..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir şey yaşam kadar tatlı değildir. -Euripides
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - 1. Bölüm
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Gel Yokla Beni
Suna Türkmen Güngör
Şiir > Lirik

Gel Yokla beni Sana doğru geliyorum sevdiğim, Gönül kapısını aç bekle beni. Sevdasından kara bağrım dövdüğüm, Külleme ateşi, yak kokla beni. Al bir tutam saçım sineye doldur, Sarıl yıldızıma geceyi güldür, Bitir ayrılığı yolları kaldır, Doğsun güne yüzüm bak sakla beni. Yatmazsam göğsüne bir gün, ölürüm, Bu aşk ateşinde donar kalırım, Gönlünde acı bir şiir olurum, Hep güzel anıyla, yaz ekle beni, Duvardan resmimi kaldırdığınd

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Roman > 1. Bölüm
181 
 Kudüs Yolunda  (Bülent Efe)

Kudüs Haçlı Krallığına karşı kutsal bir savaşa çıktığını zanneden, Anadolu hümanizmi ile karşılaşan genç bir bey ötekilerin arasında tensel aşkı bulur, eski düşmanlarının içinde yaşamaya başlar, haçlıların vatanında kahraman gibi karşılanır. Ancak ruhu arayışın sancılı döngüsüyle cezalandırılmıştır. Doğduğu coğrafyaya geri döndüğünde,kendisi ile olan savaşına katılacak yoldaşlar bulur. Tutuklanıp ölümü beklediği bir anda öyküsünü anlatmaya başlar.
182 
 Çapulcu Manyak - 8  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Mutfağa doğru koşturuyorum. Ocağı yanık unuttum sanıyorum. Bakıyorum, düğme kapalı konumda, çaydanlığın altında ateş yok; yani söndürmüşüm. Her ihtimale karşı çaydanlığı ocağın üzerinde alıp tezgahın üzerine koyuyorum.
183 
 Demokratik Deliler Devleti - 28  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Konuş bakalım Dedikoducu! Bu adam kim ve serveti nerede saklıyor?” dedi. “-Şey efendim şey... Servet yok, ben sizinle konuşmak için bu yalanı uydurdum. Aslında şey, şey...” dedim. Birden kükredi, üzerime yürüdü. “-Sen benimle alay mı ediyorsun? Bu ne cür'et! Ben seni gebertmez miyim?” dedi. Kendimi topladım ve son bir hamle ile “-Efendim, asıl meseleyi söyleseydim herkes duyardı ve iş bozulurdu. İşin aslı şu: Tek Kulak size karşı bir darbe hazırlığı içinde...” deyip bütün bildiklerimi bir solukta anlattım. Beni dinledi. Konuşmam bitince birkaç dakika hiç konuşmadı. Acaba inanmamış mıydı?
184 
 Demokratik Deliler Devleti - 24  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Baktı, baktı... Ölü kedinin bedenini kokladı, kafasına yüzünü defalarca sürttü. Sanki bu cansız varlığa can vermek istiyormuş gibi bir çırpınışı vardı. Gözlerim yaş doldu. Ağlamak istemesem de gözyaşlarımın akmasına engel olamadım... Küsmüş bir ifade vardı yüzünde, bir kere daha şansını denedikten sonra gidip gitmemek arasında bir tereddüt yaşadı. En sonunda ayrılmaya karar vermiş olmalı ki hızla oradan uzaklaştı. Çılgınlar gibiydi, son hızla koşuyordu.
185 
 Demokratik Deliler Devleti - 31  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

-Haklısın, buradaki hayat monoton, kısır bir döngü. Ama buna rağmen bir şeyler yapılabilir. Mesela etrafımızdaki insanlara yardım edebiliriz. Onlara yardım edebilmek için illaki maddi bir şeyler vermek gerekmiyor. İnsanlara sevgimizi verebiliriz, onların sorunlarını dinleyebiliriz, bildiğimiz çözümler varsa bunları önerebiliriz.
186 
 Sevginin Gücü - 3. Bölüm  (selçuk erkol)

...bir an yüzünde bir tebessüm belirdi. Mehmet’in dediklerini düşünerek, “belki de eyledir” dedi, kendi kendine. Sonra tebessüm kayboldu; yüzünde, onun yüzünde bu güne kadar hiç görülmemiş bir korku belirdi ve “yok yok. Bu başka bir ağrı. O gadar goley deeil.” diye geçirdi aklından
187 
 Göçe Göçe - 13  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

İki bebek öldü. Bunlardan biri Alaz bebek. Tabii diğerine de üzüldük, ama Alaz bebeğe daha fazla... Anasının yanına gitti. Çok kısa sürdü bu dünyadaki yaşamı Alaz bebeğin. Belki de anası, onun hasretine dayanamayıp yanına istedi ve Tanrı da bu dileğini kabul etti.
188 
 Çapulcu Manyak - 23  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Büyücünün elindeki teleği çekip aldım, önce sol gözüne sonra sağdakine sapladım. Bağırmadı. İteleyip sedirin üzerine düşürdüm. En sonunda da boğazını bütün gücümle sıktım
189 
 Köpeğin Adı Badi - 76  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Bahçenin her tarafını dolaştım, dikkate değer bir şey göremedim. Verandayı inceledim, içinde çiçek olmayan boş bir saksının dibinde kanlı bir mendil dikkatimi çekti.
190 
 Köpeğin Adı Badi - 69  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Kenan Baba'nın hastaneye yatışının on ikinci günü. Yağmur atıştırıyor, ıslanmamak için merdiven altına girdim. Bir-iki metre ötemden küçücük bir derecik akıyor, yağmur şiddetini artırınca derecik genişliyor. Benim olduğum yere kadar su çıkar mı diye endişeleniyorum.
191 
 Günlük - 10  (Arzu Menteşeoğlu)

Yaşamın sanat haline getirilmesi. Kendimi bir enstrüman olarak değerlendirirsem, istediğim; onunla yapabileceğim herşeyi son noktasına kadar yapabilmek.
192 
 Demokratik Deliler Devleti - 27  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Ay, yattığım yerden görünüyordu. Hem aya bakıyor hem de sayıyordum. Bir ara aya gitmeyi düşündüm. Aslında nasıl bir yer olduğunu bilmiyordum, ama dünyaya benzer sanıyordum. Oradaki denizleri, gölleri, akarsuları, ormanları hayal ettim. Acaba bizim gibi insanlar da var mıydı? Ya hayvanlar? Neden olmasın? Sonra, lisede öğrendiğim bilgiler aklıma geldi, ayda hayat yoktu. Keşke olsaydı!
193 
 Zara'nın Dünyası - 1  (Arzu Menteşeoğlu)

Geçtiğim kapıdan sonra indiğim ormanda rastladığım o adam, sonra müzik çalan o genç, şehirde konuştuğum manav...Şimdi de bu... Hepsi bana burada beklendiğimi söylüyorlardı.
194 
 Hergele Mustafa'nın İlkel Hikayesi  (Cumhur Çırnaz)

Bir sahil hikayesi...
195 
 Köpeğin Adı Badi - 47  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

“Kendini sessizliğin, bu engin denizin içine bırak. Korkma, bu ölüm gibi bir şeydir ama aynı zamanda tadına doyulamayacak bir mutluluktur.”
196 
 Köpeğin Adı Badi - 42  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Ben sahipsiz özgür bir köpekliği, sahipli esir bir köpek olmaya tercih ederim. Bunu ona nasıl anlatabilirim?
197 
 Demokratik Deliler Devleti (3d) - 1  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

-Delilerle ilgili masalları ancak ve ancak bir deli anlatırsa inanın.-Sanki, masal anlatayım diye de insanlar deli oluyordu!
198 
 Demokratik Deliler Devleti (3d) +18) - 7  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Merak ettim. Yoksa saçma sapan şeylere mi gülüyorlardı? Evet, öyleymiş. Çünkü biri “Köfte!” diye bağırınca hep birlikte basıyorlardı kahkahayı. Diğeri “Tren kaçtı!” deyince yine kahkaha… Çok yaklaşmış olmalıyım ki orta boylu, kumral saçlı olanın dikkatini çektim.
199 
 Göçe Göçe - Balkanlara Bırakılan Alaz Bebek - 15  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Ölenler zaten korkaktılar ve gittiler; ya bu kalanlara ne demeli? Bunların da hemen hemen tamamı hayatından bezmiş, direncini kaybetmiş, diri ile ölü arası bir varlık oluvermişler. Silkinmeleri, üzerlerindeki ölüm bulutunun içinden çıkmaları; hayat güneşinin ışığına doğru koşmaları gerekiyor.
200 
 Köpeğin Adı Badi - 48  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Keşke okumasaydım. Çünkü şimdi bir türlü “Acaba Kenan Baba öleceğini anladı da mı böyle yazıyor?” sorusunu aklımdan atamıyorum.O ölürse ben ne yaparım? Halim nice olur!

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17  Sonraki Sayfa




son eklenenler

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © , 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.