"Yazmak, varoluşun o lanet olası boşluğunu doldurma çabasıdır, ta ki bir sonraki kahve molasına kadar." - Albert Camus"

Şükrettim

Sadece düşledim, ben gerçeğim. Ruhu özgürüm...

yazı resim

Aralık sabahı. Kış güneşi dokundu yüzüme. Bir an, eridiğimi hayal ettim, tüte tüte. Her zerremin boşluğa karışmasını düşledim. Sessizliğe İncesaz ezgisi karıştı, salındı ruhum. Hislerden sırılsıklam oldu yüreğim.
Uyandı bedenim, kollarımı kanat misali açtım, nefes nefese kalana kadar döndüm, döndüm. Müzik doldu gözlerim, sevinçli-hüzünlü bir yağmurun mısraları damladı içime. Ağaç kökleri gibi toprağa tutundu ayaklarım, filizlendi dallarım, uzandılar gökyüzüne, Güneş'e. Gövdem kabuklandı, üzerinde karıncalar
dolaştı, dallarımda yuva kurdu saka kuşu, yapraklarımda tırtıllar kelebek uyandı. Sadece düşledim, ben gerçeğim. Ruhu özgürüm...

Gündüzün bir yarısı karanlık. Bulutların içi fırtına. Deniz günışığını yutacak gibi dalgalanır. Korkuyorum bilinmezden. Gecenin bir vaktinde endişe kabuslarıyla uyanırım. Rüzgarın sesinden bile ödüm kopar.
Korkularımın kafesine sığınıyorum.
İşsiz, aşsız, adsız, sansız kaldığım düşer aklıma, ürperiyorum. Kimse olmaktan, üşümekten, acı çekmekten, yaşlanmaktan, ölmekten korkuyorum.
İçimdeki iyiyi çıkamayacak kadar derine gömüyorum, kötülüğü sahiplendiğimi bilmeden. Vicdanımdan korkuyorum, adaleti fısıldadığı için. Vicdanımı susturduğum gün, adil olmayı hırslarımın rehberliğine teslim ediyorum, korkulara tutsak. Bu ben değilim. Hayat.

Şükrediyorum. Günışığındayım...

Yaşam denen panayırda gördüklerime, duyduklarıma şaşırdım. İnanmadım. Sessizce seyre daldım her köşesinde, görünmez oldum. Bir fanusun içindeymişçesine güvende, ortasında oysa her şeyin, kendimle kaldığım için şükrettim. Sadece sonsuz Aşk ile...

eylül

KİTAP İZLERİ

Çıplak ve Yalnız

Hamdi Koç

Hamdi Koç’un Hafıza Labirentinde Unutulmaz Bir Yolculuk: "Çıplak ve Yalnız" Hamdi Koç’un "Çıplak ve Yalnız" romanı, okuru daha ilk cümlesiyle yakalayan o nadir eserlerden: "Amcam
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön