"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Yazma Süreci

Hangi saatlerde yazıyorsunuz?

4 görüntülenme · 12 ileti
??? #1
Her yazarın bir yazma düzeni vardır. Bazıları sabahın erken saatlerinde çalışmayı sever, bazıları ise gecenin geç saatlerinde. Öğle paydoslarından yararlanarak yazdıkları kitabı tamamlayan ünlü yazarlar bile var. Siz günün hangi saatlerinde daha verimli çalışıyorsunuz? Bir yazma düzeniniz var mı?
Yıldız L.Karakaş #2
Şahsen bir yazma düzenim yok. Genellikle yaşadıklarımdan ve gözlemlerimden etkilenerek birşeyler karalamaktayım. Heran birşeylerden etkilenip, aklıma gelenleri yazabilir yada fikir oluşabilir. Ama yinede genenin sessizliği; tüm hissettiklerim ve gördüklerimi kağıda daha rahat aktarmamda bana büyük destek. Kelimeleri toparlamada, en güzeliyle yansıtmaya çalışmamda bana yardımcı olmakta. O yüzden gecenin sessizliğinde daha verimli çalışıyorum diyebilirim sanırım.
Nükhet Everi #3
Bu biraz da insanın biyolojik ritmine ve hayat şartlarına bağlı bence... Ben geceleri yazarım genelde. Ama gün gelir, gündüz vakti de oturur yazarım. İflah olmaz bir zombi olduğum ve gece yaşayan bir insan olduğum için (tamamen biyolojik ritmim nedeniyle) yaratıcılık gece ortaya çıkıyor bende... Gündüz gözlemleme ve bakınma :))) zamanımdır. Çok yoğun bir tempo içinde bin mesleği birarada götürdüğüm için de olabilir bu... Ama yazı yazma dürtüleri akşamüstü başlar bende ve gece dökülür sözcükler birer birer... Gabriel Garcia Marquez sabah otururmuş yazmaya öğleden sonra 2'ye kadar yazarmış. Mutlaka masasında Güney Amerika'da uğuruna inanılan sarı gül de olacak ama... Öğleden sonra çıkar, dostlarıyla buluşur içmeye gidermiş vs vs... Diyorum ya, bence biyolojik ritm. Ama belki de sistem ya da şartlanma...
Mehmet Ali Özler #4
Düşüncelerim herhangi bir sorun ile meşgul değilse günün yirmi dört saati yaza bilirim. Daha açıkçası zihnimde huzuru bulduğum her anı yazmak ile geçiririm. Bazen o kadar ileri giderim ki, gecenin bir vakti uyandığımda kendimi uykuda hikaye yazarken yakalarım. Bu illa bir kalem ile yazma anlamına gelmiyor. Kafamda hikayeler üretir, güncel sorunlara cevaplar arar, hayatı değerlendirir, bir şeyleri eleştiririm. Bunu o denli yoğun yaparım ki, aklımdan geçenlere kendi kendime bile kah güler, kah üzülürüm. Ama bunları sırf düşünmeyle kalmam tabiî ki. Zeka oyunu saydığım bu meşguliyeti aynen yazıyormuş gibi söz, söz düşünür ve fırsatım olduğu müddetçe de bol, bol ufak kağıtlara notlar alırım. Bu kağıtçıklar cebimde birikir ve günler içersinde bir kağıt topağı haline gelir. Eşimin de ısrarı üzerine bu kağıt birikintilerini haftada veya iki haftada bir ayıklar, önemli bulduklarımı bilgisayarıma kayıt ederim. Bu, sokak ta duyduğum tek bir laf da olabilir, bir gazete de okuduğum bir not ta olabilir, internetten aldığım bir havadisin tek bir cümlesi de olabilir veya bir kitaptan çaldığım tek bir sözcük de. Ama günü gelir sahiden yazıya oturduğumda bu notların hiç birine bakmadan bunlardan faydalanırım. Bakmadan deyişim belki aklınızı karıştıracaktır. Şöyle anlatayım: Bu aslında ta ilk okuldan kalma bir alışkanlıktır bende. Bir tarih öğretmenim vardı. Tarih, en zayıf dersim olduğundan olsa gerek bir gün ders sonrası beni yanına çağırdı. “Mehmet Ali,” dedi bana. “Sen aslında diğer derslerinde başarılı bir çocuksun. Benim dersimde notlarını neden bir türlü düzeltmezsin?” Öğretmenim, tarih dersinden