..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Her gün yeniden doğmalı. -Yunus Emre
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Ertuğrul ERDOĞAN
Ertuğrul ERDOĞAN - ERDOĞAN'LA EDEBİYAT
Site İçi Arama:


Eleştiri
  Martının Gözyaşı (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Haziran 2007 21. YÜZYIL 

“ Koğuş kaaalk!!!...” sert komutuyla askerler yataklarından göz çapaklarını temizleyerek uyandılar. Çavuşun, ikinci komutuyla birlikte, yatakların üzerine demir para atılsa zıplatacak cinstendi.

  Külah Düştü Nal Göründü! (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Ağustos 2008 Günlük Olaylar 

Planlı ve programlı çalışmıyorsanız, ne siyasette, ne bilimde, ne de 2008 Beijing Olimpiyatları’nda başarılı olabilirsiniz! Başbakan, olimpiyatların tüm spor dallarında döküldüğümüz sırada; “ Bir kişi tek başına sekiz altın alıyor, bizim bir altınımız bile yok. Olimpiyatlarda bizlere yakışmayan bir neticenin çıkması, böyle külahımızı önümüze koyup düşünmemizi gerektiriyor” demiş.

  Alman ve Türk Yolcuları (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Eylül 2010 Türkiye 

Berlin’in ünlü caddelerinden Under den Linden’de otobüs durağa yaklaştığında yolcular sıra olmuş ve birbirlerine en az bir metre mesafede kimseyi rahatsız etmeden içeriye giriyorlardı. Şoför, şık giyimli üniformasıyla yolcularına gülümsüyordu. Otobüsün içi, yolcuların saldığı parfüm kokularının hoşluğunda kalabalık değildi. Toplasanız on iki kişi bile yoktu ancak bütün yolcuların elinde ya gazete, ya da kitap vardı.

  Bekir Coşkun, Gel İnternet'te Yaz!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Eylül 2010 Politik Olaylar ve Görüşler 

Bakınız daha önce ‘Dokuzuncu Köy’den kovulup, ‘Onuncu Köy’ için Hürriyet Gazetesi’nde yıllarca yazan, daha sonra patronu Aydın Doğan’a verilen rekor Vergi Cezası sonrası işine son verilerek Haber Türk’teki ‘On birinci Köy’e umut diye transfer olan Bekir Coşkun buradan da kovuldu. Başbakan’a bu konuda sorulan soruya, Bekir Coşkun’un işten çıkartılmasında kendilerinin hiçbir rolü olmadığını söyleyince Bekir Coşkun’da; “ Başbakan’a benimle ilgili soru yöneltiliyor ve

  Bu Vatanda Nice Kitap Katledildi (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Mart 2011 Türkiye 

Ah! O 12 Eylül… Kim bilir kaç ton kitabı sobalara atıp gökyüzüne dumanını özgürce uçurup, sonra da yağmurlarla birlikte tepemize dolu gibi düşen ve beynimizi dağıtan satırlar. Bakınız o dönemin yasaklanan kitaplarına; Adalet Ağaoğlu’nun “Fikrimin İnce Gülü” , Yaşar Kemal’in “İnce Memed”i, Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza”sı, Aziz Nesin, Dostoyevski, Tolstoy, Behrengi, Vasonceles gibi daha nice yazarların bütün eserleri… Kitap yasakları yalnız bizde mi? Diktatör Hitler’in 10 Mayıs 1933’de Berlin’in meydanında 20 bini aşkın kitabın ateşi Hitler’i intihara sürükledi ve yanan kitapların külleri dünyayı dolaşıp yeniden yeşerdi aydın beyinlerde… Arjantin, Şili ve daha nice ülkelerdeki kitap yasakları da cabası…

  İki Kere İki Kaç Eder? (Ertuğrul ERDOĞAN) 7 Ağustos 2011 Türkiye 

Otelin dördüncü katında asansör beklerken gözüm duvardaki “Vergi Levhası”na takılıyor ve 2009 yılı beyanında “Zarar” yazıyordu! Şaşırıyorum… Bir memurdan söke söke yılda iki ila üç bin TL alındığı bir ortamda böylesi bir otel nasıl zarar ederdi?” Sigaraya, içkiye ve benzine neden yüklenildiğini şimdi daha iyi anlıyordum… Otelin yemek işlerinden sorumlu müdürü ile sohbete dalıyoruz. “Zarar Beyan” konusunu açıyorum. Gülümsüyor ve bana küçük bir hikâye anlatıyor; “Büyük bir iş yerine muhasebeci alınacakmış. Patron odasına ilk giren muhasebeciye sorar; ‘İki kere iki kaç eder?’ Muhasebeci hemen ‘dört’ dediğinde kapıyı gösterir. Sıradaki gelir

