzden onların kanaatleri bizleri için önemlidir. Ülkemiz hakkında olumlu ve olumsuz görüş bildiren turistlerin değerlendirmelerini dikkate almalıyız. Onlar bizim dünyadaki gönüllü turizm elçilerimizdir.

  Şair Bolluğunda Şiir Kıtlığı!.. (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Çağdaş Sanat 

Duygusal bir millet olduğumuz herkes tarafından kabul edilir. Üç kıtada hüküm sürmüş bir ceddin evlatlarıyız. Onlarca devlet, egemenliğimiz altında en parlak günlerini yaşamış. At üzerinde kıtalar aşmışız. Kılıçlarımızın şakırtısına dağlar ses vermiş. Bunlar hep yaşanmış… Fakat bakmayın erkeklerimizin burma bıyıklarına, sert bakışlarına, külhanbeyi edalarına… Bunların çoğu içlerinde pamuk gibi bir yürek taşır. Sert görünümlerinde gizli bir duygusallık yatar. Bunu kendileriyle birkaç muhabbet ettikten sonra kolayca anlayabilirsiniz. Genellemelerin elbet istisnaları da vardır. Fakat bunlar, malumdur ki kaideyi bozmazlar.

  Mezarlıklara İbret Nazarıyla Bakmak (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Toplum ve Birey 

Günümüzdeki insanlar dünyayı gereğinden fazla ciddiye alıyorlar. Oysa ebedî hayat dikkate alındığında dünya hayatı ne kadar da kısadır. Bunu bile bile zamanımızdaki insanların alabildiğine lüks ve görkemli binalar yaptığını görünce şaşırıyorum. Dünya bu kadar ciddiye alınmaya değer mi? Türkiye’de istatistik verilerine göre ortalama ömür erkeklerde 65, kadınlarda 70 senedir. Bu sürenin 15 yılını(çocukluk dönemini) farkında olmadan yaşıyoruz. Kalıyor 50–55 yıl… O da dünya meşgaleleriyle öyle bir geçiyor ki hiçbir şey anlamıyorsunuz. Yaşı kemale eren, yetmişini deviren insanlara bugüne kadar neler görüp geçirdiklerini sorduğumuzda sadece yaşadıkları günü biliyorlar. Geçmiş geçmiştir; an bu andır.

  40. Yılda Trabzonspor (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Tarihsel Olaylar 

Futbol günümüzün en çok rağbet gören spor dalıdır. Millet olarak futbolla yatıp kalkıyoruz. Küçüğümüz büyüğümüz futbolu seviyor. Belki bu bize bir dayatma olarak sunuldu. Gençlik stadyumlarda efkâr dağıtmaya, dertlerinden kurtulmaya, hayatına renk katmaya başladı. Televizyonlar, radyolar, gazeteler futbola gereğinden çok yer ayırdı. Bütün bu etkenler futbolu hayatımızın bir parçası haline getirdi. Fakat zamanla bizler de futbolu sever olduk. Hemen herkesin bir takımı var artık… Her birimiz bir renge sevdalıyız. Trabzonluların sevdalı oldukları renkler bordo-mavidir. Şehrin hâkim rengi haline dönüşen bordo-mavi, elbiselerden apartman renklerine kadar hayatın her yanına aksetmiştir.

  Kuruluşunun 40. Yılında Şampiyon Trabzonspor (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Tarihsel Olaylar 

Sene 1967… Trabzon’dan bir güneş doğuyor… Ufuktan doğan bu güneş Trabzonspor’dan başkası değildi. Aslında futbol çok daha evvel bu şehir halkının yüreğinde yer edinmişti. İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati, Lise kulüpleri Trabzon’da futbol ateşini yakan öncülerdir. 1923 yılından sonra Trabzon’da İdmanocağı ve İdmangücü arasında büyük bir rekabet başlamıştı. Bu iki güzide kulüp, Trabzon’da futbolu gündeme oturtmuştur. Bu iki takım arasındaki rekabet Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki rekabetten farksızdı.

  Küreselleşmenin Girdabında Muasır Terennümler (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Günlük Olaylar 

Hayatın yüksek basınçlı cenderesinde sıkışıp kalan insanların yaşamına toplumsal baskılar da eklenince doğal olarak çıkmazlara sürükleniyorlar. Bunun yansımalarını hayatın her deminde soluklayabiliyoruz. Yoksa bizler de küreselleşmenin girdabında sürüklenen yığınlara mı dönüştük? Kendini kitle psikolojisinin mağduru olarak görenlerin sayısı hiç de yabana atılacak miktarda değil. Bizler bu hastalıklı çağın, düşük çocukları mıyız acaba?

  Cemil Meriç"in Akıl Defteri (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Yazarlar ve Yapıtlar 

Türk milletinin âb-ı hayat hükmünde değerleri ve değerlileri vardır. Bunlardan birisi de Cemil Meriç’tir. Meriç, ömrünü düşüncenin girdabında geçirmiş, Osmanlı’nın inkırazını içinde yaşamış ve hissetmiş bir akıl hocasıdır. O, fikir namusunu yüreğinin derinliklerinde hissetmiş, eğilip bükülmeden ve yalpalamadan dimdik ve haysiyetli bir duruş sergilemiştir.

  Hoşgörünün Kanatları Yahut Mevlâna (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Yazarlar ve Yapıtlar 

Gönül erleri maddeden ölseler de manen gönüllerde yaşarlar. Çünkü onların davası Allah’ın davasıdır. İlayi kelimetullah davası için nefes alan bu ulu zatlar, dünyayı bir durak olarak görmüşlerdir. Gerçekte dünya cennet hayatını kazanmak ve manevi mertebe elde etmek için bir mekteptir. Bu mektepte ham ruhlar manevi ilimlerin ziyasıyla olgunlaştırılır. Mevlana, ölümü şeb-i arus yani düğün gecesi olarak görecek kadar büyük bir Hak dostudur. Onun şu veciz sözü hayata ve ölüme bakış açısını göstermektedir: “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir”

  Seçimin Ardından (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Günlük Olaylar 

Demokrasiyle idare edilen ülkelerde seçimler bayram havasında geçer. Herkes eteğindeki taşları seçim meydanlarında döker. Düşünceler ortaya konulur. İsteyen istediğine destek verir. Herkesin duygu ve düşüncelerini ifade etmesine imkân tanınır. Kimse kimsenin fikrini küçümsemez. Oy verme faslı bitince meydanlarda söylenenler orada kalır, hayata taşınmaz. Küskünlükler kin ve nefrete dönüşmez. Normal şartlarda hareket edenler böyle yapar; fakat Türkiye’de durumun nasıl olduğunu bu ülkede yaşayan herkes çok iyi bilir.

  Trabzon"un İkinci Özel Hastanesi: İmperial (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Günlük Olaylar 

Sağlık dünyadaki en büyük varlığımızdır. Allah’ın bize emanetidir bedenimiz, onu hor ve hakir kullanmamalıyız. Hayatın tadı ve tuzudur sağlık… Fakat işler her zaman düzgün gitmez. İnsanların aklına gelmeyen başına gelir. Günün birinde sıhhatimizi, paramızı, malımızı, dostlarımızı kaybedebiliriz. Fakat geleceğe dönük umudumuzu kaybetmemeliyiz. Umudunu yitiren her şeyini yitirmiş demektir. Sağlığın kıymeti hiçbir şeyle ölçülmez.

  Gümüşhaneli Hacı Hüsrev Doğan (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Ekim 2007 Türkiye 

Dünyaya gelişimiz nasıl inkârı mümkün olmayan bir hakikatse, buradan gidişimiz de öyle kesin bir hakikattir. Gidişi hesaba katarak bu şuur içerisinde yaşamalıyız. Azrail defterimizi dürmeden dünyada yapacaklarımızı yapıp ölüme hazır vaziyette beklemeliyiz. Çünkü ölüm vaktinin ne zaman, nerede ve nasıl geleceği hiç belli olmuyor. Bu gerçeği peygamberlere bile bildirmemiş yüce Allah… Kişi yaşlı olsun genç olsun, aydın olsun cahil olsun, zengin olsun fakir olsun, ne olursa olsun günü vakti gelince ölüm meleği muhakkak kapısına uğrayacak, emaneti geri isteyecek ve onu sonsuz âleme götürecektir. Durum bu iken akıllı adam buna göre yaşar, sonsuz olan ahiret hayatını geçici olan dünya hayatına değişmez.

  Trabzon'un Kültürel Meseleleri (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Ekim 2007 Popüler Kültür 

Karadeniz’in incisi Trabzon’un kültürel meseleleri her geçen gün çığ gibi büyüyor. Her şeyden evvel Trabzon’da bir kültür merkezi ve konferans salonu eksikliği vardır. Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi yıkıldı. Yerine yeni ve daha modern bir kültür merkezi yapılacaktı. Fakat söz konusu merkezin molozlarının kaldırılması dışında henüz ciddi bir çalışma yapılmış değildir. Madem çalışmalar bıçak gibi kesilecekti o zaman bu binayı niçin apar topar yıktınız? Sırf bu yüzden Trabzon’da aylardan beri ciddi bir kültürel faaliyet yapılamıyor. Öte yandan Kızlar Manastırı’nın restore edilerek Çağdaş Sanatlar Müzesi’ne dönüştürüleceği dillendirilip duruluyor. Fakat bu alanda da somut bir atılım göremiyoruz.

  Ziya Doğan'la Neler Konuştuk? (M.NİHAT MALKOÇ) 23 Ekim 2007 Günlük Olaylar 

Geçen hafta sonu( 20 Ekim 2007 Cumartesi) Trabzon’un tek beş yıldızlı oteli olan Zorlu Grand Hotel’de uydudan Türkiye’nin dört bir tarafına ve dünyaya yayın yapan Giresun merkezli Tempo Tv’nin canlı yayın konuğuydum. Trabzon’un başarılı programcılarından Gazeteci-Yazar Kenan Aydoğdu’nun hazırlayıp sunduğu Türkiye genelinde seyirci nezdinde ilk beşe girme başarısı gösteren “Ne Var Ne Yok?” adlı programın birbirinden seçkin tam 12 konuğu vardı.

  "Düğün Ya da Davul" Üzerine (M.NİHAT MALKOÇ) 6 Kasım 2007 Çağdaş Sanat 

Sanatla yükselecek bu millet… Kültür ve sanat içimizdeki boşluğu bir yere kadar dolduracaktır. Devlet, tiyatroyu lüks olmaktan çıkarmalıdır. Günün yorgunluğuyla eve gelen kişi, bu yorgunluğunu bir tiyatro temsili seyrederek atabilmelidir. Ülkemizde özel tiyatrolar varsa da bunlar devlet tiyatrolarına nazaran çok pahalıdır. Bazen Trabzon’a da değişik özel tiyatrolar gelmektedir. Fakat bütçesi kısıtlı olan

  Memleket İsterim (M.NİHAT MALKOÇ) 13 Kasım 2007 Kesinlikle Karşıyım! 

Şimon Efendi hangi yüzle bu şiiri okudu? Acaba bu şiirde istenenler kimler tarafından verilmiyor? Yoksa bir anda kendini Mahmud Abbas’ın yerine mi koydu? Kardeş kavgasını çıkaranlar, Müslümanların inançlarıyla alay edenler, kendileri dışındakilere hayat hakkı tanımayanlar İsrailliler değil mi? Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu!... Yoksa bu adam bizden toprak istiyor da bunu üstü kapalı bir dille, şiirle dile getiriyor olmasın.

  Cehaletin Karanlığından Bilginin Aydınlığına… (M.NİHAT MALKOÇ) 18 Kasım 2007 Toplum ve Birey 

Bilginin geçer akçe olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde bilgiye ulaşmak geçmişe nazaran çok daha kolaydır. Tabir caizse bilgi deryasında yüzüyoruz. Fakat bu nimetten faydalanmayıp cehaletin kör karanlığında debelenenler az değildir. Bilgiye ulaşma konusunda sınıfta kalanların durumu Divan Edebiyatı şairi Naili’nin “Ol mâhiler ki derya içredir deryayı bilmezler” berceste mısraını hatırlatır. Erişimi olmayan malumatın kimseye hayrı yoktur. Demek ki mühim olan şey, bilgiyi stoklamak değil, hayatın her yanına yaymak ve yeri geldiğinde cömertçe kullanmaktır. Ancak bununla çağa ayak uydurabilir, sağlıklı neticelere varabiliriz. Şair Ruhsatî’nin “Basma cahilin izine, gitme şeytanın sözüne” dizesi cehaletin bir ucunun şeytana dayandığını gösterir. Sırat-ı müstakimden ayrılıp, yolu şeytanla kesişenlerin sonunun cehennem olacağını hatırlatmakta fayda vardır.

  Trabzon Devlet Tiyatrosu 20 Yaşında... (M.NİHAT MALKOÇ) 19 Kasım 2007 Sinema ve Televizyon 

Bugün ülkemizde yeterli tiyatro salonu yoktur. Tiyatro sayısı genel nüfusa oranla çok azdır. Futbol seyircisine düşen koltuk sayısının belki onda biri bile tiyatro seyircisine düşmemektedir. Bu da bizde futbolun tiyatronun çok önünde bir seyirlik oyun olduğunu gösteriyor. Ülkemizin kültürel tercih analizini bunlardan yola çıkarak kolaylıkla yapabiliriz. Tiyatronun dizilerle eşit şartlarda mücadele etmesi için tiyatro altyapısının geliştirilip tekmil edilmesi şarttır. Okullarımızda tiyatroyu sevdirmek için amatör temsil çalışmaları yürütülmelidir. Bu sadece yılsonunda değil, daha sık yapılmalıdır. Çocuklar sık sık tiyatroya götürülmelidir. Gerekirse çocuklara bedava bilet temin edilmelidir. Çocuk okulda öğreneceğinin daha fazlasını tiyatroda kazanacaktır. Fakat tiyatrolarımızda öncelikle bizi anlatan, yerli değerlere yer veren oyunlar oynanmalıdır. Görüyoruz ki tiyatrolarda daha çok yabancı yazarların oyunları oynanmaktadır. Bu biraz da yerli oyun eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Oyun yazarlığı teşvik edilirse bu sıkıntı ortadan kalkar.

  Tekayder'in Öğretmenler Günü (M.NİHAT MALKOÇ) 27 Kasım 2007 Toplum ve Birey 

Şehrimizin gözbebeklerinden biri olan Tekayder, Trabzon’da güzel işler yapıyor. Bu öğretmenler gecesi de onlardan biriydi. Her kesimden insanı büyük bir sevgiyle ve hoşgörüyle kucaklıyorlar. En güzel günlerinde öğretmenleri hatırlayan ve onları eğlendiren bu derneğin kıymetli elemanlarına en küçüğünden en büyüğüne kadar teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz.

  Trabzon Kanunî Sultan Süleyman Havalimanı (M.NİHAT MALKOÇ) 27 Kasım 2007 Türkiye 

Bu şehrin en önemli değerlerinden birisidir Kanunî Sultan Süleyman…1495 yılında Trabzon’da dünyaya gözlerini açan bu hükümdar, 15 yaşına gelinceye kadar bu şehrin sokaklarında dolaşmış, şifalı sularını içmiş, güzel havasını solumuştur. Hayata dair ilk gözlemlerini burada gerçekleştirmiştir. İlk ve temel eğitimini burada tamamlamıştır.

  Hocaların Hocası: Ahmet Hilmi İmamoğlu (M.NİHAT MALKOÇ) 2 Aralık 2007 Toplum ve Birey 

Ahmet Hilmi İmamoğlu, KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nde uzun seneler görev yaptıktan sonra bu bölümün kapanıp Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nün açılmasıyla KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne geçmiştir. Şimdi sözünü ettiğimiz bölümde öğretmenlik vazifesini sürdürmektedir. O bütün hastalıklara rağmen son nefesine kadar öğretmenlik kürsüsünden inmeyecek gibi görünüyor. Zaten o kürsüden inince tutunacağı en büyük dalı kırılmış olacaktır. Onu bizler çok seviyoruz. Tekrar eski sağlığına kavuşması için Allah’a dua ediyoruz.

  Felsefeci ve Şair Kenan Sarıalioğlu"yla Başbaşa (M.NİHAT MALKOÇ) 13 Aralık 2007 Yazarlar ve Yapıtlar 

Trabzon Lisesi kültür, sanat ve edebiyat alanındaki faaliyetleriyle tanınan tarihî bir eğitim ve öğretim kurumudur. Bu okulda hemen her gün bir etkinlik gerçekleştirilir. Bu köklü eğitim yuvasında sosyal faaliyetlere müsait bir altyapı mevcuttur. Okulun çok geniş ve modern bir salonu bulunmaktadır. Bu salonu sadece okul değil, Trabzon’da etkinlik gerçekleştiren pek çok kurum kullanır. Burası daima Trabzon kültürüne, sanatına hizmet eder.

  Millî Bütünlüğümüz ve Türkçe (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Aralık 2007 Popüler Kültür 

Geçen zaman Türkçenin aleyhine işliyor. Günümüzde milletimizi cendereye alan dil ve kültür sömürgeciliğinin önüne geçecek Karamanoğlu Mehmet Bey gibi kararlı ve cesur insanlara ihtiyaç vardır. O, bundan yüzyıllar önce dilin gidişatını beğenmemiş, bunun üzerine şu sert fermanı yayınlamıştır: “Bugünden geru divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”(13 Mayıs 1277) Bu fermandan sonra her yerde Türkçe konuşulmaya başlanmıştır. Bugün Türkçenin itibarını iade edecek kararlı idarecileri mumla arıyoruz. Bu çağın Karamanoğlu Mehmet’ini hasretle bekliyoruz.

  Trabzon Lisesi"nde Rusya Halk Dansları Şöleni (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Aralık 2007 Toplum ve Birey 

Kin ve nefret politikalarına inat; sevgi ve hoşgörü kültürünün barış ve dostluğun çok önemli bir aracı olabileceği tüm çıplaklığıyla bir kez daha görüldü. Barış sermayesini hoyratça harcayanların yanlış bir yolda olduğu bir defa daha ortaya çıktı. Bu karşılıklı sevgi ve hoşgörü gösterileri, halkların yüreklerinde besleyip büyüttükleri sevgilerinin bütün meseleleri aşacak kudrette olduğunu gösterdi. Rusya’nın Trabzon Başkonsolosluğunun gayretleriyle gerçekleştirilen dostluk ve sanat günleri birkaç gün daha devam edecek.

  Bir Mahalle ki... (M.NİHAT MALKOÇ) 7 Aralık 2007 Toplum ve Birey 

“Bir Mahalle Ki” adlı oyunda şenlik ve müzik hiç bitmiyor. Oyun fasılla başlıyor zaten… Davul zurna hiç susmuyor. Oyun erkeklerden kurulu… Kadınlar oyunun sonundaki dans bölümünde görülüyorlar. Kavuklu’nun karısını bir erkek oyuncu canlandırıyor. Kavuklu ile Pişekâr sürekli çatışma halinde görülüyor. Kavuklu halkı, Pişekâr iktidarı temsil ediyor. Bu da halkla iktidar sahiplerinin birbirleriyle olan münakaşalarını hatırlatıyor bize. Son yıllarda Türkiye’de yabancılara mal satılması, her şeyin peyderpey özelleştirilmesi eleştiriliyor burada. Ne zamanki halk bedava olan suyu parayla alır, sürekli zamlarla karşılaşır, işte o zaman özelleştirmenin, AB’nin, İMF’nin karşısına dikilirler.

  Nazım Bilgin Öldü… Bitkiler Öksüz Kaldı… (M.NİHAT MALKOÇ) 25 Aralık 2007 Toplum ve Birey 

Ölüm bayram seyran dinlemiyor. Vakti dolan kişi dünyadan göç ediyor. Bunu gösteren bariz bir örnek yaşadık geçtiğimiz günlerde. Kurban bayramının ilk günü(20 Aralık 2007) herkes bayram ederken Sürmene ilçesi esnaflarından Nazım Bilgin aramızdan ayrıldı. O, Trabzon’un önemli insanlarından biriydi. Seksen yaşında olmasına rağmen bir delikanlı gibi diri görünüyor, sürekli çalışıyordu. Karadeniz’in zengin bitki çeşitlerini toplattırarak ilaç sanayinde kullanılmasını sağlıyordu. Bu işten hem dar gelirli vatandaş, hem kendisi, hem de ilaç firmaları kazançlı çıkıyordu. Ona Sürmene’de “bitkilerin babası” diyorlardı.

  Deli Dumrul"da Dede Korkut Hafifliği (M.NİHAT MALKOÇ) 5 Ocak 2008 Çağdaş Sanat 

Türk edebiyatının şaheserlerinin başında gelir Dede Korkut Hikâyeleri… 12 hikâyeden oluşan bu eser, eski Türklerin yaşantısına ışık tutmaktadır. Bu eseri millî bir destan olarak da nitelendirebiliriz. Bu eser içerik olarak Türk milletinin millî hayatını, kültürel zenginliklerini, hissiyatını, erdemlerini, hünerlerini bir hikâye akışı içerisinde sıralamaktadır. 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın başlarında yazıya geçirilen bu kıymetli metinler için Türk Edebiyatı tarihçisi Fuat Köprülü şu enteresan ifadeyi kullanmıştır: “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.”

  Tokat"tan Gür Bir Ses: Kümbet Dergisi (M.NİHAT MALKOÇ) 5 Ocak 2008 Yazarlar ve Yapıtlar 

Dergiler kültür, sanat ve edebiyat hayatımıza renk katarlar. Her ay onları büyük bir heyecanla bekleriz. ‘Acaba bu ay kimler ne yazacak’ diye merak ederiz. Onun içindir ki ayın son günleri hiç geçmez. Her ayın ilk günleri benim en mutlu günlerimdir. Çünkü o günlerde posta kutum henüz mürekkep kokusu üzerinden gitmemiş dergilerle dolar.

  Neler Oluyor Bize? Bize Neler Oluyor?.. (M.NİHAT MALKOÇ) 9 Ocak 2008 Toplum ve Birey 

Millet olarak sevgi, saygı ve hoşgörümüzle tanınırdık. Dünyaya insanlığı ve gerçek medeniyeti biz öğrettik. Fakat nedense son senelerde bir garip millet olduk. Menfi bir değişim süreci geçiriyoruz. Büyüklerin küçüklere sevgisi, küçüklerin büyüklere saygısı kalmamış. Edep erkân buharlaşmış; herkes burnunun dikine gidiyor. Değerlerimiz iyice aşındı.

  Ayyuka Çıkan Müstehcenlik (M.NİHAT MALKOÇ) 12 Ocak 2008 Toplum ve Birey 

Bu millet dış düşmanlara, fitne odaklarına, ekonomik yetersizliklere, moral çöküntüye rağmen hâlâ ayakta durabiliyorsa bunu ortak değerlerine ve inançlarına borçludur. Bu inançlar da hiçbir kesimin tekelinde değildir. Yetkili birimler müstehcenlik tehlikesini niçin görmezden gelirler? ‘Bazı çevreler ne der’ korkusuyla, yaşanan değer aşınmasını görmemek bu milletin geleceğini dinamitlemekten farksızdır. Bunu hoş görme lüksümüz yoktur.

  Tevfik Serdar Anadolu Lisesi"nin Semender Dergisi (M.NİHAT MALKOÇ) 20 Ocak 2008 Popüler Kültür 

Türkiye’de ne dergiler geldi geçti kültür sanat hayatından. Bunların bir kısmı kalıcı olsa da, çoğu matbuat mezarlığındaki yerini aldı. Öyle de olsa hepsi yayınlandıkları sürece hayatımıza renk ve ahenk kazandırdılar. Dergiler bir mektep gibidir. Bu mekteplerde yetişiyor kalem erbapları. Onun içindir ki yayın hayatına başlayan her dergi beni heyecanlandırır.

  Türk Atletizminin Mühim Kaybı: Cüneyt Koryürek (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Ocak 2008 Yazarlar ve Yapıtlar 

Trafik kazaları dur durak bilmiyor. Her gün birileri trafik canavarının pençeleri arasında can veriyor. Trafik kazaları ölüm oranlarının önemli bir kısmının sebebi olma özelliğini koruyor. Türkiye bu sorunun üstesinden gelemedi bir türlü. Sanki millet olarak araba kullanmayı bilmiyoruz. Direksiyon başına geçince üzerimize canavar gömleği giyiyoruz. Ne şoförler dikkatli davranıyor, ne de yayalar. Günümüzde yayalar arabadan hiç sakınmıyor. Karşıdan karşıya geçişlerde kimsenin trafik lambalarına uyduğu yok. İşi şansa bırakıyoruz. Göz göre göre kendimizi tehlikeye atıyoruz. Şoförlerimiz bazı durumlarda yayaların geçiş hakkını tanımıyor. Bunu bilmediklerinden değil, kural tanımazlıklarından yapıyorlar. Yoksa herkes yaptığı hatanın farkında. Millet olarak sorumsuz bir yapımız var.

  Başkan Gümrükçüoğlu'yla Sabah Kahvaltısı (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Türkiye 

Bilindiği gibi ocak ayının 10. günü “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlanıyor. Bu vesileyle Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Trabzon’da görev yapan basın mensuplarıyla sabah kahvaltısında buluştu. Dizgicisinden imtiyaz sahibine kadar, basınla bir şekilde ilişkili olan herkes Zorlu Grand Otel’deki sabah kahvaltısına davetliydi. Ben de Trabzon’da yirmi yıldır köşe yazarlığı yapan bir kalem erbabı olarak bu kahvaltıda yerimi aldım. İlk kez böyle bir programa davet edilmiştim. Bizi gazeteci olarak saymadıkları için böyle toplantılara da çağırmıyorlar. Hatta toplu fotoğraf çekilirken bir gazetecinin “Öğretmenlerin bu fotoğrafta ne işi var, öğretmenler günü müdür, gazeteciler günü mü?” deyişi basın camiasının, köşe yazarlarına yaklaşımının nasıl olduğunu ortaya koydu.

  Dün Akşam Neredeydiniz?.. (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Toplum ve Birey 

Yeni bir yıla “Merhaba” demenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bir yıl daha mazinin bulutları arasında kaybolup gitti. Geride bıraktığımız 2009 yılında kimileri beklediklerine nail olurken, kimileri de hayal kırıklıkları yaşadı. İlk gününü yaşamakta olduğumuz 2010 yılı başlanmamış, tertemiz bir sayfa olarak önümüzde duruyor. Bu temiz sayfayı hayırlarla veya şerlerle doldurmak bizlerin elindedir. Cüzi irademizle yol haritamızı çizip öylece geleceğe yol alacağız. Önümüze engeller çıkacak, çok defa da şeytan musallat olacak bize. Fakat nefsi semirten ve ona daima şer fısıldayan şeytanı inancımızla alt edeceğiz. Hakk’ın ve hakikatin yolunda gideceğiz. Çünkü her geçen gün büyük hesap gününe daha çok yaklaşıyoruz.

  Fatih Lisesi "Vesaire"… (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Toplum ve Birey 

Ülkemizde pek çok okulun değişik periyotlarda çıkardığı okul dergileri vardır. Bu dergiler okulların dışarıya açılan penceresidir. Bu dergilerde ilk yazılarını ve ilk şiirlerini yayınlama imkânı bulanlar arasında geleceğin şair ve yazarları da vardır şüphesiz. Bunu düşünerek her okulun bir dergi çıkarmasının elzem olduğuna inanıyorum. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı, okullara dergi çıkarma mecburiyeti getirmesi, çıkacak dergileri maddî yönden desteklemesi gerekir. Bu, yarınlarımızın daha aydınlık olması için tutulacak bir yoldur.

  İfakat Belgeseli (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Toplum ve Birey 

Toprak kokar Karadeniz kadınının elleri… Kınalı parmakları aş ve iş’te yara bere olmuştur hayatla mücadele eden bu yiğit savaşçıların. Odun kesip taşımak, çay toplamak, tarla kazıp biçmek, inek sağmak, fındık toplamak, evin işlerini görmek…. Bunlar Karadeniz’de kadının bitmek tükenmek bilmeyen işleridir. O eli öpülesi kadınların bu işlerden emekli olma gibi bir şansları da yoktur. Son nefeslerini vermeden bu işler onları bir türlü bırakmaz.

  Kanunî Deyip de Geçme... (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Tarihsel Olaylar 

Gerçek kahramanlarını tanımayan milletlerin istikbaline yön verecek gençleri, çizgi film kahramanlarını kendilerine örnek edinirler. Bu durum, tarihi olmayan devletler için fazla yadırganmasa da Osmanlı gibi dev bir devletin torunları için fazlasıyla yadırganır. Osmanlı’da altı asır boyunca devleti idare etmiş kişilerin hangisine uysanız sizi selamet sahiline götürür. Osmanlı’da vatana hıyanet eden padişah yoktur. Bunlara Vahdettin de dahildir. Durum bu iken bazı kesimlerin Osmanlı padişahlarını hain ilan etmesini anlamak mümkün değildir.

  Köprübaşılılar Derneği ve Hemşehri Dayanışması (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Toplum ve Birey 

Günümüzde Türkiye’de büyük kentlere hızlı bir göç söz konusudur. Memleketlerinde iş ve aş bulamayanlar büyük şehirlerin yolunu tutmaktadır. Küçük bir Anadolu kentinden büyükşehirlere gelen kişilerin buralarda tutunması hiç de kolay değildir. Onun içindir ki sanayinin ve istihdamın yoğun olduğu şehirlere göç edenler buralarda teşkilatlanmaktadır.

  Şinasi Özdenoğlu'nun Türkiye Sevdası (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Yazarlar ve Yapıtlar 

Son dönem Türk şiirinin köşe taşlarından birisidir Şinasi Özdenoğlu!.... Gümüşhanelidir köken olarak!... Şairliğinin yanında yazardır da… Güçlü bir kalemi vardır. Siyasal Bilgiler ve Ankara Hukuk Fakültesi mezunudur. Ben oldum olası hukukçuların şiire ve edebiyata olan tutku derecesindeki bağlılıklarına hayret ederim. Bir o kadar da takdir ederim bu ince zevklerini.

  Yusuf Ziya Ortaç'ın Nüktedanlığı (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Yazarlar ve Yapıtlar 

Hecenin beş şâirinden biri olan Yusuf Ziya Ortaç, ömrü boyunca ortaya koyduğu eserlerle ve saygın kişiliğiyle Türk edebiyatına damgasını vurmuştur. Millî veznimiz olan heceyi ustalıkla kullanmıştır. Fakat şiirlerinde derinlik yoktur. Halit Fahri Ozansoy’un yayınladığı “Kehkeşan” adlı derginin düzenlediği yarışmada, şiirinin birinci olması Yusuf Ziya’yı edebiyat sahasına yöneltir. Halit Fahri’nin kendisine hediye olarak verdiği ipek kravatın kendisini şiire bağladığını söylemiştir. Henüz yirmi yaşındayken “Binnaz” adlı üç perdelik manzum bir piyes yazar. Oyun Darü’l-Bedayi’de oynanarak geniş kitlelerce beğenilir. Bu onun şöhret basamaklarına ilk tırmanışıdır.

  Böyle Buyurdu Jüri!.. (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Toplum ve Birey 

“Trabzon dört bin yıllık tarihi geçmişi olan bir kültür ve sanat şehridir” sözü dillere pelesenk olmuştur. Fakat bu kalıplaşmış sözü besleyen ve geçerli kılan kültürel etkinlikler yeterli değildir. Bundan önceki belediye yönetimi birkaç şarkı türkü yarışmasından başka bir şey yapmadı beş yıl boyunca. Yeni belediye yönetimi iş başına geldikten sonra, belediyenin kültür ve sanata katkısı hissedilir şekilde arttı. Trabzon’da kültürel hareketlilik başladı.

  Gümüş Portreler ve İsmail Hayal (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Yazarlar ve Yapıtlar 

Alanında büyük bir boşluğu dolduran “Gümüş Portreler”, bu şehirde yaşayan, şehrin değerlerini gün yüzüne çıkarmaya çalışan araştırmacı-yazar İsmail Hayal’in üç yıllık titiz ve yorucu bir çalışmasının ürünüdür. Siz bakmayın eserin adının “Gümüş Portreler” olduğuna, bu esere “Altın Portreler” dense yeridir. Hayal, ‘Gümüşhane’ adından esinlenerek eserini böyle isimlendirmiş. Yoksa bu çalışma ve bu çalışmaya konu olanlar altın değerindedir. Zaten bu eser altın değerinde olmasaydı Koza Altın bu projeye destek vermezdi!.. Sözü edilmişken Koza Altın’a da böyle mühim bir eserin basımına destek verdiği için teşekkür ediyoruz.

  Zarif Bir Yürek: Cahit Zarifoğlu (M.NİHAT MALKOÇ) 21 Kasım 2010 Yazarlar ve Yapıtlar 

Şâirler yüreklerimizin tercümanıdır. Onlarla görürüz, onlarla düşünür, onlarla hayal ederiz. Bu yürek dostları olmasa nasıl ifade ederdik hislerimizi?.... Dünya onlarla güzel… Kanın ve barut kokusunun gök kubbemizi sardığı bu çağda şâirler az da olsa hayatımıza renk katıyorlar. Bize insanî hislerin ölmediğini haykırıyorlar. Katılaşan yüreklerimizi yumuşatıyorlar.

  Yıl 1433… Hicrî Yeni Yılınız Kutlu Olsun… (M.NİHAT MALKOÇ) 26 Kasım 2011 Popüler Kültür 

Bazılarınızın içinden “Adama bak, nerelerde kalmış, hicrî yıl, hicrî yılbaşı da ne oluyor, kaç kişi bu takvimi kullanıyor, o da nesi, bu adamlar bizi geri bıraktı, bunlar yüzünden yerimizde sayıyoruz…” dediğini duyar gibiyim. Onlara göre geçmişini unutmayan bizler, geri kalışımızın potansiyel suçlusu… Aslında bizler geri kalmış filan değiliz. Bu serzenişlerde bulunanlarla makul ilericilikte yarışmaya her an hazırız. Biz geri filan kalmadık, onlar lüzumsuz şekilde ileri gittiler. Bu ileri gidiş bilimde, sanatta, edebiyatta olsaydı onları yüceltirdik. Fakat gel gör ki bu ileri gidiş özünü kaybetmekten ve taklitçilikten ibarettir. Bu noktada ecnebi değerleri alıp benimseyenlere, bizi değerlerimizden koparmaya çalışanlara ‘dur’ demek, sanırım, bizim doğal hakkımızdır. Çünkü bizler de bu memleketin çocuklarıyız.

  "Ganita… Akşama Doğruyum Ben…" (M.NİHAT MALKOÇ) 29 Kasım 2011 Yazarlar ve Yapıtlar 

Heyamola Yayınları “Trabzon’dur Yolumuz” adı altında Trabzon’la ilgili bir şehir kitaplığı oluşturma gayreti içerisine girdi. İyi de yaptılar. Aslında bu geç kalmış bir çalışmaydı. Bu yayınevinin sahibi olan Ömer Asan, Trabzonludur. Bu şehrin havasını teneffüs etmiştir, suyunu içmiştir. O, doğduğu şehre böylece vefa borcunu ödemektedir. Başta Ömer Asan olmak üzere, bu çalışmayı akıllarına getirenlere, uygulamaya koyanlara şükranlarımızı sunuyoruz. Bu çalışma sayesinde Trabzon’umuz birbirinden güzel ve özgün eserler kazandı.

  M. Nihat Malkoç Kerbela Şiir Yarışmasında Türkiye Birincisi Oldu (M.NİHAT MALKOÇ) 5 Aralık 2011 Toplum ve Birey 

Aylardan Muharrem, günlerden Aşure… Gökler kül renginde… Toz bulutlarının görüş mesafesini sıfıra indirdiği demlerdeyiz. Yüreklere hapsedilmiş derin acılar… Bir ömür kadar uzun, geçmeyen dakikalar… İnsan suretindeki bir kısım mahlûklar insanlığa rahmet okutuyor. Toprak hicapla taşıyor masumlara hayat hakkı tanımayan hunharları, insaf fakiri katilleri…

  "Güneşli Bayır" ve Serkan Türk (M.NİHAT MALKOÇ) 18 Aralık 2011 Yazarlar ve Yapıtlar 

Yeşilin koynunda güzellik uykusunu uyuyan Trabzon, ülkemizin en şirin şehirlerinden biridir. Yeşille mavinin koyun koyuna olduğu bu mümbit topraklar maddî ve manevî binlerce zenginliği içinde saklamaktadır. Dünden bugüne, bugünden yarına taşınan bu zengin birikim hepimizin ortak değeridir. Bunu geleceğe taşımakta şair ve yazarlara önemli görevler düşmektedir. Onlar ne kadar yazarsa yazsın, bu emsalsiz güzellikler kâğıda dökmekle bitmez. Fakat ne kadarını yarınlara taşıyabilirsek kârdır. Heyamola Yayınları bunu gerçekleştirmek için kolları sıvadı bile. 22 yazarın kaleminden 22 Trabzon kitabı vitrinlerdeki yerini aldı.

