Bardağı Taşıran Damla
Hep kendinden söz etmek, klasik hasta psikolojisi mi… başka bir şey yokmuş gibi…
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Hep kendinden söz etmek, klasik hasta psikolojisi mi… başka bir şey yokmuş gibi…
Şunu çok iyi anlamamız gerekir: Biz bu dünyaya diğer insanları mutlu etmeye, onlara yaltaklanmaya ve yaşantımızı onların istediği şekilde sürdürmeye gelmedik. Dolu dolu yaşamak, sevmek, sevilmek, öğrenmek, bilgilenmek, olgunlaşmak ve hayattan keyif almak için geldik. Kendimizi her açıdan tamamlamak, tatmin etmek, sevgimizi ve umutlarımızı en derin ve en
Bayram’ın cipi ile Samsun’a gidiyoruz... Ben kol destekli baston kullanıyorum... İzmir’den yola çıktık... yolda cip arıza yaptı... Eskişehir...(Sivrihisar. sanayiye girdik... Neyse tamir bitti... Ankara’ya doğru gidiyoruz...
Bu makale, bilişsel şemaların dönüştürülmesiyle beslenme ve kilo arasındaki ilişkinin incelenmesini konu almaktadır. Bilişsel şemalar, bireyin çevresindeki dünyayı anlamak ve anlamlandırmak için geliştirdiği bilişsel yapılar, bilgi örüntüleri anlamına gelir. Bilişsel şemalar, bireyin algısını, yorumunu ve tepkisini etkiler. Bilişsel şemaların dönüştürülmesi, bireyin gerçekçi olmayan, aşırı veya olumsuz düşüncelerini fark
MS denilen ve sebebi bilinmeyen rahatsızlık, öğrenilmiş çaresizlik deneylerinin insan üstünde uygulamasıdır.
Zaman algıdan ibarettir ve tamamen algılayana bağlı, yani izafi/göreceli bir kavramdır. Zamanın göreceliğini rüyalarımızla açıklayabiliriz. Saatlerce sürdüğünü zannettiğimiz rüyalarımız, aslında birkaç dakika ya da birkaç saniye sürer.
Russell, Kierkegaard, Tolstoy gibi düşünürler, dinsizlikten ziyade, dinin neden olduğu ahlaksızlık olgusuna ısrarla dikkat çekerek, çok önemli toplumsal bir gerçeği açığa çıkarırlar. O halde, eğer "dinin ahlaksızlığı" söz konusu ise, dinin, aslında "ahlaksızlığın dini" konumuna düşmesi de kaçınılmaz olabilir.
Ben psikolog değilim ama belki yazmayı sevmemden biraz; şimdi umursanmak insanlar tarafından nedir daha doğrusu bağlı ve bağımlı olmak aynımı bir iltifat bir mesaja cevap gelmeyince hamen buarkadaş beni umursamıyormu yok efendim benle resim çektirmedi bunlar umursnama değil gel geç şeyler bu hayatta bir hedefi güzel bir uğraşısı
Peregrinus Sendromu, ortam veya çevre değiştirdiği vakit bir bireyde geçici olarak ortaya çıkan eksensiz davranış ve konuşma alışkanlığıdır.
Parçalanan ve yeniden birleştirilen, vadesi dolmuş ya da yeni elde edilen.. Olması istenen, her karşılaşmada içinde iz bırakan... "Ben bunu istiyorum" denilebilecekse, kendine kattıkların neler ise bunlar akla geliyor ister istemez.
Bir huzursuzluk, endişe, bunalım ve korku yaratan durumla yüzgöz olunduğunda daha önce kendine düşünce anlamında
Sessiz tinimin özsuyu gümüş bir çizgi gibi çenemde birleşip, kucağıma akarken, düşündüm.
“ Gözyaşlarının tadı neden tuzludur?”
“ Denizlerin ve Okyanusların suyu neden tuzludur?”
"İsterik Güç: İnsan bedeninin kriz anlarında sergilediği olağanüstü performans fenomeni. Normal şartlarda kullanılmayan kapasitenin, hayati tehlike durumlarında ortaya çıkmasıyla annelerin araba kaldırması veya zayıf kişilerin güçlü saldırganları alt etmesi mümkün olur. Bu bilinçsiz tepki, vücudun acil durum moduna geçerek sınırlarını aşmasıdır."
Şizofreni, genç erişkinlikte başlayan, düşünce ve gerçeklik algısını bozan karmaşık bir ruhsal hastalıktır. Sanrılar ve halüsinasyonlarla karakterize olan bu durum, sadece hastayı değil, ailesini ve çevresini de etkiler. Toplumda yaygın inanışın aksine "bölünmüş kişilik" değil, gerçeklik algısında bozulmadır. Bu kronik bozukluk, kişinin en verimli dönemlerinde ortaya çıkarak yaşamın
Şu anda karşınızdaki bilgisayar ekranının, yazı ve resimleriyle, parlak ve canlı renkleriyle, aslında beyninizde izlediğiniz üç boyutlu bir görüntü olduğunu biliyor musunuz? Dokunduğunuz klavyenin, parmaklarınızın üzerinde gezindiği tuşların da aynı şekilde beyninizde dokunduğunuz klavyeye ait olduğunu?.. Söz ettiklerimiz bir varsayım değil, bilimsel gelişmelerle ortaya konmuş kesin bir gerçektir.
Görme algısının ardındaki bilimsel mucize! Gözlerimizden giren ışık, retinada elektrik sinyallerine dönüşüp tamamen karanlık bir ortamdaki beynimize ulaşır. Beynimiz bu sinyalleri yorumlayarak, renkli ve üç boyutlu bir dünya algılar. Sandığımız gibi dünyayı doğrudan görmüyoruz - algıladığımız her şey aslında beynimizin ustalıkla oluşturduğu bir yorumdur.
Her zaman Dejavu deriz ve Dejavuların hayatımızı nasıl değiştirdiğini izlemeyiz . İzleyince anlıyacaksınız İz düşümlerini