Büyüyelim dalga dalga severek, çok gülelim
Güneşle gülelim, yağmurla da,
Gülmezsek nasırlaşırız dudaklarımızdan,
Nasırlaşmayalım, koca bir deniz olalım,
Kocaman hayaller kuralım,
Boğulalım denizde,
boğuldukça içiçe olalım, sevinelim,
içiçe kaldıkça sevelim,
Düştükçe kalkalım, damla damla ağlayalım
içiçe özgür kalalım her an
yüreğimiz kadar farklı olalım, beyazı da sevelim, siyahı da
ama bunu sorgulamayalım, sevelim ve sevilelim,
Kendi kendimizle çeşitlenelim, bölünmeyelim,
Kendi kendimizle birleşelim, böldürtmeyelim…
bitirdikça başlatalım ve durdukça başlayalım...
Tüm bunların hepsini aynı olan tek birşeyle
ama farklı olan yüzmilyonlarca şeyle yapalım;
O kadar çok olalım ki sonra,,
dört bi yana dağılalım,
dağıldıkça şaşıralım,
şaşırdıkça öğrenelim ama öğrendikçe paylaşalım,
kullanalım...
yepyeni yerler görüp yepyeni sular
ve yepyeni topraklara sürünelim,
ekelim biçelim,
ektiğimizi biçelim;
heepsinin de içine barış katalım,
içine biraz su katıp yoğuralım,
minik minik barışlar getirip dünyaya koca bi huzur alalım karşılığında.
Herşeye her geçen gün çok daha fazla anlam verirken tek bir şey olsun anlamı değişmeyen: Şanslıyım,burdayım,kullanmalıyım,
içine her zaman barış katmalıyım!!!
Ve gitgide daha da büyüyüp yayılalım,
farklı yerlerden tek bi dünya yapalım,
başına da birilerini oturtalım...
Sadece birilerinden fedakarlık ederek biz kendi işimize bakalım,kendimizi de ona bırakalım,
ve ona baktıkça içini görelim,
aşktan içimize sokalım,
öylesine samimi olalım...
Biz o oldukça o daha çok biz olsun...
Sadece kendi olsun...
Planlar yapalım,
sakın ola aynı yerde durmayalım,değişelim,değiştirelim,
büyüyelim büyütelim,
yepyeni tatlar ve hep aynı insanlar tanıyalım,
çok farklı ve aslında hep aynı...
Onun bulduğunu getirelim,
şunun verdiğini alalım,
karşılığında bişey verelim ama içine heeepp barış koyalım...
Barışlar alıp barışlar da satalım...
Öyle dönemeçsiz yollar yapıp öyle doğrudan yaşayalım ki her aradığımızı bulalım.
Bazen kaybolalım ama pusula nedir bilmeyelim,
kalbimizi yeter ki hep cepte tutalım...
Ve sonra gidelim, gidelim, gidelim,
dereler tepeler aşalım,
kaybolup görünelim;
ama eninde sonunda geri dönelim,
bir gitmişken iki dönelim;
çok ünlü olalım,
kendimizi duyuralım,
almışken tüm her yerden tadımızı,
gidermişken merakımızı,
dört bir yana kucak açalım,
cümle alemi çağıralım;
ama bir de şart koşalım:
”Giremezsin yoksa barışın”