  M. Nihat Malkoç"a Malatya"dan 6 Çeyrek Altın… (M.NİHAT MALKOÇ) 12 Ocak 2012 Yazarlar ve Yapıtlar 

“Firuze gözlü yârimdir Malatya!... Zamanın buz tutmuş eteklerinde kırık dökük düşlerime tutunurken, peşinden gittiğim acı tatlı hayallerim beni Beydağı eteklerine götürüyor. Yürek devletimin payitahtı olan bu gizemli ak şehir, bana kaybettiklerimin izinden ısrarla gitmemi söylüyor. Ne kadar uzağına düşsem de, Malatya hep yanımda, yanı başımda… Ben her ne kadar onu terk etsem de o bir vefalı dost olarak beni hiç terk etmiyor. Gönül soframda başköşeye kuruluyor günde üç öğün… Hasreti yudumluyoruz zamanın billur kadehlerinde. Aşka kalkıyor câm ü cemler…

  23 Nisan Coşkusu ve Çocuklarımız (M.NİHAT MALKOÇ) 20 Nisan 2012 Tarihsel Olaylar 

Milli egemenlik, egemenliğin millete ait olduğu gerçeğini teslim etmektir. Halkın görüşünün esas alınmasıdır. Halkın seçtiklerine saygı duymaktır. Kişi ve zümre egemenliğini reddetmektir. Onun içindir ki milli egemenlik, monarşi ve oligarşiyle bağdaşmaz.

  Karadeniz Kitap Fuarı ve Birkaç Serzeniş… (M.NİHAT MALKOÇ) 25 Mayıs 2012 Toplum ve Birey 

Kitap fuarları, şehirlere kan ve can pompalayan organizasyonlardır. Oldum olası bu fuarların Trabzon’umuzda da düzenli olarak her yıl yapılmasını arzulamışımdır. Bu konuda İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi şehirlere gıpta etmişimdir. Hele İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı, bu organizasyonların en muhteşemidir. Trabzon’da kitap fuarlarının açılmasına yönelik isteğimi değişik yerlerde yineledim. Fakat uzun zamandan beri sesim akis bulamamıştı. Çok şükür bu sene şehrimizde Karadeniz Kitap Fuarı açıldı.

  Şair Halit Macit"in "Arzuhal"inin Tematik İncelemesi (M.NİHAT MALKOÇ) 11 Haziran 2012 Yazarlar ve Yapıtlar 

Arapça bir tamlama olan arzuhal(arz-ı hâl); “bir iş için bir makam veya resmi daireye bir iş sahibinin verdiği dilekçe” anlamına gelmektedir. Bu kelimenin diğer karşılığı “istidanâme” dir. Trabzonlu değerli şair Halit Macit de son kitabına “Arzuhal” ismini vermiş.

  "Bir Ömrü Yazdım" ve Gazeteci Aydın Akdeniz (M.NİHAT MALKOÇ) 26 Haziran 2012 Yazarlar ve Yapıtlar 

Gazetelerde yazılan yazıların bir günlük gibi kısa bir ömrü vardır. Gazete okunduktan sonra, doğal olarak o yazının hükmü de biter; ya bir şeyin sarılmasında kullanılır, ya da çöpü boylar. Onun içindir ki yazarlar, gazetelerde yayımladıkları yazılarını daha sonra iki kapak arasına alarak kitaplaştırırlar. Böylelikle yazılarının zaman karşısında yok olmasına engel olurlar. Trabzon'da ülkenin ve şehrin gündemini yorumlayan Aydın Akdeniz de bizim gibi düşünüyor olacak ki gazete yazılarını kitap haline getirerek okurların ilgisine sunmuştur.

  Trabzon Liseli Simalar ve Trabzon Lisesi'nden Hatıralar (M.NİHAT MALKOÇ) 12 Ekim 2014 Yazarlar ve Yapıtlar 

ster şiir, ister makale, isterse deneme olsun; Trabzon üzerine her ne yazılsa ilk fırsatta onu temin eder, büyük bir özenle ve dikkatle okurum. Onun içindir ki şahsî kütüphanemin en zengin raflarından biri de Trabzon üzerine yazılan eserlerin olduğu bölümdür. Zira bu şehir üzerine yazılan her şey beni heyecanlandırır. Şayet bu yazılanlar kitap boyutundaysa heyecanım artar, adeta ikiye katlanır. Bunu sakın mikro milliyetçilik olarak görmeyin. Bu benim doğup büyüdüğüm şehirle olan samimi ünsiyetimden kaynaklanıyor. Bu durum, şehirle ruh dünyam arasında kurduğum köprülerin sağlamlığındandır. Okuduğum her eser bu köprüye çelikten bir ayak olarak, onu muhkemleştiriyor.

  Şair Haydar Çoruhlu'yla Şiirin Kalbine Yolculuk... (M.NİHAT MALKOÇ) 18 Ekim 2014 Yazarlar ve Yapıtlar 

Bazı insanlar için bir yaşam tarzıdır şiir, yaşama sebebidir. Belki de hayatın ta kendisidir, öznesidir. Şiir, yaşam sevgisinin berrak pınarıdır. Hayatı idame ettirebilmek için nefes gibidir. Şair söyleyecek sözü olandır. Şairlik en zor zamanlarda bile dik, diri ve iri durmaktır. Sözcüklerin gücünü güç edinmektir. Bir duygu işçiliğidir şiir. Yusuf'un zindandaki duası, Züleyha'nın sıcak gözyaşı, İbrahim'in teslimiyetinin söze bürünmüş hâlidir. Ham sözlerin işlenmiş, son safhasıdır. Şair kelimelerin elinden tutandır. Şair, şiirin coşkun ve derin sularına kendini bırakandır.

  Gümüşhane Eğitim Tarihi ve İsmail Hayal (M.NİHAT MALKOÇ) 15 Şubat 2015 Yazarlar ve Yapıtlar 

Şehirler, içinde yaşayan insanlarla değer kazanır. Şehirleri değerli ve muteber kılanlar, orada yaşayan insanlardır. Bu insanların bir kısmı ön plandayken, bir kısmı da geri planda durur. Fakat şehirleri sırtlayan birkaç insan mutlaka bulunur. Bunlar o şehrin gözü, kulağı ve dilidir. Tabir caizse gözbebeğidir. Bu insanlar şehre hizmet noktasında daima önde yürürler. İşte bunlardan birisi de, yaşadığı şehrin kültürel açıdan imarı için canla başla çalışan İsmail Hayal’dir. Gümüşhane’mizin kültürel değerlerini ortaya koyma gayreti içerisinde olan araştırmacı-eğitimci-şâir ve yazar İsmail Hayal, yaşadığı şehrin tanıtımını sağlıyor.

  Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılında Birincilikle Taçlandırılan Skandal Bir Çanakkale Şiiri (M.NİHAT MALKOÇ) 3 Mart 2015 Yazarlar ve Yapıtlar 

Ümraniye Belediyesi 11 seneden beri ülke geneline şamil şiir, hikâye ve resim yarışmaları düzenliyor. Belediyelerin sadece altyapı, su, kanalizasyon, çöp toplama, asfaltlama işlerinden sorumlu olmadıklarını, kültürel etkinliklere de el atmaları gerektiğini yıllardan beri söyler dururuz. Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, sesimizi duymuş olmalı ki 11 seneden beri bu anlamlı kültürel hizmeti ısrarla devam ettiriyor. Sağ olsun, var olsun.

  Fethin 562. Yılında Ayasofya'yı Açmaya Var Mıısnız? (M.NİHAT MALKOÇ) 2 Mayıs 2015 İstanbul 

29 Mayıs 1453 tarihi, bizim açımızdan karanlık bir devrin batışını, yepyeni ve aydınlık bir devrin müjdesini fısıldar kulaklarımıza. Bu tarih, Osmanlı’nın muhteşem bir cihan devletine giden yolunu da ardına kadar açar. Zulme rıza gösterenler ve zalimden yana olanlar sahnenin dışına itilir; İslâm’dan ilham alan daha adil bir dünya nizamı yeniden şekillenir.

  Zigana'nın Gür Sesi: Herfene Dergisi (M.NİHAT MALKOÇ) 23 Nisan 2016 Yazarlar ve Yapıtlar 

Oldum olası Anadolu’nun ücra köşelerinden ses veren kültür, sanat ve edebiyat dergilerine meraklıyımdır. Bunları bir şekilde edinir, okur, arşivler ve elimden geldiğince diğer okuyucuların da haberdar olmaları için tanıtmaya çalışırım. İşte onlardan biri de Zigana’nın komşusu Gümüşhane’de çıkan Herfene dergisidir. Dergi elimdeki sayısıyla 21. sayıya ulaşmış gözüküyor. Herfene; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış olmak üzere senede dört sayı olarak okuyucusuyla buluşuyor. Dergi her sayısında belli bir konuyu kapağına taşıyor.

  15 Temmuz Direniş Şiirleri Antolojisi (M.NİHAT MALKOÇ) 10 Temmuz 2017 Yazarlar ve Yapıtlar 

Darbeler tarih boyunca hep demokrasi getirme(!) ve kaostan kurtarma vaadiyle yapılmış; fakat ne yazık ki daima demokrasiyi rafa kaldırmış ve kargaşaya zemin hazırlamıştır. 27 Mayıs'tan 12 Eylül'e kadar, yakın tarihimiz bunun acı hatıralarıyla doludur.

  Bir Nihan Heybe'de Dünü Bugünde Yaşamak (M.NİHAT MALKOÇ) 10 Ocak 2018 Yazarlar ve Yapıtlar 

Oldum olası hatıra türündeki kitapları sever, büyük bir keyifle ve iştahla okurum. Çünkü onlar roman ve hikâye gibi kurgu değiller. Hayatın ta kendisidirler. Perihan Akçay Hanımefendi tarafından kaleme alınan "Bir Nihan Heybe" de bunlardan birisi.

  Tanıkların Gözüyle Ümmet Coğrafyası (M.NİHAT MALKOÇ) 4 Haziran 2018 Yazarlar ve Yapıtlar 

İslâm ülkelerinin ve İslâm topluluklarının çektiği sıkıntılar her dönemin meselesi olmuştur. Bu coğrafyaya güneş bir türlü doğmamıştır. Fakat son yıllarda bu sıkıntıların derecesi daha da artmıştır. Artan sıkıntılar Müslümanların hareket alanını iyice daraltmıştır.

  Osmanlı'dan Günümüze Trabzonlu Şehidler (M.NİHAT MALKOÇ) 28 Temmuz 2018 Yazarlar ve Yapıtlar 

Trabzon şehir tarihiyle ilgili kaleme aldığı kitaplarla tanıdığımız tarihçi Mehmet Akif Bal, Trabzon Kitaplığı'nı her geçen gün daha da genişletiyor. Bu kitaplık genişledikçe Trabzon'un mâzisindeki bulutlar da dağılıyor. "Osmanlı'dan Günümüze Trabzonlu Şehidler" kitabı tarihçi Mehmet Akif Bal'ın kültür hayatımıza ve kitap dünyasına yeni armağanı.

 

 



SEVGİ KÖPRÜLERİ

Müslüman- Türk kimliğimiz uçuverdi özümüzden
Geçmişe bir sünger çekip çabuk döndük sözümüzden

Kurudu pınar başları,sâki hıçkırıp ağlıyor
Gözlerden akan kanlı yaş,yüreğimizi dağlıyor

Mutlu azınlık uçarken kimileri emekliyor
İnsanlık kurtuluş için Fatih neslini bekliyor

Kıpkızıl şafağa inat,acılı feryatlar dinsin
İçimize ecdadımın şefkat iklimleri sinsin

Çağın asık suratına tükürün Allah aşkına!
Vatana kast edenleri döndürüverin şaşkına!

Mürşid-i kâmiller gibi aşka banın heceleri
Mevlâna'nın hoşgörüsü nurlandırsın geceleri

Yücelerden emir geldi:Kardeş olun ey insanlar!
Sevgi köprüleri kurun,engel olmasın lisanlar

Gözlerde bir çift umut var,yarınlar aydın olacak
Kirlenen kalplerimize Yunus sevgisi dolacak

Daha ne bekliyorsunuz?Karanlığa bir mum yakın
Bataklıklardan kurtulup sevgi deryasına akın

Maddenin zincirlerini kır artık,tel tel dökülsün
Durdurun karanlıkları,beklenen şafak sökülsün.

M.Nihat MALKOÇ



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 17.12.2018 16:34:29