  Trt Artık Çağdaş Değil, Yandaştır! (Ertuğrul ERDOĞAN) 23 Eylül 2013 Türkiye 

1968 yılının yaz aylarında Ankara Cebeci’deki Doğan Yayınevi’mizin birkaç yüz metre ilerisindeki “Grundig” mağazasının koyu mavi tonlarındaki vitrininde ilk kez siyah-beyaz ekranla tanıştığımda henüz on yaşındaydım. Vitrinin önü kalabalıktı. Ellerinde çekirdekleriyle, getirdikleri küçük taburelere oturanlar ekranda beliren ve zaman zamanda kayan Gençlik Parkı’nın köprü desenli siyah resmine bakıp acayip gördüğümüz kutucuk içinde neler olup biteceğini merakla bekliyorduk. Yayınevimize kalın çerçeveli kara gözlükleri ve çizgili siyah takımları içindeki ağabeyimiz hemen

  Bizi Kimler Aptallaştırıyor? (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Ekim 2013 Türkiye 

Yakın zamanda ülkemizi ziyaret eden İtalyanların dünyaca ünlü yazarı Umberto Eco, “Dünyanın yarısı aptal!” demişti. Biz bunu Aziz Nesin’in Türk Halkı’nın bazıları için %60’ı aptal dediğinde kıyameti koparmış ve Aziz Nesin’i Sivas’ta onlarca aydınla birlikte yakma girişimi yaparak aforoz etmiştik! Şimdi yıllar geçtikçe ve başımıza gelen ilginç ve traji-komik olaylardan sonra Aziz Nesin’e hak vermeye başlayanlarımız bile olmuştu! Ben bu iki söz üzerine çok düşündüm...

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Aralık 2013 Yazarlar ve Yapıtlar 

Kafesteki Kalp’i okurken zaman zaman hüzünlenecek, zaman zamanda gülümseyeceksiniz. Kitapta Hacı Ferit Amca var ki, bakın onu nasıl kandırıyorlar. Not aldığım bölümü aynen veriyorum: “Hacı Ferit Amca çok dindardı. Torununun sinemaya gitmesine asla müsaade etmezdi. Ama olayı çözmüşlerdi bir şekilde filmin gerçek adı sayesinde.

  Ayaz Bebekli Ülke (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Aralık 2013 Günlük Olaylar 

Yeni yıla hep umutla girmek isteriz. Kimisi çok para olsun diye, cebine para koyar. Kimi bayanlarda uğurlu gelsin diye gecenin bir yarısında kırmızıyla donlanırlar! Kimisi pijama terlik dediğimiz PTT’nin cılız ve sönük kutlamalarında, kimisi de, ayaz bebeğini naylon brandadan sızan soğuğa teslim edilen ölümün acısında… İşte ayazdan ölen 40 günlük bebeğin konulduğu koskocaman bir tabut! Aslında biliyor musunuz, bu büyük tabutun içinde yolsuzluğa bulaşan bedenlerin tüm günahları da var! Tertemiz ve günahsız bebek, kirli yüzleri gördüğünde bir kez daha titreyecek ve minicik elleri yakalarından hiç inmeyecek!

  Akp Neden Kazanıyor? (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Nisan 2014 Politik Olaylar ve Görüşler 

“Ankara’nın bağları büklüm, büklüm yolları…” diye devam eden bir şarkı şu günlerde dillerden düşmüyor… Benimde doğup, büyüdüğüm Ankara denildiğinde insanların aklına kim bilir neler, neler gelir… Neyse akıllarda tilkiler dolaşa dursun Ankara’ya bir gidişimde Ulus semtinde eski işyerimdeki arkadaşlarımı ziyaret etmek için bağlarında olmasa bile yollarında yürüyorum… Başım önümde düşünüyorum, ‘bu memleketin hali ne olacak?’ diye… Yerde kartvizitler görüyorum. Anadan üryan (yani çırılçıplak) kadın resimleri… Alt köşesinde ise telefon numaraları… Birkaç adım gidiyorum yine değişik erotik kadın resimli kartvizitlerin sonu yok gibi… Bu kez...

  Serbest Bırakılanlar Ülkesi (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Temmuz 2016 Türkiye 

Ülkemi bir baştan başa gezerek adaleti arayacaktım. Aracımın suyuna, yağına, lastiklerine baktırdım. Bir de cebimdeki paraya… Tüh Allah kahretsin! Zorunlu Trafik Sigortası’nı unutmuştum. Bitmesine birkaç gün var. Bir araştırma yaptım. Geçen sene yatırdığım sigortanın iki misli pahalılaşmış. Daha yola çıkmadan adaleti bulamadım! Bir gecede Ankara’nın meclisinden çıkıvermiş, sonrada Beştepe’deki sarayda onaylanıp Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş! Girmiş girmesine de emeklisi sızlana sızlana, zengini de güle oynaya aynı pirim tutarını kuzu kuzu ödüyorlarmış! Ne bir protesto var! Ne de bir sezeriş! Hem olsa ne olacak ki? Birkaç kişi toplandığında biber gazlı, TOMA’lı polisler, hak arayanların başına üşüşmeyecekler miydi? Daha yola çıkmadan adalet kayboluvermişti. Neyse, prim tutarını sızlanarak ödeyip yola çıktık. İstanbul trafiği kalabalık, aracımın önüne dansöz kıvraklığındaki makasçıları ve yayalara yanan kırmızı ışıklarda araçların...

 

 



“Anne rahmine düsme sansini yakalayan insanoglu, yer yüzünde insanca yasamadan ve bir baskasina yasama sansi vermeden yapamiyor. Yüz yillardir, insanlar arasindaki kisir çekisme ve Tanri’nin bize lütfettigi dünya üzerindeki degerlerin tek sahibi olabilmenin mücadelesi yaninda, bu degerlerin iyi paylasilamamasi sonucu, insanin, insana yaptigi en büyük kötülük olsa gerek…

Mutlu ve iyi yasami yakalamak, bize en yakin olan beynimizin içinde olmasina karsin, biz insan oglu, elimizdeki en kiymetli degerlerden bikmak ve daha iyisini elde etmek ugruna uçurumun dibinde dans ediyoruz. Elimize, dilimize ve belimize sahip olamamanin cezasin da agir ödeyerek, kendimizi mahvettigimiz gibi gelecek nesil dedigimiz çocuklarimiz olan yani basimizdaki en kiymetli varliklarimizi da birlikte felaketin esigine sürüklüyoruz…

Tok olanin açin halinden, zengin olanin ise fakirin halinden anlamadigi, sevginin ve hosgörünün yani sira paylasimin cimrilesmeye yüz tuttugu dünyada, insanlarin bu tavirlarini sürdürmeleri durumunda, çok insanlarin bunalimlar içinde yasamaya, yüzyillar öncesi oldugu gibi, yine bundan sonraki yüzyillar içinde de devam edecege benziyor… Paylasim kavraminin ne oldugunu bilmeyen ve ögrenmekte zorlanan insanlar, kendilerine ve çevrelerinde olusabilecek kaoslara da her an hazir olmali… Biz insanlar, dünyanin gidisati içinde, terörün korku saldigi, savaslarin kol gezdigi, açligin alabildigince çogaldigi, insanin insana tahammül gücü kalmadigi, issizligin çig gibi büyüdügü, yesilligin katledildigi, kisacasi, iyi günlerin çok az, kötü günlerin ise yogun oldugu bir dünyada sizlaniriz. Eger, Tanri’nin bize sundugu güzel seylerden zevk alabilmek için açik yürekli olsak, üzerimize gelebilecek kötülüklerde, ona katlanmak için de yeterli derecede kuvvetimiz olurdu…

Sicak ve mutlu yuvamiz dedigimiz dört duvar arasinda yalniz kendi benligimizi düsünerek yasam felsefesini kabul edip, bana dokunmayan yilan bin yasasin tarzi görüsüyle, disarida ve olasi zor yasam içinde bulunanlari, örnegin bir sokak kösesinde, sürünmeye mahkum birakilan ve hepimizin seyrettigi küçük çocuklarin yasam çirpinislarina seyirci kalmak , okula gidecek malzemeyi bulamayan, bulsa da kilometrelerce karli ve çamurlu yollari asan yorgun çocuklarin okuma mücadelelerini ve çocuguna hakki olan sütü dahi alamayan ebeveynlerin, ne yapacagina ortak olmadan, onlarin sorunlarini gidermek için mücadele vermeden güle oynaya yasadigimiz sürece, bir gün, disarida olusabilecek ejderhanin, bizlerin de kapisini çalacagina her an hazir olmamiz gerekir…

Yüz yillar öncesinde tarihin sayfalarinda da kanit olarak bulunan, hirsli iktidar sahipleri, güçlü olmayi ispat ve doyumsuz egolarini tatmin etmek için, egitimsiz insanlarin olusturdugu kalabaliklari, ellerinde bulundurduklari silahlarla yönlendirerek, yine insanliga en büyük zarari vermeye devam ediyorlar, insanlar, ne istedigini bilmeden yasamaya devam ettikleri sürece, bundan sonra da bu tür krallari ve delileri tarih sayfalarinda nesretmeye devam edecek gibi görülmekte. Insanligin, daha iyi bir dünya için, önce, “insan gibi dünya insani olmak” kavramini betimleyerek ve özümseyerek her bireyin yaptigi ve yapacaklari yanlisligin tüm insanlara ve onlarin geleceklerine ve genlerine yansiyacagini bilerek hareket etmeleri yani sira, kaliteli ve ne yaptigini bilen egitimli insan olmalarinin gerekliligi de artik su gibi kaniksanmakta….

- oğlum Ege'nin yıl sonu okul balosunda yaptığı özlü konuşmanın linkini veriyorum;

http://www.youtube.com/watch?v=TbxCHA8NdaM

ertuğrul erdoğan
"biz bizde miyiz, biz neyiz?"
adlı çalışmamdan Bursa -2003
" Yazılarımın noter tasdiki mevcuttur"



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ertuğrul ERDOĞAN, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 23.10.2021 12:23:45