nefret ediyorum diyeceğim ama olmayacak. “Tarihi kafam almıyor, öğretmenim,” dedim. “Bilmem kimin doğum tarihi veya hangi senelerde yaptıkları savaşlar… kafama girmiyor.” Bunun üzerine öğretmenim bana çok güzel bir nasihat verdi. “Mehmet Ali, bundan sonra benim yazılı dersime girmeden önce senin bir kopya hazırlamanı istiyorum,” dedi. Şaşırmıştım tabii ki. Nasıl yani? diye soramadım. Sadece bu kopyayı kullanırken kendisine yakalanmamamı istiyordu. “Kopyanı iyi hazırla ve bunu güzel bir yerine sakla. Hatta yazılıya girmeden önce bu kopyayı ben görmek istiyorum,” diye de üzerine basa, basa beni ikaz etmişti. Aklım karışmıştı ama ben ne olur, ne olmaz diye bir dahaki yazılıda güzelce çalışıp kopyamı hazırlamıştım. Aynen söylendiği gibi yazılı öncesi öğretmenim beni yanına çağırıp kopyamı görmek istedi. Gösterdim ve sonra bunu iyi bir yerime saklayıp yazılıya girdik. Aklım, fikrim hep kopyada ve kopyada yazılı olanlarda. Fatih Sultan Mehmet işte falan yılında, Osman Gazi şu senede gibilerden. Durum bundan ibaret olunca da, yazılı süresince daha önceden hazırladığım kopyalara hiç bakma gereği duymamıştım çünkü kopya olarak yazdıklarım ve vücudumun bir yerinde saklı olarak duran o notlar hep aklımdaydı. Bundandır ki, bir yere yazı ile tutulan bir not öyle de, böyle de insanın aklından çıkmıyor ve silinmiyor. Hele de bu notları yazdıktan sonra bir kez daha okuyup ve tekrar temize çekerseniz. Tüm arkadaşlara önerim olur. Şayet yazıyorsanız yanınızdan kalemi eksik etmeyin ve bol, bol not alın ve bir yerde saklayın! Sevgiler
Jülide Eda #5
Biraz loşsa odam ve şarabım varsa masamda. Hiç içmesem onu, o hep orda dursa (da olur.) Havanın kapalı olması tercih meselesidir aslında. Bir de gecenin geç saatleriyse, içimdeki yazma hevesi, kafamdaki kurgu dünyası durmaz.
Başak İşur #6
Geceleri sesler çekildiğinde kulağımda sadece gündüzün yorgunluğundan sonra hava kaçıran bir lastik gibi dip ses kaldığında.. Tuhaf bir boşluk hissi ile beraber sözcükler dökülmeye başlıyor. Nadir zamanlarda vapur yolculuğunda ve özellikle yanımda kağıt kalem yoksa :) O zamanda telefon mesaj kısmı imdada yetişiyor.
??? #7
Zaman fark etmiyor...Sessiz ve yalnız kaldığım bir oda da daha iyi yazabiliyorum..
??? #8
Sabah saatlerinde daha bilinçli, geceleri ise daha cesur yazılıyor diyenler var. Bu önermenin bana sıklıkla uyduğuna tanık oldum. O yüzden yazma kısmını akşamları, toparlama kısmını sabahın en erken saatlerinde yapmaya başladım. İşe de yarıyor. Tavsiye edilir.
??? #9
vakit farketmeksizin yalnızken yazabiliyorum..
??? #10
yazmak için yalnız olmak şart bence de.. ben de yazıyorum rahatlamak için yazıyorum. içimdekini görmek, dışarı çıkarmak için yazıyorum. kalabalık da olursa dikkatiniz dağınık oluyor ortaya çıkanın edebi değeri yüksek olmuyor.
N. Özgün Erbulan #11
Gece yazanlardanım. Güzel bir şeyin ardından da yazabilirim, kötü bir şeyin ardından da. Sarhoşsam yazmaya çekindiklerimi rahatça yazarım.
??? #12
bnce enii zaman dilimi sabah.. Yani hem zihnin en açık olduğu zaman hem de en cin fikirlerin gün yüzüne çıktığı zaman . Siz hiç seher vakti balkonda yazdınız mı ? İnanın beni büyülediği bi gerçektir. Gece yazamıorm .. Çok denedim . Yazınca da hep melankoli kokuyor yani herkese hitap etmiyor anlayacağınız.. Bana en yakışan yer burası ama orasını karıştırmayalım şimdi. sabah yazmak iidir , bnce tbii ki . Seher vakti yazmadan ölmeyin diyeyim de ;)
Başa Dön