"Bazı metinler vardır ki, okuyucu onları anladığını sanır ama aslında metin onu anlamıştır." - Umberto Eco"

İşgünü

Alman bayan yazar Herta Müller'den bir öykü.

yazı resim

Sabah beş buçuk. Saat çalıyor.

Yataktan kalkıyorum, elbisemi çıkarıyorum, yastığın üzerine seriyorum, pijamamı giyiyorum, mutfağa gidiyorum, küvete çıkıyorum, el havlusunu alıyorum, bununla yüzümü yıkıyorum, tarağı alıyorum, bununla kurulanıyorum, diş fırçasının alıyorum, bununla taranıyorum, banyo lifini alıyorum, bununla dişlerimi temizliyorum. Sonra banyoya gidiyorum, bir dilim çay yiyorum ve bir fincan ekmek içiyorum.
Kol saatimi ve yüzüklerimi çıkarıyorum.
Ayakkabılarımı çıkarıyorum.

Merdiven başına gidiyorum, sonra evin kapısını açıyorum.

Asansörle beşinci kattan birinci kata iniyorum.
Sonra dokuz basamak çıkıyorum ve caddedeyim.
Gıda maddeleri dükkânından bir gazete satın alıyorum, sonra durağa kadar gidiyorum ve bir gevrek satın alıyorum, ve, gazete büfesine varınca tramvaya biniyorum.

Binmeden üç durak beride iniyorum.
Kapıcının selamını alıyorum, sonra kapıcı selamlıyor ve yine pazartesi geldi sanıyor, derken bir hafta yine sona eriyor.

Büroya gidiyorum, görüşmek üzere diyorum, ceketini yazı masasına asıyorum, portmantonun yanına dikiliyorum ve çalışmaya başlıyorum. Sekiz saat çalışıyorum.

Çev. Muallâ Öztürk
*) Herta Müller: Niederungen [Çukurlar], Reinbek bei Hamburg 1993, s. 142. (= rororo Bd. 13360)

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön